Ev ödevini yapmayan yanar!
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

21 Mart Cuma günü KKTC Cumhurbaşkanı M.A.Talat, Rum Başkanlık seçiminden sonra ilk kez Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti Başkanı Dimitris Hristofyas'la bir araya geldi. Bazılarının çaldığı davula uygun olarak, Lokmacı barikatında veya birinin evinde buluşulmadı. Seçimin tozu dumanı dağılınca, Atina'da yapılan görüşme ve ödev paylaşmanın ortaya koyduğu kurallar işledi. KKTC'de her türlü hakkın teslimi suretiyle devlete yön vermek isteyen bazı kalem efendilerinin, Lokmacı buluşması ile işe başlama arzusu da kursaklarında kaldı. Bununla ısrarlarının ne kadar    apolitik olduğunu anlamışlardır herhâlde. 
Biz değerlendirmemizi dün yaptık. Gelişmeleri, "öteki" medyadan izlemek ve üçüncü tarafların da görüşlerini sizlere sunmak  istedim. Çünkü gerek Talat ve gerekse Hristofyas, içeride ne konuşmuşlarsa da, dışta basına ve genelde kamuoyuna hitap ettiklerini iyi biliyorlardı. Biri 8 Temmuz mutabakatını masada kabul ettirdi. Öteki de buna zamanlama getirdi. Yani ortada olmayan Annan Plânı'dır. Not verecek olan versin.
Dünya haber kaynakları, "Kıbrıs Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı D.Hristofyas ve Türk lideri Talat" olarak haberleri geçtiler. Yani bazı ajans ve medya, masada olan eşitliği yansıtmadı. Buna BBC, CNN ve El-Cezire de dahildir. Bunlar "anlaştılar" ekseninde haber yaptılar. El-Cezire "Nicosia Intercollege Direktörü'nü" konuşturdu ve Rum yanlısı görüşe ağırlık verdi. Karşı görüşe itibar etmedi. O da ekranı tepe tepe kullandı ve Türkiye'yi işgâlci göstererek anlaşmanın, Türkiye tarafından istenip istenmediğinin önemli olduğunu vurguladı. Yani "Türkiye istemezse anlaşma olmayacaktır" dedi.
"Amerika'nın Sesi (VOA) Türkçe Servisi ise haberi şöyle verdi:
"Kıbrıs Türk ve Rum Cumhurbaşkanları, barış görüşmelerini yeniden başlatma konusunda anlaştı. Mehmet Ali Talat ve Dimitris Hristofiyas bugün (dün) Lefkoşa'de yaptıkları görüşmede resmi müzakereleri üç ay içinde başlatma kararı aldı.
BM Kıbrıs özel temsilcisi Michael Moller, iki liderin Ledra caddesindeki Lokmacı kapısını teknik olarak hazır hale gelir gelmez açmayı kararlaştırdıklarını da açıkladı. Lokmacı kapısından sonra Yeşilırmak (Limnitis) geçiş noktasının açılması ardından Erenköy'e gidiş ve dönüşlerde serbest geçişin sağlaması öngörülüyor.
Hristofyas toplantı öncesi kaybedecek zamanları olmadığını , görüşmelerin başarıyla sonuçlanması gerektiğini ve başarısızlığın iki taraf için de yıkım olacağını söylemişti.
Bugünkü görüşmede 2006 yılında Birleşmiş Milletler arabuluculuğuyla gerçekleşen, ancak hiçbir zaman uygulanmayan anlaşmaya (8 Temmuz) ağırlık verildi. Anlaşma, tarafların üzerinde uzlaşamadıkları konuların ele alınacağı komisyonlar kurulmasını öngörüyor."
Bir diğer görüş Milliyet gazetesi yazarı Semih İdiz'e ait. İdiz yazısına, "Kıbrıs'ta yeni umuda rağmen ihtiyat gerekiyor" başlığını attı. İdiz her türlü iyimser tavrı ve sözleri sunduktan sonra şunları ekledi: "Annan Plânı'nın yeniden canlandırılmasını istemeseler de (Rumlar), o plânın temelinde yatan "iki kesimlilik","iki toplumluluk" ve "siyasi eşitlik" gibi kavramların herhangi bir çözümün, "olmazsa olmaz" koşulları olduğunun anlaşılması gerekiyor... Ancak Türk tarafı bu yoğurdu üfleyerek yiyorsa, kimse kusura bakmasın. Zira geçmiş deneyimler bu ihtiyatı zorunlu kılıyor".
Royter haber ajansı, dünyaya "Türk ve Rum liderlerin, adanın yeniden birleşmesini hedefleyen görüşmelerin başlaması konusunda anlaştıklarını duyurdu. Bunun Hristofyas'ın "Kıbrıs Cumhurbaşkanı" seçilmesinden sonra olduğuna dikkat çekti... Bir AB yetkilisinin  sonuçtan memnun olunduğunu açıkladığına yer verdi. Görüşme konusunda bazı analizcilerin, 'Bunun bölünmeyi sona erdirecek  son şans olduğunu, diplomatların uç görüşlerden olumlu sonuç çıkmaması hâlinde, adanın bölünmüşlüğünün kalıcı olacağını ve Türkiye'nin AB'ye üye oluşunu olumsuz etkileyeceğini, NATO ortağı olan Türkiye ile Yunanistan ilişkilerini olumsuz etkileyeceğinden  korktuklarını ekledi.
KKTC'de ise kendini AKEL'e yakın hissedenler "En kısa sürede anlaşmaya varılacağını" söylerken, KKTC'yi korumaktan yana tavır koyan çevreler, Atina'daki toplantıdan sonra yapılan açıklamalara dikkat çektiler. Bu da "Annan Plânı'nın öldüğü, garanti antlaşmalarına yeni bir anlaşma hâlinde gerek kalmadığı, yeniden yapılanmanın yani 'bakir doğumun' söz konusu olmadığını, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin devamlılık arzettiği" noktalarına dikkat çektiler.
Bu satırların yazıldığı ana kadar Ankara'dan bu görüşme konusunda açıklama yapılmadı. Elbette TC Dışişleri Bakanlığı KKTC Cumhurbaşkanlığı'ndan giden notlara da bakarak açıklama yapacaktır. Çünkü masada konuşulanlar önemlidir.
Bu andan itibaren görev M.A.Talat'a kalmıştır. Ya KKTC Cumhurbaşkanı olarak hareket ederek, Meclis'i, hükümeti ve Kıbrıs konusunda uzmanlığı olanları yanına alarak hazırlık yaparak, buna göre hareket edecek; ya da CTP kulvarında ayak sürüyecektir. Bu ikincisi hataya sürükleyen, son derece tehlikeli bir yaklaşım olacaktır.
KKTC'deki muhalefete de düşen, olayı çok yakından izlemek ve sürekli bilgi alıp katkı koyacak girişim ve uyarı yapmaktır.

   277 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler