|
Dünkü gazetelerde, yine Kıbrıs Türkü'nün unutamayacağı bir değerin ölüm haberi vardı. Zaten artık o noktaya geldik ki, artık gazetelerin ön sayfalarından değil de arka sayfalarından bakar olduk, sırf ölüm haberlerini öğrenmek için. Ama bu kez, gazetelerin arka sayfalarında değildi bu ölüm haberi. Günlük ha-yatın haber sayfalarının içine yerleştirilmiş bir isim: Leman Feridun'u kaybettik diyordu, gazete. Ben de eşim de çok üzüldük Leman Feridun'un ölüm haberine. Gerçekten acı bir haber. Bir toplumda bazı isimler ve bazı karakterler, öylesine insan hayatına yerleşir ki, ölünce hem ondan izler bulursunuz, hem de onu ararsınız. Leman Feridun hanımefendi de öyle birisiydi. O gençlik yıllarında İstanbul Üniversitesi'ni bitirip, eşinin memleketi olan Kıbrıs'taki Viktorya Kız Lisesi'ne kimya öğretmeni olarak girmiş, sonra da bu okula müdüre olarak hizmet etmiştir. Özellikle bizim jenerasyon, Leman Feridun'u, Viktorya Kız Lisesi'ndeki otoriter ve saygın kişiliği ile tanımıştır. Okulda öylesine bir otorite ve bir disiplin vardı ki, insanın kanı donardı o di-siplin ve düzen karşısında. Zaman zaman şimdiki lise öğrencilerini ve üniversite gençliğini izlerken, kızların göbeklerinin açıklığına, gelişigüzel her yerlerine dövmeler, küpeler, pırlantalar yerleştirilişini gözlemlerken; "Nerede Leman Feridun?" sorusunu sormuşuzdur. Yine de onun ismini anarak arkasında bıraktığı erdemli ve onurlu duruşu arayacağız ve "Nerede Leman Hanım'ın otoritesi ve disiplini?" sorusunu soracağız. Bazen eşim anlatır, onların Viktorya Kız Lisesi'ndeki disiplinlerini ve şimdiki zamanın disiplinini kıyaslarken. "Leman Hanım'ın disiplini hiçbir zaman hiçbir okula gelmedi bugüne kadar." der eşim. Hatta şunu da ilave eder: "Leman Hanım, hep beni kürsüye çıkartır ve kısacık saçlarımı tüm öğrencilere örnek gösterirdi." Kolalı okul yakaları, ütülü önlükleri, boyalı ayakkabıları ve kısacık saçları, tam bir Leman Feridun isteminde öğrenci formasyonuydu. Leman Hanım'ın ölüm haberinde de aynı şeyi söyledi eşim. Çok da üzüldü. Ben ve benim gibi nice insan üzülmüştür böyle bir değeri kaybettiğimize. Leman Feridun'un, Kıbrıs'ta ilk yengelerimizden biri olarak gördük. Eşinin Kıbrıslı olması hasebiyle, burasını kendine vatan bilmiş, hayatını ve düzenini burada kurmuş ve mutlu olmuş, mutlu da ölümüştür. O EOKA yıllarını düşünürüm şimdi. Bir taraftan Lefkoşa Türk Lisesi'nden bizler çıkardık ellerimizde bayraklarla ve "Ya Taksim Ya Ölüm" yazan pankartlarla, diğer taraftan da Viktorya Kız Lisesi öğrencileri çıkardı. Öylesine bir zor zamanın müdireliğini yapmıştı Leman Feridun. Bütün lise öğrencileri meydanlara taşardık, Kıbrıs davasına katkı için. Yüreğimizde fırtınalar eserdi. Ve Leman Feridun da bizim davamızın en duyarlı insanlarındandı. Sanırım 1988 yılı idi. Bayındırlık Ulaştırma ve Turizm Bakanlığı'ndaki Bakanlık Müdürülüğüm dönemimde Viyana Turizm Fuarı'nda buluşmuştuk Feridun çifti ile. Eşi Hüsnü Feridun, herhalde o günlerde UNDP'de çalışırdı. Veya FAO'da. Yanılmış da olabilirim. Viyana'ya Kıbrıslılar gelecek de Hüsnü Bey'le Leman Hanım gelmeyecekler miydi? Onlara Kıbrıs'ın ünlü "zeytinli bittasından" ve helliminden takdim etmiştik. Onlar da bir şeyler yapıp bizim standa getirmişlerdi. Galiba onlara da "hellimli bitta" getirmişlerdi bize katkı olsun diye. Öylesine mutlu olmuşlardı ki bizi görünce, anlatamam. Ama biz de mutlu olmuştuk, bütün Kıbrıslılar onları görünce. Bizim standda uzun uzun sohebet etmiştik onlarla. Birazcık da şakalaşmıştık Leman Hanım'la. "Bizim gençliğe nasıl da kök söktürürdünüz ya Leman Hanım, kızlara dokunmıyalım veya rahatsız etmeyelim'' diye. O da gülmüş ve çok da hoşuna gitmişti. Esasında benim ona söylemek istediğim şey, onun otoriter müdürlüğünü ve saygın duruşunu hatırlatmak içindi. O da bana şöyle cevap vermişti Viyana'da: "Biz otoriter olmasak, böyle disiplinli kızlar yetiştirmesek, sizler böyle güzel ve hanımefendi eşler bulur muydunuz?" Gerçekten de o dönemin, özellikle Leman Hanım'ın yetiştirdiği kızlar, toplumda hep saygın yerlerini korumuşlar ve toplumda saygın yerlerini almışlardır, tıpkı Leman Feridun gibi. Leman Feridun Hanımefendi'yi anlatmak gerçekten çok zor. Onun gidişi, hepimiz için büyük bir kayıptır ve hepimizin hayatında derin izler bırakmıştır. Onu saygı ve sevgiyle anar, ona gani gani rahmetler diler, yaslı ailesine en derin taziyelerimi sunarım.
|