|
Atina'yı ziyaret eden yeni Rum lideri Dimitris Hristofyas, dün Yunanistan Meclis Başkanı Dimitris Siufas ile görüştükten sonra önemli açıklamalarda bulundu... Hristofyas, öncelikle Başpiskopos Makarios'tan övgüyle söz etti ve 1977 yılında Denktaş ile imzalamış olduğu anlaşmanın 'büyük bir cesaret işi' olduğunu söyledi... Hristofyas, "çok önemli bir kişi olan Makarios'un atmış olduğu bu adımı, çok az kişi atabilirdi" diyerek şunları ilave etti: "Makarios, 1977 Doruk Anlaşmaları aracılığıyla üniter devletin, federasyona dönüştürülmesini kabul etmişti. Bunu yaparak büyük bir adım attı ve tarihi bir uzlaşma sergiledi. Bu tarihi uzlaşı, hayatımızı değiştiren, hiçbir zaman alışık olmadığımız, Kıbrıslı Rumlar'ın, Kıbrıslı Türklerin yönetimi altında yaşamasını öngören bir uzlaşıydı. Bunun yurt dışında unutulmakta olması çok büyük bir sorundur." Hristofyas'ın buraya kadar söyledikleri, genelde Kıbrıs Rumları'nı ve Yunanistan'ı ilgilendiriyor... Makarios'u bir taraftan överken, diğer taraftan imzaladığı anlaşma ile Kıbrıslı Rumları, Kıbrıslı Türklerin yönetimine terk ettiğini anımsatıyor ve olası bir çözüm durumunda suçlu görünmemek için, geçmişin unutulmamasını istiyor... Sonrasında, Kıbrıslı Türklere gönderme yaparak şunları söylüyor: "Ancak bu büyük adım, sadece Kıbrıslı Türklerin haklarının tesis edilmesi değil, bunun üzerinde bir şeydir ve elbette Kıbrıslı Türklerin haklarının tesisinin Kıbrıslı Rumların haklarının aleyhine olabileceği anlamına gelmez. Doğru denge olmalıdır. Doğru denge, adalet isminde duyulur ve bunun pratikte de yaşama geçmesi için eli-mizden geleni yapacağız." Burada ne demek istiyor Hristofyas? "Makarios'un imzaladığı anlaşma, çoğunlukta olan Kıbrıslı Rumların, Türk azınlığın yönetimine gireceği anlamına gelmez. Dengeleri ortadan kaldıramayız." Hristofyas'ın mesajı, "Yani bir avuçluk Türkler, nüfusun ezici çoğunluğuna sahip Rumları yönetmeye kalkışmasınlar..." anlamında ise birilerinin onu düzeltmesi gerekiyor... Evet; Denktaş'la Makarios arasında imzalanan anlaşma, üniter devleti ortadan kaldırıyor ve federasyona geçiş sağlıyor... Ancak; 1- Üniter devletin 1963 yılında zaten yıkılmış olduğunu unutmayalım... 2- Geçmişi yargılarken, 1974 sonrasından başlamanın doğru olmadığını unutmayalım... Osmanlı yönetiminde azınlıkta olan Ortodoks'ların, daha sonra İngiliz döneminde nasıl çoğaldıklarını, çoğunlukta olan Kıbrıslı Türklerin de gün gele nasıl azınlığa düşürüldüğünü de unutmayalım... Öyleyse, Kıbrıs sorununa çözümünü ararken, kimin, kimi yöneteceğini ve kimin, kimden üstün olacağını tartışmak yerine, insan haklarına ve siyasi eşitlik ilkesine bağlılığımızı ortaya koyalım... "Ben Kıbrıslıyım ve tüm Kıbrıslılar bu ada üzerinde eşit hakka sahiptir" diyebilir misin? Yoksa, "Ben çoğunluktayım, o nedenle seni yöneten ben olacağım" diyerek, yeni bir anlaşmayı doğmadan öldürmek mi istiyorsun? Makarios'un yaptığı hatanın üzerinden neredeyse yarım asır geçti... Bu süre zarfında dünyamız birçok değişikliklere uğradı... Sovyetler Birliği yıkıldı... Amerika, para ve silah zoruyla Ortadoğu'yu 'yeniden şekillendirmeye' başladı... Avrupa Birliği kuruldu ve 27 ülkeyi içine alacak kadar genişledi... Kıbrıs'taki bir avuçluk insanın, bütün bu değişimlerden ders çıkarmayarak, hala din ve ırk ayrımcılığı yapması ve egemenlikte üstünlük kurma gibi bir yarışı sürdürmesi 'akıl işi' değildir...
|