Partizanlık içimizi kemiriyor!
Mehmet S. Bayramoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   3 Şubat 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

KKTC'de partizanlık bize çok pahalıya mal olmuştur. Bu partizanlıktan bir an önce kurtulmamız gerekmektedir. Sanırım bir çoğunuz bu konuda benimle hemfikirdir. Peki ama politika siyasi partiler ile olacağına göre bu işi nasıl yapacağız?
1976'dan beri teoride çok partili bir döneme girdik ama aslında tek parti yönetimiyle idare ettik. Aslında 1950'lilerden 1974'e kadar otoriter bir rejimimiz vardı. Zaten o dönemde demokrasi ve çok sesliliğin bize yararından çok zararı olduğuna inananlardanım. Zaman Rumlara karşı tek yumruk, mücadele ve varolma zamanıydı. Bu işler çok seslilik ve demokrasi ile olmazdı. Çok şükür ki iyi bir imtihan verdik bu devirde.
1976-1983 tek partili dönemler ve 1983 sonrası çoğulcu demokrasiyle ve koalisyonlarla tanıştık. Partizanlık bu dönemde kendini toplumda iyice belli etmeye başladı.
Ve geldik 2008'e... Azimle, kanla ve acılarla kurduğumuz KKTC'nin bugünkü durumu: hantal bir devlet, asalak bir ekonomi ve takozlayan bir demokrasi. İşte size KKTC'nin 2008'deki acılı hali. Sakın bugünkü iktidarı eleştiriyorum diye algılamayın. Suç hepimizdedir.
Sorunun kaynağında küçük bir toplum oluşumuz ve kişisel çıkarcılık yatmaktadır. Kurduğumuz siyasi partileri adeta bir menfaat aracı olarak kullandık ve kullanmaya da devam ediyoruz...
260 bin nüfusta her ay 50 bin maaş ödeyen bir devletle övünebiliriz! Gelen gideni arattı. Siyasi partiler olarak kendi taraftarlarımızı devlete ve kurumlarına işe alma, maaşa bağlama yarışına girdik. İktidar demek yandaş-larımıza iş demek oldu. Adam kayırması ve tanıdıklar sultası kurduk. Devlete yükledikçe yükledik. Bugün devlet hantallaşmış ise bunun sorumlusu hepimizdir.
Çıkış yolu? Siyasi partilerin elinden yürütmeyi almak mecburiyetindeyiz. Yani iktidar olmayı iş ve icraatları siyasi partilerden almak ve siyasi partileri sadece bir yasama organı yapmak zorundayız. Kısaca Başkanlık sistemine geçmek zorundayız.
Başkanlık sisteminde yürütme yani iktidar bir kişiye verilir. O zaman diyeceksiniz ki eğer o kişi de bir siyasi partiden çıkarsa yine partizanlık olmaz mı? Olur ama bu kadar olmaz. Bugün herhangi bir siyasi partili köy muhtarına, ilçe başkanına veya milletvekiline ricada bulup bir tanıdığına kolaylık yapılmasını sağlatabilir. Yani ilişkiler iç içedir ve çoğulcudur. İktidar tek kişi olunca partizanlığın boyutu da küçülmek zorundadır.
Başkanlık Sisteminde bu menfaat çıkarcılığı tümüyle ortadan kalkmaz fakat büyük ölçüde azalır. Seçilen kişi artık herkesin ve tüm ülkenin yürütmeden sorumlu kişisidir. Pek tabii kendisi önce Allah'a sonra da Parlamento'ya hesap verir.
Devletimizi hantal yapıdan kurtarmak, toplumumuzdaki asalak meyilli yapıyı silmek ve demokrasimizin daha ve-rimli çalışmasını sağlamak zorundayız. Köklü ve yapısal reformunlar ile özel sektörün ciddi olarak canlandırılması bugünkü partizan sistem ile olanaksızdır.
Peki Başkanlık sisteminde de başarısız olursak?
Aşikar bir durum var ki bugünkü sistem çökmüştür. Eğer biz illâ ki düzgün bir devlet yapısına sahip olmak istemi-yorsak dünyanın en kusursuz sistemini bile getirsek yine de çökertiriz. Yani garantisi yok ama bu çökmüşlükten kurtulmak için bir an önce başkanlık sistemine geçmek zorundayız...

   871 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Hristofiyas yüzümüze tükürmeye başladı!
  13 Nisan 2008, Pazar   Lokmacı’yı kim ödeyecek?
  06 Nisan 2008, Pazar   "Kıbrıs'ın esas yerlileri eşeklerdir" (2. bölüm)
  30 Mart 2008, Pazar   "Kıbrıs'ın esas yerlileri eşeklerdir!" (1. bölüm)
  23 Mart 2008, Pazar   Talat osmosisin kapısında!
  16 Mart 2008, Pazar   İçi çürük bir elma!
  09 Mart 2008, Pazar   Londra'daki yabaniler!
  02 Mart 2008, Pazar   Rumlar yine aptallık etti!
  24 Şubat 2008, Pazar   İslam’da Reform şarttır! (3. Bölüm)
  17 Şubat 2008, Pazar   Sorun türban değil İslam'ın Anayasasındadır!