Marketleri basalım, çalışanları kurtaralım...
Hasan Kahvecioğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   29 Ocak 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Çalışma Bakanlığı müfettişleri, geçen hafta içinde "market"leri ziyaret ettiler.
Sordular:
-Kaç kişi istihdam ediyorsunuz?
-Çalışanlarınızın sigorta primlerini yatırıyor musunuz?
-Asgari ücreti uyguluyor musunuz?
-Çalışanlarınız günde kaç saat çalışıyor?
Talep ettiler:
-Maaş bordolarınızı görebilir miyiz?
-Yıllık izin formlarını getirir misiniz?
-Sigorta ve İhtiyat Sandığı yatırım formlarını görebilir miyiz?
Bütün belgeler önlerine kondu...
İncelediler, raporlarını hazırladılar...
Bu ani "denetim"den hangi marketlerin "temiz" çıktığı, ne kadarının çuvalladığı bilinmiyor.
Bilinen bir tek şey var... Hükümet edenlerin bu konulardaki "hantal"lığı...
İş bilmezliği ve her zaman geç kalması...
Bakanlar Kurulu'nun geçen hafta bazı işyerlerinin açık kalacağı saatlere ilişkin bir karar alması bekleniyordu.
Almadı...
Konuyu bu haftaki toplantıya tehir etti.
Arkasından da, marketlere ekipler göndererek "Durum tesbiti" yaptı...
A benim; akılsız, beceriksiz sol kafalı alt-yönetim erbabım...
Bu kadar zaman aklın nerdeydi de, tam da karar alacağın gün marketlerde "araştırma" yapıyorsun?
Gerçekten; senin takımın adamlarının ilan ettikleri gibi, bu alanda "sömürü" varsa, bu kadar zaman niye bekledin?
Elindeki yasalar; marketleri ve bütün işyerlerini dilediğin zamanda denetlemene olanak tanıyor.
Kaçak işçiyi, kaçak işvereni cezalandırmana olanak tanıyor...
İşçiye hakkını vermeyen işvereni sürüm sürüm süründürecek yasalar, elinin altında...
Peki, harekete geçmek için neyi bekliyorsun?
Küçük bakkallara nefes aldırmak ve tekelci büyük tüccarın tekelini kırmak için önünde hiçbir engel yok...
Yalnız birazcık cesaret gerekiyor...
Bunu yapmıyorsun, hepsini kapatmayı daha kolay buluyorsun...
Öte taraftan AB'ye beş yıldan beridir söz verdiğin "Anti-monopol" yasasını neden çıkarmıyorsun?
Meclis elinde, Cumhurbaşkanı devletin işlerini partinin kadroları ile yapıyor...
Dilediğin yasayı on dakikada Meclis'ten geçirebilecek bir hareket kabiliyetin var...
Kimse sana "Dur" demiyor...
Neden her yapacağın işin öncesinde gerekli araştırmaları yapmıyorsun?
Neden ortaya bilimsel rakamlar koyarak, yapacağın işin gerekli-liğine bizi inandırmaya çalışmıyorsun?
Neden, toplumu ikna etmek gibi "demokratik" bir yaklaşımı reddediyorsun?
Solcu olmanın birinci koşulu kuru bir "inat"ta  diretmek midir?
Bir konuyu iyice araştırmadan, öğrenmeden yola çıkmak ve sonra da çuvallamak mıdır?
Tabii; buraya kadar söylediklerim, geçen hafta yapılan market denetimlerinin geç kalınmış "masum" bir anlayışla, durum tespiti ve çalışma saatleri kararının "yerinde"liğini test etmek için yapılmış olması halinde geçerlidir.
Bu nedenle yazının başından beri yapılan eylemi "denetim" olarak nitelendiriyorum.
Ancak; bu davranışa negatif bir yaklaşımla tabii ki "Baskın" da denilebilir...
Siz; marketleri Pazar günü kapatacağınızı ilan ediyorsunuz. Bakanlar Kurulu'na önerge götürüyorsunuz. Bunu tüm toplumun gözleri önünde yapıyorsunuz. Argümanlarınızı destekleyecek veriler elinizde yok... Marketler, paralı ilanlarla sizi medyada protesto ediyorlar. Tam da bu sırada bu adamların işyerlerine müfettişler gönderiyorsunuz...
Şimdi bu "şık" oldu mu?
Biz bu eylemi; yıldırma, baskı gibi sözcüklerle nitelendirebilirdik...
Bunu yapmıyoruz...
Ancak, yarınki Bakanlar Kurulu öncesinde bu "denetim"lerin sonuçları  açıklanacak mı? Ona bakacağız...
Yoksa Bakan Bey; "işte bunlar böyledir" mi diyecek?
Bu "bulgu"ları "inat" ettiği kararı haklı göstermek için mi kullanacak, gerginlikleri kazımayı mı sürdürecek yoksa bu alandaki eksikliklerini görerek "acil önlem almak için" mi kullanacak?
Bence işin asıl bu yönü üzerinde durmalıyız...

 

   534 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  15 Nisan 2008, Salı   Talat ve Hristofyas'ın önünde altın
  11 Nisan 2008, Cuma   Lefke, polis, şiddet, sendika, grev
  08 Nisan 2008, Salı   Lefkoşa için hemen şimdi kollar sıvanmalı
  01 Nisan 2008, Salı   Dubai'de Moein'i dinlerken
  28 Mart 2008, Cuma   Parkta; salıncakta bir çocuk bize sallıyor..
  25 Mart 2008, Salı   Eskiden kontgerilla vardı, şimdi ise Ergenekon
  21 Mart 2008, Cuma   İlla ki umutsuz olmak zorunda değiliz
  18 Mart 2008, Salı   Tam da görüşmelerin arifesinde Türkiye'de olanlar
  11 Mart 2008, Salı   Lord Hannay, Rauf Bey, Talat Bey ve "Partenogenez"
  04 Mart 2008, Salı   Colony yemeğinden "gurur" duymak işadamlarının hakkıdır