Yine turizm...
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   22 Mart 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

      Kıbrıs Türkünün kaderinde turizm yapmak da varmış ki, 1974 Mutlu Barış Harekatı ile böyle bir olayın içine giriverdi.  Özellikle insan, olanakların tümünü bir arada görünce, “bunların hangisi ile baş edeyim” der.  Turizm de onun gibi bir görüntü ile hayatımıza girdi. 
      Esasında 20 Temmuz, 1974’le kavuştuğumuz engin olanaklar, biraz da dokuz aylık bir çocuğun önüne bir tencere pilav koymaya ve “bu pilavı ye” demeye benzer. 
      Biz de o pilavı hem yedik hem yüzümüze gözümüze bulaştırdık.  Turizm olgusu hayatımıza girerken, elbette ki bazı şeyleri de öğrenmemiz, kendi bünyemize yenilikleri ayarlamamız ve özümsememiz, bununla birlikte turizmin halkalarını birbirine bağlamamız gerekirdi.  Bu halkaları birbirine bağlayamadık maalesef.
      Genç TV’deki NABIZ Programımın geçen Çarşamba geceki konukları KITOB Başkanı Turhan Beydağlı ile KITSAB Başkanı Özbek Dedekorkut’tu.  İyi de davet etmişim bu değerli arkadaşları programıma, diye düşündüm program sonrasında.  Programa o kadar büyük ilgi vardı ki, adeta “telefonlar kırıldı” diyebilirim.
      Program süresince enine boyuna turizmi konuştuk.  Nedenlerimizi ve tıkanıklıklarımızı konuştuk.  Turizm Fuarlarından tutun da, ulaşıma, Türkiye pazarına, fuarlardaki değişimlere ve tur operatörlerinin internet üzerinden büyük hedeflere ulaşımlarını konuştuk. 
     Yıllar önce turizmde ne konuşmuşsak, yıllar sonra da aynı şeyleri konuştuk. Hem konuştuk hem kendimizi sorguladık.
     Bu değerli arkadaşların ortaya koyduğu tablo, “ucuz ve etkili uçak seferlerinin yapılamaması” idi.  Yani bütün yolların Roma’ya çıkışı gibi, turizmdeki tıkanıklığın da tek hedefi ulaşımdaki beceriksizliklerimiz, yetersizliklerimiz oldu.
     KTHY’nı milli hava yolumuz olarak algıladığımızda ve bu işletmenin tüm haklarını KKTC üstüne tescil ettiğimize bakarak olayı değerlendirdiğimizde, bu tıkanıkların neden olageldiğini de sorma durumundayız.
     Mesela uçaklarımızın direk uçuşlarını sağlayamaması, Rumların bize uyguladığı ambargonun bir başka şeklidir.  İngiltere’nin verdiği sözlere karşın gerçekleşemeyen direk uçuşlar, hala yapılamıyor.  Türkiye bağlantılı seferlerin yapılması da maliyete yansımaktadır.  Kaldı ki Türkiye’nin güneyindeki süper oteller, bir yerde KKTC turizminin de cazibesini azalttı.
     Burada bir çıkış yolu bulabilir miyiz?  Türkiye şu “touch down” ödemelerinden bizi muaf tutsa, uçuşları daha bir asgariye indirsek, bir şeyler olur mu?
     Bu bir devlet politikası olmalıdır.  Türkiye ile KKTC arasında imzalanan özel protokoller, bazı şeyleri harekete geçirir ve bazı şeyleri tetikler.  O nedenle bu konuyu gündeme getiriyorum.
    Programda arkadaşlarımızın söylediği bir şey vardı ki, gerçekten insanın içini burar.  “Bazı oteller maalesef kapısına kilit vurmuştur” dedi arkadaşalarımız.  Ayakta kalamamanın, adaya istikrarlı turist akışını sağlayamamanın verdiği sıkıntılar nelerdir, bunları konuşmak lazım.
     Yıllardan beri konuşulan bir şey vardır.  O da “Bir turizm platformu yapalım” diyoruz.  Bütün taraf ve ilgilileri çağıralım ve bu çalışmaya ortak yapalım diyoruz. 
     Öyle görünüyor ki turizm hala topal bir at gibi tökezlemeye devam edecek ve kimse de bu topal atın ayağını tedavi edemeyecek.
     Bunları anlatırken çevreyi bir kenara koyarak bazı şeyleri dile getiriyoruz.  Çevre, tam bir felaket.  İnsanların uygarlık kavramları ve kültürel yapısı ile yaşam felsefesinin farklılıkları, çevremizle ortaya çıkar.  O nedenle çevreyi bir başka yazımda ele alacak ve acımasızca eleştireceğim.

   532 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?