|
Dünyadaki en önemli şey, hiç şüphe yok ki sağlıktır. İnsan sağlığının korunmasına ilişkin olarak yine insanlar otururlar ve bazı kararlar üretirler. "İnsan sağlığını nasıl korur veya insan sağlığına nasıl daha iyi bir konuma getirebilir?" sorusunun arkasındaki sorgulamalarla, büyük arayışlara girerler. Dün, 7 Nisan Dünya Sağlık Günü'ydü. Her yıl kutlanmakta olan bu günü Dünya Sağlık Örgütü, "İklim değişikliğinin kötü etkilerinden sağlığın korunması" olarak belirledi. Yani bu yıl, en temel strateji, iklimsel değişikliklerin insanlar üzerindeki etkileri olacak. Olaya bilimsel boyutu ile baktığımızda, sanırım daha da büyük düşüncelere sevkeder bizi ortaya konan strateji. "İklimsel değişiklik" bilimsel ve kavramsal boyutu ile çok geniş bir yelpazede yer alır. Bana öyle geliyor ki, "iklimsel değişiklik" dedikleri şey, her halde küresel ısınma olsa gerek. Yani insanların kendi elleri ile kirlettikleri dünyanın tortuları, zehirleri ve kansorejen maddeleri... Buzullar erimeye başladı, dağlardaki kar tutmaz oldu, göllerde sular çekildi, susuzluk denen illet, insan hayatına girdi. Yani "iklimsel değişiklik" denen şey bu. Esasında dünyaya sağlıklı geliriz, dünyadan sağlıksız ayrılırız. Bir yerde sağlığımızı kaybettiğimiz zaman bu dünyadan göçer gide-riz, trafik kazaları dışında. Hani eski insanların söyledikleri şey vardır. "Sağlık herşeyin başıdır" veya "Bedenimizde neremiz ağrırsa, canımız oradadır" gibi sözler... İnsanlar böyle anlamlı sözleri ürettiklerine göre, insan sağlığının da bu denli önemli olduğunun idraki içindedirler demektir. İnsanların kendi sağlıklarını koruması için, değişen dünya değerleri ve yaşam şartlarına göre kendi düzenini kurması çok önemlidir. İnsan kilo almaya başladı mı ve kilonun da dozunu kaçırdı mı, hemen bir diyetisyene gider. Eskiden diyetisyen mi vardı? Veya psikiyatrist? Psikolojisi bozulan bir insana "gel seni prikiyatriste götüreyim" deseniz, size "ben deli değilim ki deli doktoruna gideyim" derlerdi. Halbuki artık psikolojik bozukluğun da insan hayatının ve hayat gerçeğinin akışı içinde var oluşunu kabul ederek, çağdaş dünyada psikiyatriste gitmenin, delilik anlamında bir gidiş olmadığını gösterir. Günlük yaşamımızda kullanılan bazı cihazlar, kansere neden olacak yiyecek maddelerine konan ilaçlar, stresler, yaşam koşulları ve makineleşen insan yapısı, tümden sağlıkla bağlantılıdır. Büyük adamlardan biri "sağlam kafa, sağlam vücutta bulunur" demişti. Bu sözü Atatürk mü söyledi anımsamıyorum. Ama söylenmiş bir kere. Hem de tam söylenmiş. Bu sözün çağrışımı da "zinde ve sağlıklı olun, spor yapın, zararlı maddelerden kaçının, kendi sağlığınızı koruyun" ifadelerini belleklerimize sokar. WHO'nun tam açılımı ile "World Health Organization"ın, yani Dünya Sağlık Örgütü'nün "iklimsel değişim" anlayışını 2008'de ne şekil içinde ve nasıl insan hayatına sokacak ve beyinleri yıkayacak, merak ediyorum. Belki dünyada pek çok seminerler, açık oturumlar, konferanslar olacak. Belki milyonlarca broşür ve belge, bize "iklimsel değişik ve insan hayatı üzerindeki etkileri" daha bilimsel bir görsellik içinde anlatılacak. Bunlar güzel şeylerdir. Dünyanın çıkar kavgaları içinde insan sağlığını düşünmesi ve o düşünceyi hayata geçirmesi çok önemlidir. Bırakın bir taraftan örgütler insan sağlığını korumak için projeler üretir, öte taraftan kimyasal silah üretip, insan hayatını yok eder. Böyle bir anlayışı burada tartışmaya açsak, herhalde sayfalar dolar taşar. Genelde batı insanına baktığımızda, mutlak bir sporla uğraştığını, mutlak yemesine içmesine dikkat ettiğini, hayatında olsun olmasın, kimsenin hayatının onun ilgilendirmediğini görürüz. Batı insanı daha bir farklı bakar hayata. Çocuğu kız veya erkek olsun, on sekiz yaşına geldi mi "git çalış, kendi hayatını kazan ve artık yakamdan düş" der. Onların hayat tarzları ve yaşam koşulları böyle. Daha bir hoşgörülü ve biraz da "nemelazımcı" bir tavır içindedirler. Ya doğu insanı? Bizler nasıl insanlarmışız ki çocuklarımızla bağlantılı olarak kendi sağlığımızı koruyalım. Bazen kendi arkanlarımızla konuşurken şuna parmak basarız. "Bizim jenerasyon kendisi için çalışmamış, hep mükemmel çocuklar yetiştirmek, iyi iş güç sahip olmalarını sağlamak, evlerini yapmak, arabalarını almak, evlendirmek ve çocuk sahibi olmalarını sağlamak ve ondan sonra da torunlara bakmakla geçti ömrümüz" deriz. Demek ne sağlığımızı düşünürüz ne de kendi huzurumuzu ve batı felsefesinde bir hayatın gidişatını. Bu, bizim alıştığımız bir hayattır. Fakat bunlar da tatlı yorgunluklardır. Bize huzur veren şeylerdir. Ya bu gidişatta kaybolan sağlığımız? Herşeye karşın, hayata güzel bakmak ve sağlığı korumak lazım. Sağlıkla ilgili söylenecek o kadar çok şey vardır ki... Lütfen benim değerli okurlarım, kendinize iyi bakınız ve sağlıklı yaşayınız...
|