|
Tabii ki bir kitabı en kabadayısından bir buçuk sayfalık köşe yazısına sıkıştırmak mümkün değildir. Fakat tuhaftır: Değişmeyen bu "köşelerin" içine bazen üç-beş kelimelik cümlelerle mesela Kıbrıs sorununu da sığdırdığınızı zannedersiniz, kurulduğu günden bu yana "hangi sorunu çözdü ki" dediğimiz Birleşmiş Milletler örgütünü de! Ki Nail Atalay bu BM için şöyle der: "Dıştan çok ideal gibi görünen bu müessese; konulara hakça ve realist bir yaklaşımdan ziyade; idealist ve çıkarcı yaklaşımların çatıştığı bir global platform gibidir." Elimde 1974 Barış Harekâtı'ndan hemen sonra Kıbrıs görüşmelerinde Türk tarafını temsil etmek amacıyla gittiği New York'ta tam on buçuk yıl görev yapmış Nail Atalay'ın okumaya başladınız mıydı "acaba başka ne var" merakında ve bir solukta sonunu bulduğunuz kitabı var. "Birleşmiş Milletler'de On Buçuk Yıl"ı bir kez okudum, sonra bazı kitaplarda yaptığım gibi yeniden okuyarak benim için önemli olan kısımların altlarını çizip yanlarına notlar düştüm. BM'LERİ BİLİR MİSİNİZ: "Pöö" dersiniz bilinmedik nesi kaldı ki. Herhalde dünyada devlet mertebesine ulaşmış Kıbrıs Türk halkı kadar BM'yle özdeşleşmiş bir başka halk yoktur. Son görevi olan Ombudsmanlıktan emekliye ayrılmış Atalay işte bu "dünya örgütünü" dolayısıyla Kıbrıs siyasi sorununu anlatıyor kitabında. Ve bildiğinizi zannettiğiniz pek çok konuyu bizzat içinde yaşamış Atalay'dan, "yok yahu demek olay böyleydi ha" diye-rek bu kez doğrusu ile öğreni-yoruz. Üstelik Atalay'ın o kendine özgü mütevazi anlatımına kattığı incecik esprilerle. TC'nin BM'deki Başdelegesi Osman Olcay'dan İlter Türkmen'e, Coşkun Kırca'dan Kurt Waldheim'e, Orhan Eralp'lara Halman'lara ve ötesi pek çok ülkelerin büyükelçileriyle irili ufaklı diplomatların mücadele tarihimize kazınan BM çerçeveli adlarını Atalay'ın on buçuk yıllık görev sürecini anlatan kitabıyla yeniden anımsarken; asıl öğrendiğiniz ''işte BM işte Güvenlik Konseyi dediğimiz" olmakta. Ne hak hukuku ne de insafla himmeti! Ki şimdilerde de oradan gelen Moon imzalı sesler Türk liderliğine, "Aman Rum'un istediklerini kabul edin bitsin artık bu sorun" nasihatlı! BM ANLAŞMALARIYLA YENİDEN TANIŞIYORUZ: Atalay kitabında 1977-79 Doruk Anlaşmaları'nı da anlatıyor sonra 1983'teki BM GK kararına geliyor. Hatırlarken o yılları, "meşum" diyoruz! Atalay da o yılları görevli olarak yaşayan kişi olarak yorumlarken, Kıbrıs Rum yönetiminin ve Yunanistan baskılarıyla GK'sının aleyhimize aldığı en olumsuz kararın 1983'teki 443 sayılı karar olduğunu vurgular. Ve kişisel görüşünü şöyle açıklar: "Kıbrıs sorununun BM'de çözüleceğine inanmıyorum…" Ki biz o inancımızı mesela Atalay'ın 1974-1983 arasında görüp anlattıklarıyla pekiştiri-yoruz, sonrası olayları da yaşayarak kambur yapıyoruz. VE EKLEYELİM: Nail Atalay'ın, anlatımı şeker lokum gibi olan kitabını okurken belki Kıbrıs Türk halkının BM'yle GK'dan neler çektiğinin acısını duyarsınız ama, duymak gerekir. Çünkü bugün artık Rum için 1977-79 Doruk anlaşmaları bile anlam ifade etmiyor, görüşmelerde sadece kendi çözüm formülünün geçerli olmasını istiyor. Nail Atalay'ın "BM'de On Buçuk Yıl" adlı kitabını okuyun. Bildiğinizi sandıklarınızı bilmediğinizi anlamak bir yana bu kitabı okuduktan sonra anlayacaksınız ki "bugün başlamasına an kalan görüşmelerden de bir sonuç çıkmayacaktır." VE ŞİKÂYETİMİZDİR. Nail Atalay'lar, Osman Ertuğ'lar ve adlarını yazmadığım bir zamanların Kıbrıs Türk halkının davasına baş koymuş, bu yolda yoğrulmuş ötesi insanlarımız; bugün Sn. Talat değil de Denktaş ekolünden oldukları için bilgi, beceri ve tecrübelerinden yararlanılması aklına karşın tam aksine dışlanıp "yok sayılmışlardır!" Yerlerini kimlerle doldurmaya çalıştıkları ise malumdur! İşte komite ve çalışma grupları!
|