|
2008, Avrupa'da 'Diyalog Yılı' ilan edildi... Barcelona'daki Avrupa Enstitüsü de, bu yılın anlamına uygun olarak bir dizi etkinlik kararı aldı... Bunlardan bir tanesi, gelecek ay içerisinde gerçekleşecek... Seçkin profesörler ve gazete yöneticileri, çeşitli uzlaşmazlıklardan örnekler vererek, diyalog yöntemiyle nelerin yapılabileceğini anlatacaklar... Avrupa Enstitüsü ayrıca, geçtiğimiz ay içerisinde, kendi yayın organınında "Diyalog Yılı"na ilişkin çeşitli yazılar yayınladı... Bunlardan bir tanesi bana aitti... Avrupa Enstitüsü yönetiminden gelen teklif üzerine kaleme aldığım oldukça uzun bir yazı, bu yayın organında yer aldı... Kıbrıs'ın, son yarım asırlık sürecine ışık tutan bu yazımı, bir süre sonra tam metin halinde sizlere de aktaracağım... Avrupa kültüründe, sorunların diyalogla çözümlenmesi yönünde önemli tartışmalar yaşanırken ve bu yöntemin yararları üzerinde durulurken, bir avuçluk ülkemizde, anlamsız bir diyalog sorunu yaşamak son derece üzücüdür... Kanal T'de yayımlanan Son Durum prog-ramının dün akşamki iki konuğu, Kıbrıs Türk Barış Platformu bünyesinde yer alan KTÖS Genel Sekreteri Sayın Şener Elcil ile Kıbrıs Yayıncılar Birliği Asbaşkanı Sayın Halil Paşa idi... Geçtiğimiz günlerde Rum lideri Hristofyas ile iki saati aşkın bir süre toplantı yapmışlardı... "Aynı şekilde Sayın Talat ile de görüşecek misiniz?" diye sorduğumda verdikleri yanıt şöyleydi: "Biz aynı anda hem Sayın Talat'tan, hem de Sayın Hristofyas'tan randevu istedik. Bize yanıt veren Hristofyas oldu..." Hristofyas tarafından sıcak bir ilgiyle karşılanmak ve Kıbrıs sorununun geleceğini tartışma olanağı bulmak, platform üyelerini son derece memnun etmişti... O nedenle, Hristofyas'a destek belirtirken, kendi liderlerine aynı desteği vermekten geri kalıyorlardı... "Görüşlerini tam olarak bilmediğimiz bir makama destek veremeyiz..." dediler... İşte bu, diyalog eksikliğinden kaynaklanan bir sonuçtur ve hiç de hoş değildir... Hele Kıbrıs sorunu gibi ciddi bir konuda, siyasilerle, örgüt temsilcileri arasında daha çok diyaloğa ihtiyaç vardır... Bir başka örnek; Lefkoşa Türk Belediyesi'nde yaşanan tatsız olaylar... Çağlayan Parkı'na 'Ankara' ilavesinin yapılmasına destek verenlerle karşı çıkanlar arasındaki tahrik edici sözler, hatta kaba kuvvete varan girişimler, geçmişte alışık olmadığımız hareketlerdir... Avrupa kültüründe, sorunları 'kaba kuvvetle' aşma diye bir yöntem yoktur... Küfürle, tokatla üstün gelme alışkanlığı da yoktur... Geçmişte bizlere de çok yabancı gelen bu kültür sayesinde, çok tehlikeli bir viraja doğru ilerlediğimizi görmezlikten gelemeyiz... Özellikle, Kıbrıs sorununun bu kritik döneminde, daha sakin olmaya ve daha sağlıklı kararlar üretebilmek için, daha çok diyaloğa ihtiyacımız vardır... Aksi halde çok zararlı çıkarız!
|