Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Nisan 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bazı şeyleri anlamakta zorlanıyoruz.  Mesela Komitelerle Çalışma grupları kuruldu hatta gazetelerde bazı toplantılarıyla ilgili fotoğrafları da yayınlandı fakat hâlâ adlarıyla kimler oldukları bilinmiyor!
Bu da mı Devlet sırrı? Eğer ve özellikle  "adlar"  açıklanmıyorsa vardır bu işte bir bit yeniği demez misiniz?  Zaten diyoruz: 1) Öncesindeki açıklamalarda   Annan Planına ilişkin çalışmalar yapanlar yeniden görevlendirilecek dendiği için Galiba bugünküler de onlardan. 2) Tutun ki büyük çoğunluğu Sn. Talat ve CTP politikasını benimseyenlerden seçilmişler  dolayısıyle adlarını açıklayıp tepki çekmek istemiyorlar! Güzel de buna bal gibi CTP'nin siyasi şikesi denir eğer olasılıklar doğru çıkarsa! 
VE YİNE SU SORUNU
Olmayan suya nazire mevcudu tasarruflu kullanma amacıyla "tedbirler"  alınıyor. Ve sinirlerimiz bam telimize vurdukça söyleniyoruz: "Şimdi mi?" 
Kaldı ki  bu işin evveliyatı var bizzat yaşadım, tutun ki bu gazete sayfalarına hiç taşımamışsam yüzlerce kez  yazdım.  Nesini?
1966'larda "Türkiye'den borularla su taşımaktan başka çaremiz yoktur" dediğimizi  bugünlere kadar sürdürmek inadını.  Hep aynı cevaplar verildiydi: "Ha hah haaa!  Şimdi de Türkiye'den billur sular mı akıtacaksınız?" 
Balonlarla TC'den su taşımacılığına gidildiğinde "bu iş yaş" dedik ve eklediydik.  Petrol krizinden sonra dünyada yüz bin tonluk tankerler çürümeye bırakıldılar.  Onlardan bir iki tanesini devreye sokup özellikle yaz aylarında Türkiye'den taşıma suyu Kuzey'e akıtsak bırakın kullanmayı,  bu su tarıma bile yeter.
Tınmadılar bile! Oysa işte şimdi Güney'in Rum'u bile  "tankerlerle" hatta Türkiye'den su getirmeyi düşünmekte. Akıl yolu bunu gerektirdiğinden! 
…Deniz suyundan arıtma çare de olsa tutun ki tesisler ancak gelecek kış döneminde biterler. Öyle tasarrufla falan da bu yazı atlatmak kolay olmayacak. "Ne yapacaksınız" lafından önce yazalım: "Avluları kazılmadık yer deposu denilerek tonlarca kapasiteli depoların gömülmediği ev kalmadı. Çoktan uyarmıştık. Şimdi bu yer depolarını yapamayanlar bekleyecekler ki mesela bazı evlerde yüz tonluklarının bile olduğu gerçeğinde gıdım gıdım akıtılan sularla dolsunlar,  artan da talihsiz insanların bir iki tonluk depolarına aksın. Eğer artarsa!  Vakti zamanında bu yer depolarını  bir kayda kuyda bağlayın dedikti. Vız geldi tırıs gitti!
…Neyse işte kuraklık,  işte  susuzluk!  Cevabınız her zaman hazırdır,  hadi bir kulp da bu felakete takıp  en basitinden   "ne yapalım yani, şimdi de Allah'ın işine mi karışalım" deyiverin! 
DÜNYA TAHIL İSYANINDA
Türkiye'de dahil Uzakdoğu ülkeleri Pirinç buğday pahası ile yokluğunun isyanında.  Bakkala sordum bizde de bir buçuk lira falan olan sekiz yüz gramlık paketlerdeki prinçler üç buçuk lirayı bulmuşlar.  Bazıları beş buçuk lira. Geçen gün bir arkadaşa,  "bizde de pirinç bulgur fi-yatları arttı"   deyiverdiydim.  "Pööh  dedi. Kim yer pi-rinçle bulguru!" 
Tabi ki doğru!  Bu memlekette  1974'den beridir deveyi bile hörgücü ile yiyip şişinen, otuz üç yıldır Rum'un bıraktığı mülkü alıp satıp, satıp alıp hâlâ ucunu bulamayan, her kapının önüne bir iki araba kondurup havuz-lu villalarda carta çeken ne Türkiye'nin ne AB'nin ne BM'lerin küfeler dolusu akıttığı dolarlara yurolara nazire doymak bilmez iştahada daha daha diyenler; şimdi pi-rinçle bulgurun,  ekmekle zeytinin  hesabını mı yapacak?   Pöh pöh pöhh!    

   358 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları
  08 Nisan 2008, Salı   Hristofyas'a kim cesaret veriyor?