Günahkar Hristofyas
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Nisan 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ne olursa olsun, nasıl yorumlanırsa yorumlansın, ben şahsen Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat'ı kutlamak isterim.  Talat, Hristofyas'ın Türkiye'ye ve Türk askerine dil uzatmasına ve garantörlük haklarımızın ortadan kaldırılmasına yönelik "çocuk aldatma" yöntemleri ile konuşmasına o kadar güzel cevap verdi ki onu kutlamamak elde değil. Evvela Hristofyas'ın ne dediğine bakalım.
Hristofyas şöyle diyor:
"Ankara siyasetini değiştirmemesi durumunda, çözüme yönelik yolun açılması mümkün değil.  Askersizleştirme, garantörlük ve ortaklık anlaşmasının kaldırılmasının, Kıbrıslı Türklerle birlikte talep edilmesi için, ortak lisanın bulunmasını temenni ediyorum."
Bir de Sayın Talat'ın Hristofyas'a verdiği yanıta bakalım...
"Hristofyas'ın Türkiye'yi hedef alan sözleri, ortamı zehirlemekten başka bir şey değildir.  Üstelik göz göre göre yanlış, yalan olduğu biline biline bu tür yaklaşımlar tekrarlanırsa, hem Kıbrıs Türk halkında hem de Kıbrıs sorununun çözümünde önemli bir aktör olduğu hiçbir zaman inkar edilemeyen Türkiye kırılacak, hatta öfkelenecektir.  Bunu unutmamalıdır."
Ve Talat devam ediyor Hristofyas'a yanıt olarak...
"Bana göre Hristofyas, kendi günahlarının hesabını vermelidir. B.M.'yi, bütün dünyayı aylar, yıllar boyunca aldatarak, çözüm planına 'evet' diyeceklerini söyleyerek, son güne dek bu imajı yaratarak, son gün politika değişikliğine gidip, planı reddetmenin gerekçelerini kendileri izah etmelidirler.  Ayrıca dönüp bugün, o günden bugüne politikalarının değiştiğini ve çözüm istediklerini de ıspat etmelidirler.  Yavuz hırsız ev sahibini bastırır.  Hristofyas, kendisinin yapması gerekenleri başkasından isteyerek günahlarından arınmaya çalışıyor."
Talat'ın bu sözlerinin önemli olması hesabı ile, yazıma hemen hemen can alıcı yerlerini aldım.  Belki size ters gelebilir.  Ama madem ki bu fotoğrafın hem önüne hem de arkasına bakacağız, bütün renkleri ve bütün görüntüleri gözlerinizin önüne sermek durumundayım.
Bir defa Talat'ın bütün söylediklerin harfi harfine katılmamak mümkün değil.  Hristofyas'ın günahkarlığı ne ilktir ne de son olacaktır.  Günahkar olmak çok iddialı ve çok da derin bir ifadedir.  Talat, Hristofyas'ın gerçek yüzünü görmüş ve yalanlarının farkına varmış olacak ki, artık bu saçmalıklara ve aldatmacı politikalara prim vermeyerek gerçekçi bir tavır sergiliyor.
Bence Talat'ın bu çıkışları, "bıçağın kemiğe dayanışı" gibi bir şeydir.  Bir bıkkınlığın, enayi yerine konmanın, afedersiniz aptal yerine konmanın bir başka tepkisidir.
Hristofyas'ın yaptığı bu değil mi? 
Yıllarca dünyayı aldatma politikaları ile gelecekleri yere gelmediler mi?  Geldiler.  Bundan sonra onlar nereye kadar yürüyecekler, biz nereye varacağız?  Bence en önemli cevap, bu sorunun arkasındadır.  Değişmeyen Rum zihniyet ve politikaları bizi durağan yapamaz.  Statik bir yapı içinde hayatımızı sürdüremeyiz.
Bu uzun ve zor yolda, şu "görüşmeler" maskaralığında bir hedefe varacağımızı ummak da saflık olur, kusura bakmasınlar.  Hrisofyas, belki yıllar öncesi aynı frekansta buluştuğu bir dostuydu Sayın Talat'ın.  Ama artık değildirler.  Kıbrıs Türkünün gerçek davasını kavramış, neden KKTC'yi kurduğumuzu görmüş, Ankara'sız ve Türk askersiz bir yere varamayacağımızın bilincine varmış ve bayrağı açmış bir Talat var karşımızda.
Günahkar Hristofyas bu plakları daha çok çok kez koyacak.  Plaklar dönecek, dönecek ve zamana oynamaya devam edecek.  Ve Talat da bir plak gibi uzlaşmaz ve Kıbrıs Türküne yaşam hakkı vermeyen Rumlara da, onlara prim verenlere de meram anlatmaya çalışacak. 
Şimdi şöyle düşünüyorum.  Rumlar hep Denktaş'ı suçlarlardı Kıbrıs sorununun çözümsüzlüğünde.  "Denktaş o koltukta oturduğu sürece, kesinlikle Kıbrıs sorunu çözülmez" derlerdi.  Haydi bakalım, buyursunlar şu Kıbrıs pilavına.
Denktaş o koltuktan kalktı, o koltuğa Talat oturdu.  Değişen bir şey oldu mu?  Bence Rumların ve dünyanın umut ettikleri bu değişimin bir "umut"tan öte, tam bir yıkım oldu.  Hristofyas'ın da Papadopulos'tan farklı olmadığını gördük.  Bu bir gerçekçiliktir.
O gerçekçilik de, Talat'ın ağzından Rumların çözümsüz, dünyayı aldatan ve o aldatmalarla bir çok siyasi avantajlar elde eden Hristofyas'ın günahkar olduğunda yatar.
Bence Hristofyas bundan sonra da günah işlemeye devam edecek. Hiç günahları bitmiyecek.  Bu günahları işlemesiyle kendini aklayamama gibi bir duruşu olacak.  Türkleri ezeyim derken, kendi halkına da fenalık ettiğinin farkında değil.  O Cumhurbaşkanı oldu ya.  Ötesi ona ne? Hristofyas bu türdeki seviyesiz beyanatlarla kendi aklınca Türkiye'yi ve Türk askerini dize getirecek, garantörlükler kalkacak ve aynı frekanstan sözler ederek Talat da "Türk askeri adan çıkmalı, Türkiye'nin etkin garantisi ortacak kalkmalıdır" diyerek, onun ekmeğine yağ da sürecek, bal da sürecek.  Sayın Talat bu oyuna gelir mi ya günahkar Hristofyas?  Gelmez.
Hristofyas bu balları da bu yağları da çok yer.  Ve günahkar olmaya da devam eder.
Önemli olan BM'nin de AB'nin de ve Rumlara prim veren büyük güçlerin de gerçekçi bir politika izlemeleridir.  Kıbrıs konusunda Rumların hata yapmaya devam ettiğini, Türk haklarını yemeye ve ambargolarla ezmeye devam ettiğini onlar da görmeli ve Türklere değil, Rumlara baskı yöntemi uygulamalıdırlar.  O yöntemi uygularlarken de mutlak suretti yanlı davranmamalıdırlar. 
Rumların yalanlarının kurbanı olan bu efendiler, Hristofyas ve onun gibilere prim verdikleri için daha da büyük günahkardırlar.  Bu da böyle biline...

   296 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eski akıl hastanesi n'oldu?