Dikilitaş’ın etrafında politika masalı
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   23 Şubat 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

İnsan hafızasına güven olmaz derler. ''Unuttum gitti'' de bunun basit terazisi. Kıbrıs konusunda 50 yıllık politikayı kötülemek için harekete geçen açıkgözlerin etraflarına anlattıkları masal, ya unutmak, ya da unutulmak üzerine bina edilmektedir. Sonra da ''barış'' en büyük silâh... Bir zamanlar Sovyetler Birliği hayranları ''sosyalist olmayı barışçı olmakla'' eşleştirerek etrafa tafra atar ve de saldırırlardı. O Sovyetler Birliği de ha babam, de babam silâhlanır, dünya pazarlarında en büyük silâh tedarikçisi olarak tüccar rolüne soyunurdu.
Şimdilerde ''Annan Plânı'' ile ipliği pazara çıkarılanlar, ''50 yıllık politikamızın hatasından'' söz ederek, kendi kendilerini tatmin etmeye çaba harcarlar. Hatta KKTC öncesinde dünya ile iletişim kurulmadığını, içe kapanıp kalındığını; KKTC ilânından sonra da tanınma istenmediğini yazıp söylüyorlar. Lefkoşa'da Atatürk meydanındaki Dikilitaş da sembolleri oldu... Geçmişi o Dikilitaş'ın etrafında politika yapmakla suçluyorlar; tarihi gerçekleri inkâr ediyorlar ve de şimdiki hafifmeşrep, kendine güveni olmayan, hayalci politikaları ise ''dünyaya açılma'' diyerek övgü yağdırıyorlar.
Halk karşıda konuşana yanıt vermek için dosyaları açarak, gazete sayfalarını karıştırarak bulgu yapıp ortaya çıkamaz. Bu durumda da yalana dayalı anlatım sürdürülür ve de onay alındığı da sanılır. Neymiş? Avuç dolusu para harcayarak çıkılan dış seyahatlarda ilgi buluyorlarmış; dışa ve de dünyaya açılıyorlarmış da öncekiler bunu Lefkoşa'da Dikilitaş etrafında yapmak için zaman harcamışlar!
KKTC'yi ilân ettikten sonra tanınma istemediğimizden yakınıyorlar ama gerçekleri öğrenmek için on paralık çaba göstermiyorlar. KKTC kolay ilân edilmedi. Bağımsızlık ilânında önce aylarca, gizli hazırlık yapıldı. Bağımsızlık ilânından sonra yapılacak her hareket plânlandı. İlgili başkentleri ha-berdar etmek ve tanınma istemek için kişiler ve dostlar hazırlandı. Birçok kişi seferber edildi. 15 Kasım 1983 sabahı Lefkoşa'da bağımsızlık ilân edilirken, birçok başkentte de resmi görevliler, KKTC dosyasını Dışişleri Bakanlıklarına takdim ediyor, tanınma istiyordu... Buna tahmin edeceğinizin de üstünde ülke dahildir. Ne acı ki Hristiyan dünyası ve çıkarları etkilenecek olanlar, harekete geçerek karşımızda yer aldılar. Bugün Kosova'da çıkarlarını koruyanlar Kosova'yı tanımak için her türlü Uluslararası kuralı ayaklar altına alırken, o gün o kuralları bizim karşımıza engel diye çıkarıyorlardı... Bugün BM, kendi kararlarını ayaklar altına alarak, bizim karşımıza çıktı. Bize gösterdiği kırmızı karta karşı aynı kart orada iken kalkıp Kosovayı tanıdı... Burada yapılacak olan, bağımsızlık ve egemenliğimizi her yola başvurarak sürdürmektir. Biz de öyle yaptık. Bunu Anavatan Türkiye, Mehmetçik ve Mücahit sayesinde başardık... Gelecek kuşaklara bağımsız, egemen ve de özgür KKTC'yi bıraktık... Satılması için değil...
Dünyaya açılıyorum, ya da dışla bağ kuruyorum diye yapılanlara bakınız; koltuk altında taşınanların söylediklerini ölçüp tartınız. Sen kendi devletinin tanınmasını istemezsen, ortada savunulacak politika, tanıtılacak karar mı olur? Sen KKTC'ye sahip çıkmamak için direterek mi dünyaya açıldığını sanıyorsun? Sen KKTC'yi adam yerine koymadan, başkalarının seni adam yerine koymasını mı bekliyorsun? Hangisi?
Dünyaya açılmak, dünya ile bütünleşmek için bir gerekceniz olması gerekir. Bizim vardı. Sizi yolda bırakan Annan plânı milât olarak alınırsa; sizden önce bu topraklarda milli mücadele verildiğini,sonuç alındığını,Türk Ordusunun bu adada olduğunu, Ruma ve dünyaya karşı KKTC'nin ilân edildiğini ve de bugünlere gelindiğini siz farkında olmadığınız için söylemem gerekir.
Ha, tanınma ve tanıtma mı dediniz? Sizden önce bu devletin başkanı, başbakanları ve bakanları birçok ülkeden resmi davet alarak, resmi ziyaret yaptılar. Devlet Başkanı, Birleşmiş Milletler kürsüsünden defalarca konuştu. Başta İslâm örgütleri olmak üzere birçok Konferansa katılan Devlet Başkanı ve Dışişleri Bakanlarımız, KKTC'yi temsil ettiler. Yani herhangi bir ülkeye ziyaret söz konusu ise bundan önce yerdiğiniz o dönemlerde daha etkin, amaçlı ve de daha soluklu dış ziyaretler gerçekleştirildi. KKTC Meclisi Türkiye dışında da resmi ziyaret yaptı. Bunları inkâr ederek KKTC'nin tanınmaısnı reddederek bugünün turistik gezilerini başarı diye sunamazsınız.
Sorarım size: KKTC'yi temsilen dışta açılan temsilcilikler ilk kez sizin zamanınızda mı açıldı? Hayır. Yıllardan beri bunlar açılmaktadır. Birçok alanda temaslar yapılırken yabancı ülkelerle ticaret durdu mu? Savaş esnasında bile  ticaret durmadı. Limanlar ulaslararası trafiğe açıldı. 90 küsur ülke gemisi limanlarımıza yük ve yolcu taşıdılar. Türkiye üzerinden uçak seferleri başlatıldı ve de sürmektedir. Yabancı ülkelerden kredi alınarak sanayi yatırımları gerçekleştirildi.Hepsini inkâr etseniz de KKTC makamları oluşturuldu ki, siz bunun üzerine oturuyorsunuz. Köşe yazarı bazı meddahlar da KKTC'yi dışlayarak, sosyalist ayaklarına yatarak, etraflarına şirin görünmeye çaba harcı-yorlar. O kadar.
KKTC, bize altına tepsi içinde sunulmadı. Bugünlere bedel ödenerek gelindi. Bugüne kadar ne AB'nin ne de gerisinin sırtında politika yapılmadı. Şimdilerde dış karışmacılık nerede ise başarı göstergesi olarak sunulmaya çalışılıyor.
Evet beyler, 50 yılda devlet yarattık. Haritasını kanla çizdik. Mehmetçik ve Mücahidi yan yana getirdik. Güvenliği sağladık. Herkesin cebine KKTC pasaportunu yani uluslararası kimliği verdik. Beğenene... Gerisi fasa fiso... Devleti pazarlamak ne zamandan beri milli politika oldu? Eğer devleti harcamak politika ise bunu dışa pazarlamaya gerek var mı?

   415 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler