Lokmacı Kapısı
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   1 Nisan 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Yıllarca sınır kapılarımızda "kapılar açılsın, duvarlar kalksın" diyen Rum Yönetimi'nin kıvırtma politikaları neyi amaçlıyor, hala anlamış değiliz. Kapı, kapı. "Alın size kapı" dedi Türk tarafı. Kapıları açtılar, onlara da hareket serbestliği getirdiler. Fakat adamların niyeti kapıları açmak değil. Kapıların açılması ile o bölgedeki alış veriş hareketinin gelişmesi ve paraların Türk tarafına akacağı endişesidir bütün mesele. 
Sanki kapıların açılması ile Rum çarşısı yararlanmayacak, ya da o hareketli sosyal yaşam her iki tarafı da olumlu yönde etkilemiyecek.
Bunca çalkantıdan sonra bu naz, bu niyaz ne?
Lokmacı Kapısı'nın açılmasından birşeyler uman ve hala ellerinde bir koz olarak tutan Rum idaresi, kapının açılma-sının "konunun özüne ilişkin olmadığı"na atıfta bulunuyor. 
Biz de biliyoruz Lokmacı Kapısı'nın açılmasının "konunun özüne ilişkin" birşey olmadığını. Konunun özü ne?
Rum Meclis Başkanı yine bazı şeyler yumurtladı.
Kullandığı ifadeler, bir art niyetin ifadeleridir. Sessiz bir savaşın ve sinir harbinin ifadeleri...
Kıbrıs sorunun özünü söylesin bize Rum Meclis Başkanı Marios.
O "konu özünü" biz de yıllarca aradık ama karşı taraftan bir iyi niyet alamadık. Neymiş o "konunun özü" Allah aşkına?
Yıllarca yapılan ikili görüşmelerde bizi adeta talimli bir maymun gibi oynatan Rum liderliği, şimdi neden bu kadar hassas oldu Kıbrıs'ın özü konusunda?
Halbuki bu küçük küçük şeyler, belki iki tarafı birbirine yaklaştırır ve bir çözümün kapısı aralanır. Bu, bir iyi niyet mesajı mı? Hem öyle, hem değil.
Kıbrıs Türkleri Rumlarla bir anlaşmanın umudunu çoktan yitirdi. "Konunun özü"nü çoktan unuttu. Aldatma ve zamana oynama politikalarından da bıktı Kıbrıs Türkü. 
Onurlu ve kalıcı bir barışın anahtarı da bizim elimizde değil. Bu anahtar, yine Rumların elindedir. İsterlerse adam gibi masaya otururlar ve bütün Kıbrıs sorununa ilişkin her şeyi masaya dökerler, sonra da eşeleyip eşeleyip sorunları temzilemeye başlarlar. Gerçekte iyi niyetin varlığıdır önemli olan. "İyi niyet" varsa, "özlü konular" da ele alınabilir ve Kıbrıs sorunu, bir sona doğru yol alabilir.
Adamlar kafayı taktılar Türk askerine. Vay, Türk askeri kadar taş düşsün başlarına. Hala da akıllanmayan bir milletle başedilir miyiz? Onun için değil mi ki kendi özgür topraklarımızda özgür kalma mücadelesi veriyoruz?
Lokmacı Kapısı meselesinde de anahtar Rum tarafındadır. Turizmde ne kadar engel çıkarırlarsa ve hem kendilerine hem bize zarar veriyorlarsa, Lokmacı Kapısı'nın açılmaması da, hem kendilerine hem de bize zarar veriyor demektir.
Rumlar Türk turizmini baltalamakla, bilmezler mi ki kendi kazdıkları kuyuda boğulmaya ve ölmeye mahkumdurlar. Turizm, Lokmacı barikatı ile de ilgilidir. Lokmacı Kapısı açıldığı zaman, hem Kuzey'e hem de Güney'e gelen turistleri de rahatlatmış olacağız. Hem onlar kazanacak, hem de biz kazanacağız. 
Yapılan açıklamalar bize, Lokmacı Kapısı'nın hafta sonuna doğru açılacağı mesajını veriyor. Artık geri dönülmez bir yoldaki yolcu gibi, Rumlar da kuzu kuzu bu kapıyı açacaklar ve her iki tarafın halkını rahatlatacaklar. 
Barış ve bir gelecek peşinde olan insanlar, Lokmacı Kapısı'nın açılışını da konunun özüne bağlamaksızın, bazı şeyleri yaşamaları ve görmeleri gerekir. Unutmamak gerekir ki, bazı şeyler görülmeden ve yaşanmadan, bir gelecek kurma ve geleceği kucaklama hayalleri de olmaz.
Hele bir Lokmacı Kapısı açılsın da vaziyeti görelim.

   363 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?