Eraslan'ın atraksiyonları
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

KTOEÖS Başkanı Eraslan'a bayılıyorum. Sendikal eylemlere yeni atraksiyonlarla renk kattı.  "Güçlüyüm" iddiasını eylem ortamlarında sağa sola tekmelerle kakmalar sallayıp ispat ederken,    LAÜ'de bir başka yeni olması gereken atraksiyonu ile kendini araba önüne attı, polise tutuklattırıp karga tulumba yaptırttıktan sonra da kameralara en artistik gülüşüyle poz verdi!
Tabii neden onca kavgacı ve saldırgan olduğunu da o tatlı gülüşlerlerine baktınız mıydı anladınızdı.  "Amacıma ulaştım!"
Nitekim zaman zaman memleketin öteki örgütleri benzer metotları uyguluyorlar. Sonuncusu Meclis önüne bırakılan hayvanlar numarasaydı. 
Pekala neden bu eylemler? Haftalardır tartışmaları gazete sayfalarında salınıyor. Son izahatında şu var: Sendika, LAÜ ile toplu iş sözleşmesi çağrısına olumlu yanıt beklerken üniversitede iki bölüm başkanı ile dekan görevlerinden alınır, tehdit kıyım başlar falan…
Siz esas nedene bakın: Her vesileyle hükümete muzırlık yapmak. Yıpratmak, açmazlara düşürmek… Pekala neden? Aynı kafayla aynı kesi-min Annanistler kuşağı değiller miydi? Ne oldu da ayrıldı yolları?
Kıbrıs siyasi sorununa yönelik tutum değişiklikleri bir, Türkiye ile süregelen ilişkilerde hükümet ve sendika görüşlerinin çatışması iki. Nitekim Başbakan Soyer'e, "Siz de parti olarak kan kaybediyorsunuz" dediğimde "olacaktır" tamamlamasını yapmıştı. Bir zamanlar Eroğlu sayesinde UBP'nin başına gelenler tutun ki bu kez Soyer'li CTP'nin bünyesini kemiriyor. Parti içi "sol" yine solun gereği olan ezeli hastalığıyla "fraksiyonlara" bölünüp yol ayırımına gidiyorlar. Ve CTP iktidarı buna bir türlü çare bulamıyor. Bulamadığı sürece de başı daha çok ağrıyacak.  
SUSUZLUK BAŞLADI BİLE
Kuraklık su kesintilerini erken başlatmasına karşılık şimdilik önümüzdeki yıllarda susuzluğa nasıl çare bulunacağının edebi konuşmaları yapılı-yor! Hepsi de büyük ve dehşetli parasal giderleri gerektiren projeler. Oysa beklemeye tahammül yok!
Tabii ekleyelim: Zaten kaç yıllardır kıyılardan iki üç kilometre içerilere kadar deniz suyu çoktan karışmış. Büyük tehlikesi şu:
Kanalizasyonu olmayan bu kıyı şeritlerindeki otel,  tesis, evlerin tüm "pis suları" deniz suyuna karışıp plajları girilmez yapacak. Ki bu sorun sadece benim sütunumda tutun ki yirmi yılı aşkın süredir ayazlanmakta! Nitekim daha geçen hafta sütunumda,   "DAÜ'nün ve etrafındaki tesislerle evlerin atık sularının mesela Glapsides Plajı çevresindeki bataklıkta dehşetli bir kirlilik yarattığının şikâyetlerini alıyorum" diyerek yansımıştı. Tabii ne açıklama ne de "doğrudur yahut yanlıştır" kelamı! 
Ötesine gelince: Önümüzdeki  susuz yaza en basit ve pratik çare evlerde bittikçe "su tankerlerlerini" çağırıp depoları doldurmak…
Ve alın size bir sorun da bu taşıma suyunda:   Önce neredeyse bir tonu on beş milyona dayanmış alabildiğine pahalı. İkincisi nereden hangi hijyen koşullarda alınıp satıldığı belli değil. Üçüncüsü tankerlerin su taşımasına uygun olup olmadıkları hiç sorgulanmamış…
Önümüzdeki yaz susuzluğa en çok maruz kalacak olan ilçe Mağusa olacak. Eğer Belediye bu taşıma işine resmen girmez yahut taşıyanları fiyatlarından taşıdıkları suya kadar denetim altına almazsa zaten sömürülüyorduk, bu kez ve beterince "su taşıyıcılarının" sömürüsüne de uğrayacağız.  Şimdiden söylemiş olalım! 

   694 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  08 Nisan 2008, Salı   Hristofyas'a kim cesaret veriyor?