Kosova tamam, sırada ne var?
Yusuf Kanlı

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Şubat 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Slobodan Miloseviç'in Sırp ordusunu bağımsızlık talebiyle ayaklanan Kosova Arnavutları üzerine göndermesinden ve yüzyılın en büyük trajedilerinden birinin yaşanmasından on yıl sonra, Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin eğitmenliğinde ve Finlandiya eski cumhurbaşkanı ve Avrupa Birliği özel temsilcisi Martti Ahtisari'nin yazdığı "güdümlü bağımsızlık" planı çerçevesinde, başta Kıbrıs Rum Yönetimi olmak üzere Yunanistan, Romanya, Slovakya, Bulgaristan ve Ispanya gibi birçok AB üyesi ülkenin karşı çıkmasına rağmen dün bir rüya gerçek oldu: Kosova bağımsızlığını ilan etti.
Cin şişeden çıktı… Amerika Birleşik Devletleri uluslararası toplumu Kosova'nın "özel bir vaka" olduğunu ve Avrupa'nın çeşitli bölgelerinde, Kafkaslar'da, doğu Akdeniz'de ve başka yerlerde, mesela Rusya'da bağımsızlık hülyası içerisindeki bölgelere, halklara, toplumlara "örnek" teşkil etmeyeceğini izah ve ikna etmek için hiçbir gayretten kaçınmamakta.
ABD'nin Kosova bağımsızlığına kendini bu kadar bağladığı bir ortamda doğal olarak Rusya'nın Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin müdahele etmesi çağrısının duyulması olasılığı Sırbistan'ın "askeri çözüm" yolunu seçmediği sürece pek olası değil. Sırbıstan'ın - şimdiye kadar askeri müdahele söz konusu değil demesine rağmen - o seçeneği tercih etmesi ise doğal olarak çok pahalı bir fatura ödemesine sebep olsa da, dünyayı oldukça patlayıcı çok tehlikeli yeni bir döneme sürükleyeceği de aşikar…
ABD'nin yanlIşI: Kosova hİç de özel bİr vaka değİl
George Bush yönetiminin "Kosova kendine özgü bir vaka" tezi  Miloseviç rejiminin Hristiyan olmayan eski Yugoslav halklarına yönelik vahşi saldrılarının, o korkunç trajedinin 1999'da Güvenlik Konseyi kararıyla ABD, BM, NATO müdahalesi ile sona erdirilmesi ertesinde Konseyin Sırbistan egemenliğini dünyada daha önce eşi görülmemiş bir kararla kısıtlayarak Kosova'nın ve orada yaşayan Arnavut çoğunluğun geleceğini kendisinin kararlaştıracağı kararına dayandırmaktadır.
Nitekim yakın geçmişte Kosova'nın geleceğini belirleme görüşmeleri Sırbistan'ın her koşulda Kosova'ya bağımsızlık verme-ye yanaşmaması, başta ABD ve Kosova Arnavutları olmak üzere "Sırbistan'ı cezalandırma" koalisyonunun da bağımsızlık içermeyen hiçbir formülü kabul etmeye yanaşmaması sonucunda başarısızlığa gömülmüştü.
ABD'nin en büyük yanlışı işte bu "Kosova özel bir vakadır" politikasıdır. Kosova, veya bağımsızlığın gelişme süreci, hiç de özel bir vaka değil. Aksine, bildiğimiz tek taraflı bağımsızlık ilanından başka bir şey değil dün Kosova meclisinin yaptığı. Sonuçta, dün Kosova'nın bağım-sızlığı BM Güvenlik Konseyi kararı ile ilan edilmedi. Kosova tek taraflı olarak bağımsızlığını ilan etti. Şekil açısından dün Kosova'da gerçekleşen, Kıbrıs Türk halkının 1983'de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin bağımsızlığını ilan etmesinden hiç de farklı değil… Şimdi, Abhazya, veya Kafkaslarda, Rusya'da veya Avrupa'nın başka bir köşesinde yerel çoğunluk olan herhangi bir halkın bağımsızlığını ilan etmesi karşısında kimse "ama böyle bir hareketin uluslararası hukukta benzeri yok" veya "dünyada başka böyle emsal yok" demesi mümkün değil. Kosova şişedeki cini serbest bıraktı… Bu saatten sonra artık geri dönüş mümkün değil. Yeni bir dünya var bugün artık.
ABD'nin ve İngiltere'nin bağımsız Kosova'yı tanıyan ilk ülkeler olması kimseyi şaşırtmayacak. Büyük bir olasılıkla bugün Brüksel'deki toplantılarında, Kıbrıs Rum Yönetiminin büyük itirazlarına rağmen ve bazı AB üyesi ülkelerin çekincelerine rağmen, AB dışişleri bakanları ya Kosova'nın AB ülkeleri tarafından tanınmasına, ya da üye ülkeleri tanıma konusunda serbest bırakma kararına imza atacaklar.
