|
Bir süreden beridir gündemi meşgul eden Çağlayan Parkı olayı, ibretle izlenmesi, dersler çıkarılması ve hiç unutulmaması gereken bir vakadır. Dikkat edecek olursanız bu hadisede de, başrol üstlenmiş olanlar yine o bilinen isimler, bilinen insanlardır; kısacacı hep o bilinen "Bremen mızıkacılarıdır." Aralarında, yıllarca bahse konu parkın nerede olduğunu bile bilmeyen kimseler de vardır, sadece arabası ile yanından geçmiş, içine hiç ayak atmamışlar ise çoğunluktadır. Yıllar yıllar önce Lefkoşa’nın varoşu olan "Handagalar" bölgesi, başlangıçta yerleşim bölgesi olarak pek rağbet görmeyen, ev inşaatlarında kullanılan kerpiçlerin kesildiği bir yerdir. Bu nedenle birçok arazi çukur çukurdur. Bölgeye ilk bina yapanlar arasında göz doktoru Tahsin Gözmen Bey ve ailesinin isimlerini saymak olasıdır. Şimdiki Gençlik Gücü Kulübü’nün karşısında halen mevcut olan ve tarihi yansıtan binalar işte bunlardır. Rahmetli Hüseyin Çağlayan'ın oraya o dönemlerin en gözde eğlence mekanı olarak "Çağlayan Bar"ı oluşturması daha sonralara rastlamaktadır. En gözde şanteklerin, dansözlerin sahne aldığı, o günün koşullarında modern bir anlayışla yönetildiği için tutucu toplum kafasının yadırgadığı ancak yadırgandığı oranda da rağbetin arttığı bir mekan oldu. Çağlayan Bar'ın hemen karşısında yer alan hisarın altındaki alan ise (şimdiki Gençlik Gücü Kulübü'nden başlayan ve Anibal lokantasına kadar olan alanı kapsayan yer) dikkat buyurun "Çocuk Bahçesi" olarak isimlendirilmişti ve çocuklar yanında büyüklerin de vakit geçirebilecekleri bir mekandı. Çocukluktan gençliğe adım atanların ilk sigara, içki denemeleri, sevgililerin uzaktan bile olsa göz göze geldiği bir ortam vardı. Hele yazlık sinemaların da devreye girmesiyle birlikte bölgenin popüla-ritesi daha da arttı! Uzun bir süre de bayram eğlencelerinin mekanı olarak da kullanıldı. Ama oradaki parkın adı hep "Çocuk Bahçesi" olarak kaldı. Surlar dışında o bölgeye inşa edilen ilk apartman rahmetli Cemal Yorgozlu tarafından yapılmıştı ve Çağlayan Bar'ın hemen arkasındaydı. Çok sonraları seksenli yıllarda, semte Türkiye'den gelen göçmenlerin yoğunlaşmasıyla birlikte halk arasında 'Çocuk Bahçesi'ne bir isim kondurulması gereği doğdu ve bulunduğu semtin adı ile anılır oldu. Yıllarca çeşitli politik kesimlerden belediye başkanları Lefkoşa'yı yönetti. Ama hiçbiri parka eski şaşaasını getiremedi. Sinema olayının, hele yazlık sinema uygulamasının sıfırlanmasıyla birlikte eğlence dünyasındaki alternatiflerin çoğalması Çağlayan bölgesine olan rağbeti azalttı. Bunun yerine Türkiye'den gelip yerleşen nüfusun sayısı arttıkça arttı! Bugün göğüslerini gere gere asimilasyon karşıtı olduklarını bas bas bağıranların gözlerinin önünde "Çağlayan" Çocuk Parkı bir fuhuş yuvasıydı. Esrarkeşlerin, balicilerin mesken tuttuğu, her türlü pisliğin, hüküm sürdüğü bir konumdaydı. Ankaralı vergi mükelleflerinin fedekarlığıyla bu pislik yuvasının topluma yeniden kazandırılması için ciddi adımlar atıldı, yatırımlar yapıldı. Parkın adının yapılan desteğe ve katkıya atıfta bulunurcasına "Ankara Çağlayan Parkı" olarak değiştirilmiş olmasını bir asimilas-yon meselesi olarak değerlendirenlerin bu tavrını esefle izlemekte-yim. Ve yıllardan beridir asıl asimile etmeye çalışanların, kucak açtıkları Güney'deki dostları olduğunu hatırlatmakta sonsuz yarar görü-yorum. Her fırsatta Türkiye'ye duydukları düşmanca hisleri ortaya koymanın şekli bu kez de "Ankara Çağlayan Parkı" olarak şekillendi. Allahtan, Bremen mızıkacılarının kimliği de, sayısı da belli!
|