|
Güney Kıbrıs'taki seçimlere sadece iki gün kaldı... Geçtiğimiz Salı akşamı, EDİ Lideri Praxoula'nın verdiği resepsiyonda, AKEL Lideri Dimitris Hristofyas ile yüz yüze konuşma fırsatım oldu... Ardından ilginç açıklamalarını dinledim... Verdiği mesaj özetle şöyleydi: "Yeni dünya düzeni içerisinde Kıbrıslı Rumlar ve Kıbrıslı Türkler neden dost olmasın? Neden birlikte yaşamasın? Neden ortak bir devlette birleşmesin?" Hristofyas, detaya inmese bile, eğitim ve kilisenin, siyasete müdahalesiyle ilgili rahatsızlıklarını da ortaya koydu... Davetliler arasında hiç kimse, O'nun, Kıbrıslı Türklere yönelik dostluk mesajını eleştirmedi... Hatta genç bir kız ona şöyle seslendi: "Bütün varlığımla sizi destekleyeceğim..." Hristofyas, bu güzel söz karşısında, güzel kızı iki yanağından öperek şunları ilave etti: "Kazanırsam tüm Kıbrıslıları kucaklayacağım..." Bekleyip, göreceğiz... Son beş yıllık süreç içerisinde hükümetin büyük ortağı olan Hristofyas bunu yapamadı... Kıbrıslı Türklere yönelik faşist saldırıları önleyemedi... Tarih kitaplarının değiştirilmesini başaramadı... Kilisenin, siyasete aktif müdahalesi karşısında hiçbir şey yapamadı... Başkan seçildiği takdirde değişip, değişmediğini icraatlarıyla görecek ve tavrımızı ona göre belirleyeceğiz... Bana göre, Cumhurbaşkanlığı yarışına katılanlar arasında en gerçekçi yaklaşımı sergileyen ve Kıbrıslı Türklere karşı en dürüst olanı Kostat Themistokleus'tur... Vasiliu döneminde Tarım Bakanı olarak görev yapan Kostas, bu seçimlerde bağımsız aday olarak yarışıyor... Kazanmayacağını biliyor... Buna karşın, Kıbrıs sorununun çözümü konusunda tarihi mesajlar vermek için aday olduğunu söylüyor ve şu uyarıyı yapıyor: "Taksim'e bir adım kaldı..." Eğer yeni Rum lideri, seçimden hemen sonra Kıbrıslı Türklerin Lideri Mehmet Ali Talat ile masaya oturmaz ve zaman kazanma taktikleriyle çözümsüzlüğe oynarsa, Kıbrıs'ın sonu Kosova'dır... Yani iki ayrı devlet! Papadopulos'un iddia ettiği gibi, Kıbrıs sorununu, Kıbrıs Rum lideri ile Ankara'nın çözeceğini kabul etmeyen Kostas, şöyle diyor: "Kıbrıs sorununu çözecek olan iki toplumun liderleridir. Anavatan'lar elbette yardımcı olacaklardır. Ancak çözümün an ahtarı iki liderin elindedir. Ve Sayın Talat'ın görüşmeye hazır olduğunu en iyi bilenlerdenim..." Kıbrıslı Türk ve Kıbrıslı Rum basın mensuplarına yönelik ilk ve tek ortak basın toplantısını geçtiğimiz Çarşamba günü ara bölgedeki Chatou Club'da, Yüsel Köseoğlu'nun mükemmel çevirileriyle gerçekleştiren Kostas Themistokleus'a ilginç bir soru yöneltildi: "Kazanmayacağınızı söylüyorsunuz. Ancak kazansaydınız, seçimden sonraki ilk gün ne yapardınız?" Kostas şöyle yanıtladı: "Sayın Talat'ı ofisinden arar, birlikte Lokmacı'ya gider ve kapıyı birlikte açardım..." Bazı okurlar "Kazanmayacağını bildiği için böyle konuşuyor" diyebilir... Ancak ben bu tür değerlendirmelere katılmıyorum... Kostas Themistokleus, kazanmayacağını bilerek aday oldu... Sırf, bugüne kadar Kıbrıs sorununu çözme cesaretini gösteremeyen, Kıbrıslı Türklerle paylaşımı kabul etmeyen diğer Rum li-derleri cesaretlendirmek için... Düşüncelerini korkusuzca söylediği için, bazı fanatik Rumlar ona 'Türk kanı taşıdığını' söylüyorlar... Halbuki o, gerçek bir insan dostu... İki toplumun dostluğunu ve barışı savunan yürekli bir politikacı... Diğer tüm liderler Kıbrıs sorununun 1974'te, Türkiye'nin müdahalesiyle başladığını söylerken, o Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 1964'te yıkıldığını söyleyecek kadar cesur ve gerçekçi... Niyet olduğu taktirde Kıbrıs sorununun altı ay içerisinde çözümlenebileceğini söylüyor... Kazanma şansı olsaydı, Kıbrıs sorunu altı gün içinde de çözümlenebilirdi... O kadar iddialıyım!
|