Türkİye: Hemen tanIyacak
Türk hükümet yetkililerinden duyduklarımıza göre Türkiye'nin Kosova'yı tanıması hemen bugün veya en geç Salı günü gerçekleşebilir. Her halükarda Türkiye Kosova'yı ilk tanıyan ülkeler grubunda olmak istiyor. Pakistan'dan Sudan'a tüm Müslüman ülkeler de Kosova'nın bağım-sızlığını önümüzdeki birkaç günde tanımış olacaklar.
Enteresan bir şekilde Kosova'nın bu ta-rihi bağımsızlık ilanı ile Kıbrıs'taki tarihi öneme haiz Kıbrıs Rum liderlik seçimleri aynı güne denk geldi. Her ne kadar dünkü birinci turda (bu yazı yazılırken henüz resmi sonuçlar bilinmiyor idi) önde giden üç adaydan herhangi birinin yüzde elli barajını aşarak seçilmesi mümkün olmasa ve seçimin 24 Şubat'taki ikinci turda sonuçlanacak olmasına rağmen, ister uzlaşmaz Tasos Papadopoulos yeniden seçilsin, ister komünist AKEL'in adayı Dimitris Hristofyas veya Glafkos Klerides okulundan mezun merkez-sağ Ioannis Kassulides ondan görevi devralsınlar, kesin olan tek şey seçim sonrasında Kıbrıs sorununda yeni bir aşamaya gelinecek.
Birçok genel sekreterin başarısız Kıbrıs girişimleri sonucunda ünlerinin heba olması dolayısıyla yeni BM Genel Sekreteri'nin, iki tarafın kendileri yeni bir sürece başlamadan ve çözüm için siyasi isteklerini açıkça ortaya koymadan yeni bir girişim başlatmayacağı artık herkesçe bilinmektedir. Ancak, aynı zamanda açıkça görülmektedir ki zaman faktörü de Kıbrıs çözümü açısından lehte değildir. Eğer bir an önce Kıbrıs çözümü gerçekleştirilemez ise yarın federal bir çözüm için artık çok geç olabilir.
Dolayısıyla, Kosova'nın bağımsızlığından ayrı ancak Kosovalıların tek taraflı bağımsızlığının yarattığı yeni uluslararası gerçekliğin güçlü etkisi altında Kıbrıs Rum seçimleri sonrasında federal Kıbrıs için son bir çaba gösterileceği aşikardır. Eğer bu çaba da sonuçsuz kalırsa, AB tıpkı Sırbistan'a söylediği gibi, Kıbrıs Rum yönetimini ikna etmek ve "Ayrılmanın o kadar da fazla bir anlamı yok, nasılsa AB içerisinde iki ayrı üye devlet olarak birlikte olacaksınız" diyebilmelidir.
Doğal olarak geçenlerde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Batı'yı Kıbrıs Türk halkına ve devletine karşı ikiyüzlülük ve çifte standartla davranmakla suçladığı konuşmasından yakın bir gelecekte Rusya'nın Kıbrıs Türk Devleti'ni tanıyacağı anlamı çıkarılmamalıdır. Ancak, Putin'in o konuşmasında vurguladığı BM onayı olmadan bağımsızlık deklarasyonunda bulunulmasının uluslararası toplumca kabul görmesinin Avrupa'daki ve eski Sovyet topraklarındaki "dondurulmuş birçok sorunun" tekrar canlanması için çok tehlikeli bir emsal teşkil edeceği uyarısı esasında yeni uluslararası bir iklimin doğuşunun ilanından başka birşey de değildi. Bu yeni iklim sadece Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık beklentilerini değil, Avrupa'nın, Kafkaslar'ın ve başka diğer coğrafyaların bağımsızlık rüyası gören halklarının rüyalarının gerçekleşmesini sağlayabilir.
Kosova'nın bağımsızlığı yeni bir milat olmuştur. Hayırlı olsun…

   677 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   301 reformu… Gerçekten mi?
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Kayıp Türkler veya kayıp Avrupalılar
  07 Nisan 2008, Pazartesi   AKP'yi veya Türkiye'yi kurtarma operasyonu
  31 Mart 2008, Pazartesi   Türkiye için çok önemli bir gün
  24 Mart 2008, Pazartesi   Vizyonumuz var… Ama yeter mi?
  17 Mart 2008, Pazartesi   Olağanüstü günler, acayip işler
  11 Mart 2008, Salı   Lalihanlar zaten hiç yaşamadı ki!
  03 Mart 2008, Pazartesi   Şu 'Kemalist zulüm'!
  26 Şubat 2008, Salı   Güney Kıbrıs'ta kime 'hoşgeldin' diyoruz?
  25 Şubat 2008, Pazartesi   Kedi tırmaladı