Bakir doğumu da reddettiler
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Nisan 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Seçime kadar palavra sıkan, Türklere gülücükler gönderen  Hristofyas, seçimden sonra gittiği Atina’da kalıba sokuldu, suyu çıkarılana kadar sıkıldı  ve öyle gönderildi. Yanakları biraz daha kızardı. Atina, “Annan Plânını tartışmak istemiyordu”. Atina, “Garanti antlaşmasının iptâlini istiyordu”. Atina, “Türk askerini adada istemiyordu”(Elbette sadece Yunan askerini adada istiyordu). Atina “Rum göçmenlerin tümünün kuzeye  geri dönüşünü istiyordu”.  Atina ona göre yerleşikler(?) dediği 33 yıldan beri bu topraklarda yaşayan insanımızın “Geri gidişinde ısrarlı” idi. Ama Rum  ve Yunan  ambargoları yüzünden bu adayı terketmek zorunda kalan ve bugün dünyanın her yanına dağılan, nufusu  400 bine ulaşan Kıbrıslı Türklerin dönüşünden söz etmiyor o Atina...

 

Ha geriye ne kalıyordu? Gözden kaçırılmak istenen, “Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti” de devam edecekti. Atina bunu “Bakir doğumu red (Virgin birth)” yoluyla ifade etmeyi gerekli gördü. Ve de baba Kipriyanu’dan daha aşırı olarak bilinen Hristofyas’ın (salata demek daha gerçekçi olur)Koalisyon  Hükümetinin Dışişleri Bakanı Markos Kipriyanu’ya söyletti. Kipriyanu şöyle dedi: “Var olan Kıbrıs Cumhuriyeti’nin geliştirilmesini kabul ederiz. Partenojenezi(bakir doğum) ve BM ile AB’ye katılmak için başvuruda bulunacak yeni bir Federal Kıbrıs Cumhuriyeti’ni kabul edemeyeceğiz. Bu gelecekte taksime yol açacak örtülü yöntemdir”. Ama enosis yolu Yunan askeri sayesinde  açık kalmalıdır(!)...

 

Buna destek atışı Hristofyas’tan geldi. O da şunları ileri sürdü: ” İşgâlin ve ülkedeki kolonizasyonun sonlandırılması ve Kıbrıs sorununa çözüm bulunması için her türlü çabayı taahhüt ediyorum” dedi...

 

Alınız ve tepe tepe kullanınız. Bu Yunan ve Rum Plânıdır.İşte o plânın içeriği:   Federal yapı ortada yok. İki devletin egemenliğine dayanılması söz konusu değil. Eşitlik kaldırıldı ve  haklar nufus oranına  bağlandı. Türk Halkı, Ermeni ve Maronitle eşitlendi. Garanti  antlaşması kaldırıldı.Türk askeri adadan çıkarıldı.Yeni devlet saf dışı bırakıldı...İsteyen “Kıbrıs(Rum)Cumhuriyeti’ne gelip yama olabilir...”

 

Bunu benimseyecek bir CTP varsa, çıkıp söylesin. Partinin ötesinde üyelerin sokakta yaptıkları savunmalar da bu işin aynasıdır. Tavşana kaç,tazıya tut politikası gizli kalmaz... Rum ve Yunan Plânını benimseyen bir KKTC Cumhurbaşkanı varsa açıklama yapsın, halk da öğrensin. Komşu ziyaretleri ile Kıbrıs davası çözümlenemez. Orada “Türk Kahvesinin” bile “Greek Kofi” yapıldığının  farkındayız!... Bunu kabul eden Komisyon kahramanları varsa  halk içine çıkacak yüzleri varsa boy göstersinler. Sayın Nami de   “Komitelerde  anlaşılan uygulanır” diyerek pot kırdığını ve bunun   kabul edilemeyeceğini görmelidir. “Anlaşma bir bütündür; parçalarda anlaşma olsa da   uygulanamaz,

 ta ki bütün üzerinde  de anlaşılsın” diyen tarihi yaşayarak denetim kazanan  Denktaş’ın sözlerini ve de bu altın kuralı  göz ardı edip Rumun kucağına oturacak varsa söylesinler   bilelim...

 

İşte tablo budur. Ha eksiğini, de Cenevre’de Türk, Rum, Ermeni,Maronitlerden oluşacak (Belki Ruslar,Araplar,Jamaikalılar ve Pontuslular da yer alacak) Kurucu Meclisle, 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasasına makyaj yapılacaktır. Makyajı İsviçre’ye halktan gizlice ggiden Türk,Rum ve ötekiler   hazırladılar. Şimdi sıra baskı ve tehditle, Annan  Plânında olduğu gibi bunu KKTC Halkına kabul ettirmeye geldi...Lokmacı davulları çalacak, Havai fişenkler atılacak, cepler para görecek,  Karen Foggcular, Soroscular   ve Brüksel besemeleri, ortaya çıkıp bizlere vbe halka tehdit sallayacaklar... Ha bir de bugünlerde AB davetlisi basıncılar ve Istanbulda Wilton Park toplantısında buluşanlar da vardır ... Ondan sonra  buyurunuz cenaze namazına...Bir de ABD Başkanı Bush kalkıp Başbakan RT Erdoğan’a telefon edip Annan plânında olduğu gibi  “Kıbrıs Türk Halkının kabul etmesi için emrederse” seyrediniz KKTC’ye olacak akını ve halka yapılacak baskıyı...

 

Birer birer oyunlar ortaya çıkıyor. Haydi UBP, haydi DP, haydi davaya bağlı ULUSAL GÜÇLER  güçler. Neredesiniz? Derin uyku ölümdür. Kalkınız, silkininiz. Geç kalırsanız tarihin tokatını yersiniz...

                                                           &&&

TEŞEKKÜRLER SAYIN ROMMEL WOLFKAN

 

Dün sabah “Genç Tv’de değerli dost Hüseyin’in programında, çok değerli iki konuk vardı.Prof. Şûle Aker ve Emine Sütçü. İkisi ve Atatürk’ün kızı, ikisi de davadan yana. Ansızın bir telefon bağlantısı yapıldı ve Türk dostu bir Alman, Sayın Rommel Wolfkan bağlandı. Hepimize ders verdi.Adada turist olarak bulunduğunu, Batı Tarkya’da Türklere nasıl müslüman mumelesi yapıldığını, Kıbrıs’ta bizlerin  haklarımıza sahip çıkmazsak ne duruma düşeceğimizi,  lokmacının açılması ile Ruma nasıl hızmet edildğini, bizden daha iyi anlattı...Bizi utandırdı.Uyanmamızı diledi...

 

Teşekkürler Sayın Wolfkan...Mesaj alınmıştır. Herkes de payına düşeni alsın...

 

   416 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  08 Nisan 2008, Salı   Hristofyas'ın oyun içinde oyunu