Tiyatronun evrenselliği
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   27 Mart 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bugün, Dünya Tiyatro Günü...Tiyatro dünyasının en hareketli ve en anlamlı günü bugün. Herşeyin bir günü var da, tiyatronun da bir günü olmaz mı? Dünya Tiyatro Günü nedeniyle şöyle bir dalalım dedik tiyatronun içine. Tiyatronun tarihçesinden, günümüze gelen boyutuna kadar, KKTC olarak bizim nereden nereye geldiğimizin fotoğrafını çıkaralım, dedik. Bir yerde, tiyatronun evrenselliğini irdelemek, "birebir sanatı görselliği içinde izlemek" anlayışı içinde tiyatronun önemine değinmek lazım. Kim ne söylerse söylesin, tiyatronun tarihçesi, ta antik yıllara rastlar.  Antik Yunan Tiyatrosu, Roma Tiyatrosu ve ondan sonra gelen et-kileşimlerle, çağdaş ve modernleşen tiyatro... Yani tiyatronun "siyaseti" olmaz. Tiyatro esasında kendisi bir siyaset aynasıdır.  Düzeni eleştiren, yaşamdan kesitler ve mesajlar veren görsel bir sanat dalı. İşin özüne baktığımızda, tiyatronda izleyicinin bilet alıp koltuklarına kurularak izledikleri oyunların, o izleme noktasına nasıl geldiğini, ne kadar büyük özveri ve çalışmalarla o oyunun önlerine geldiğini düşünmek lazım. Antik çağlardan günümüze kadar gelen ve evreler değiştirerek, bugünkü hali alan tiyatronun evrensel olduğunu hepimizin kabul etmesi gerekir. Zaten sanatın bütün dalları evrenseldir. Tiyatro da ta başından günümüze kadar uzanan o uzun yolculuğunda, bir birini tamamlayan halkalar gibi, ulandı ulandı, kah kırpıldı, kah çoğaltıldı, kah güldürdü, kah ağlattı ve günümüze kadar uzandı geldi. Bir yerde tiyatro birbirini izleyen etkileşimler kervanıdır. Tiyatronun özü, hem insanları düşündürmek, hem korku yaratmak hem de "katharsis" dediğimiz, ruhsal boşalımını sağlamaktır. Tiyatronun temeli, neden-niçin ve sonuç ilişkisi ile bağlantılıdır. Asırlardan beri, çağdaş devletler, ti-yatroyu kendi özünde barındırarak, geliştirerek ve tiyatroya devingenlik katarak, kendi halklarına mesajlar vermişler, güzellikleri alkışlamışlar, çirkinlikleri sanat yoluyla eleştirmişlerdir. Esasında tiyatroda dramatik olan şey, doğru gibi algılanan ama devlet düzeni içindeki yozlaşmaların ve aksaklıkların, gülünç ve acınacak verilerle halka yansıtılmasıdır. Güzel gibi görünen şeylerin, acınacak şekil içinde verilmesi ve mesajla gidilecek yere gidilmesidir.
Böyle bir anlamlı günde KKTC tiyatrosunun nerede olduğunu araştırırsak, hayli yol katettiğimizi söyleyebiliriz. KKTC'nin "Devlet Tiyatrosu"nun ilk kurucuları, hiç şüphe yok ki, rahmetlik tiyatro sanatçısı sevgili Üner Ulutuğ, Ayla Haşmet, Hilmi Özen, geçen yıl kaybettiğimiz çok sevgili dostumuz Kemal Tunç ve niceleridir.  İsmini sayamadığım dostlarım beni affetsinler. Bu arada Lefkoşa Belediye Tiyatrosu kuruldu ve onlar da aktif olarak tiyatro sanatını halka taşıdı ve taşımaya devam ediyorlar. Bugün Devlet Tiyatroları, her yıl olduğu gibi, mevsimi gelince kendi oyunlarını hem yerel, hem de dış kaynaklı sanatçılarla sergilemekte ve büyük takdir toplamaktadır. Şu anda içine girdiğimiz tiyatro sezonunda tiyatro yazarı Tuncer Cücenoğlu'nun "Kadıncıklar" oyunu sahnelenmektedir. Çok güzel bir oyundur "Kadıncıklar" oyunu. Fahişelerin hayat hikayesini ve içinde bulundukları toplumsal ve bireysel sıkıntıları anlatıyor. Çok da güzel oynadı tiyatro sanatçıları. Bu oyunun yönetmenliğini, Devlet Tiyatroları Müdürü Mehmet Ulubatlı yapmıştır. Oyun, halen  Cuma ve Cumartesi akşamları AKM'de  oynanmaktadır. Bu akşam da Yakın Doğu Üniversitesi'nin Sahne Sanatları ve Yazarlık Fakültesi'nin "Sahne Sanatları Bölümü" öğrencileri, "Woyzeck" adlı oyunu YDÜ, AKM sahnesinde oynayacaklar.  Oyunun yönetmeni, bu fakültede öğretim görevi yapmakta olan ve yıllarca atv'ye diziler yazıp yöneten, Doç. Dr. Zerrin Akdenizli, çok yoğun ve tempolu çalışmaları ile halka sunacak. İzlemenizi tavsiye ederim. Bu arada Belediye Tiyatrosu da, bir dizi etkinlikler ve oyunlarla Dünya Tüyatrolar Günü'nü kutlayacak. "Tiyatro gününde tiyatro oynanır" düşüncesiyle, Lefkoşa Belediye Tiyatrosu, "Yağmurum Olsana" adlı oyunu halka ücretsiz sunacak. Bunlar güzel şeylerdir. Bu günün anlamına değinirken, birazcık da YDÜ'nin "Sahne Sanatları ve Yazarlık Fakültesi"nden bahsedelim.  Bu fakülte kurulalı üç yıl oldu. Gelecek yıl ilk mezunlarını verecek. Genç öğrenciler oyunculuk bölümünde birer "tiyatro sanatçısı" olarak yetişmek için canlarını dişlerine kattılar, harıl harıl çalışıyorlar, çok ünlü tiyatro sanatçılarının önderliğinde. Türkiye'den ve Kıbrıs'tan pek çok öğrenci, tiyatro sanatçısı olmak için bu bölümde uğraş veriyorlar. Tabii ki, tiyatroyu beseleyen şeylerden biri de ti-yatro eserleridir. Bu bölüm öğrencileri de tiyatro eseri yazmanın inceliklerini, derinliklerini ve gizemlerini öğreniyorlar. Onlar da mezun olduklarında, birer dramaturg olarak sanat denizinde yüz-meye başlayacaklar. Herkesin sandığı kadar kolay değildir bu bölüm. İnşallah bu alanda yetişen tiyatro sanatçılığına aday gençler ve yazarlar, tiyatro dünyamızdaki  büyük bir açığı kapatırlar. Kısacası tiyatorunun evrenselliği ile gelişen duygular, insanlara ve insan duygularına müthiş güzellikler katmaktadır.
Bütün tiyatrocu dostlarımın ve sanatçıların "Dünya Tiyatro Günü" kutlu olsun.

   364 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?