Israrın yanlışı
Ahmet Göksan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Şubat 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yunanistan Başbakanı'nın Türkiye ziyaretinin üzerindeki duman tütmeye devam ediyor. Bu ziyaretin ana nedenleri üzerinde fazla durmadan "yarım asır aradan sonra Türkiye'den bir Yunan Başbakanı geçti" diye tanımlamak olanaklıdır. 
Aradan geçen süreye karşın hangi tarafın daha fazla kâr elde ettiğinin tartışılıyor olmasını anlamak olanaklı değildir. Bu tür küçük hesapları yapanların ülkeler arasında karşılıklılık ilkesinin geçerli olması gerektiğinden habersiz olmaları olanaksızdır.
Türkiye ve Yunanistan'da olayları ve yaşananları dar açıdan bir anlamda at gözlüğü ile değerlendirenler vardır ve olacaktır. Bu         grupların ulusalcılığı öne çıkararak çıkar peşinde koştuklarını da söylemek olasıdır.
Bu grupların belirli zaman dönemlerinde kazançlı çıktıklarını da söylemek olanaklıdır. Başka sermayeleri olmadığı için bu yol onlar için bir kazanç kapısı olmaktadır.
Yunanistan'da sürekli olarak yinelediğimiz gibi Kilise'nin etkisini göz ardı edemeyiz. Türkiye'de ise ülkenin çıkarlarını savunan ve siyasetçileri yönlendiren ulusal bir örgütün olmamasını bir eksiklik olarak nitelendirmek durumundayız. Bu nedenle dağınıklık yaşandığı gerçeğini birlikte yaşıyoruz.
Türk siyasetçileri genel içinde düşmanlık gütmüyorlar. Buna karşın karşı taraf bunun aksini yapıyor. Uzatılan dostluk eli sürekli olarak boşlukta kalmaktadır.
5 Şubat 2008 gününde Yunanistan'da yayınlanan Apoyevmatini gazetesinde son ziyarete ilişkin bir değerlendirme yayınlandı. Bu ilginç bulduğumuz değerlendirmeden bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyoruz.
Başbakan Karamanlis'in partisinden milletvekili olan ve aynı zamanda Pantion Üniversitesi Sosyal Bilimler doktoru olan Maksimos Harakopulos, "Türkiye'nin AB üyesi olma         isteminde bulunmasından sonra ikili sorunların çoğu AB - Türkiye konularına dönüştü. Kaydedilecek olan bu konularla ilgili gelişmeler bir dereceye kadar komşumuz ülkenin büyük Avrupa ailesine üye olup olmamasında rol oynayacak" diye yazıyordu.
" (…) Türk - Yunan ilişkilerinde duygusallığın rol oynamayacağını, ilişkilerin gerçekçilik çerçevesinde ele almalarının gerekli olduğunu bize herkesten önce Elefterios Venizelos gösterdi.
Venizelos, Megalo İdea'nın İzmir limanında son bulmasından ve Yunanistan'a Küçük Asya'dan 1.5 milyon Rum göçmenin gelmesinden sadece birkaç yıl sonra Ankara'yı 1930 yılında ziyaret ederek komşumuz ülkeyle Dostluk Sözleşmesi imzaladı.
Mustafa Kemal'i Nobel Barış Ödülü'ne aday gösterdi. Koşullar müsait olmadığı müddetçe mevcut durumun devamının sürmekte olduğunun doğrulanması en iyi yoldur" diye yazdıktan sonra ekonomik alandaki gelişmelerin Türk - Yunan ilişkilerini olumlu yönde etkileyeceğini de belirtmekten geri durmuyor.
Bay Maksimos'un açıklamasını ilginç bulduğumuzu söylemek istiyoruz. Onun da Ermenilerden etkilendiği anlaşılıyor. Ermeniler de 1.5 milyon rakamına takılıp kaldılar.
Ermenilerle Yunanlıların, bu rakamda uzlaştıkları anlaşılıyor.  Bölücülerin de bundan etkile-nerek bir süre sonra onlarında 1.5 milyon yandaşlarının öldürüldüğünü söyleyerek ortalık yere çıkmaları şaşırtıcı olmayacaktır.
Neden mi? Bunları söyleyebilmek, bazı duygulardan arınmış olmayı gerektiriyor.
İlkel kabile yaşamlarında bile olmayan insan yakmak eylemi,  gelişmiş ve kendilerini çağdaş tanımına uygun görenlerin suçsuz insanları yaktıkları son dönemde moda gibi algılanır oldu.
Geçtiğimiz günlerde insan yakmaktan sabıkalı olan Almanların, tek suçları Türk olan insanları yakmalarını başka türlü tanımlamak olanaklı değildir. 20. yüz yılın ortalarında ülkelerinde bulunan Çingenelerle Yahudileri yaktıklarına tarih tanıklık etmektedir.
İnsanları yakanları birkaç dazlak dedikleri kişinin üzerine atmaya çalışanlar suçüstü yakalanmışlardır. AB'nin motor ülkesi olan Almanya'dan bizim alacağımız dersin olmadığının bilinmesini istiyoruz. Motor ülkenin bu ayıptan kurtulamayacağının bilinmesi gerekiyor.
Sevgi ile kalınız…

   600 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Sahibinin sesi
  13 Nisan 2008, Pazar   Berlin notları (2)
  07 Nisan 2008, Pazartesi   Berlin notları -1-
  09 Mart 2008, Pazar   Güllü rüzgar
  02 Mart 2008, Pazar   Perdenin karagözleri
  10 Şubat 2008, Pazar   Maydonoz satanlar
  03 Şubat 2008, Pazar   Ebenin körü
  27 Ocak 2008, Pazar   Bohçanın yamalısı