|
Hristofyas yine Brüksel'de birşeyler karıştırıyor çözümsüzlük için. Bir kazanın kepçesi gibi Brüksel'de o kadar masumane (!) ve o kadar tertemiz (!) duygularla Kıbrıs sorununu AB Zirvesinde dile getirmiş. Hristofyas Brüksel'de yapmış olduğu basın toplantısında şöyle demiş: "Annan Planı'nda ısracı olunursa herşey kilitlenir." Vah! vah! Hristofyas, kabul etmediği Annan Planı önüne getirilirse esasında "Kıbrıs'ı kilitleyeceğini" ima ediyor. Sanki Kıbrıs'ın anahtarı onun elindeymiş gibi. Veya bugüne kadar kendi elleri ile kapadıkları "Kıbrıs'ın kapısını" hala kilitli tutmuyorlarmış gibi bir acizliğe düşüyor. Gerçek bu değil mi? Kıbrıs sorununu veya Kıbrıs problemini kilitleyen, hiçbir ikili görüşmeden bir sonuç çıkartamayan, akan zamana karşı meydan okuyan, gayrimeşru "Kıbrıs Cumhuriyeti" arkasına saklanarak çeşitli haltlar yiyen Rumlar değil mi? Kıbrıs kilitlenecekmiş. Veya görüşmeler Annan Planı yüzünden kilitlenecekmiş. Yani Hristofyas, Kıbrıs tabiri ile "hep magarına bulli" ister. Ondan aşağı kurtarmaz onu. Herşey onun için olacak, herşey Rumların çıkarları için dönecek ve herşey, Türklerin yok olması için tezgahlanıp dokunacak. Hristofyas bütün seçim boyunca "seçilir seçilme Talat'ı arayacağım" demişti. Sonra ona da kilit vurdu. Zorlamalarla "görüşmeye hazır" gibi bir duruşa geçti. Yani "metazori" bir görüşmenin görüntüsü. BM temelinde bir çözüm arayışı sürüp giderken, eski BM Genel Sekreteri Kofi Annan çözüm için bir plan sundu ve o planın adına da "Annan Planı" dendi. Bizde milliyetçi ve KKTC'nin yaşatılmasını esas alan kişiler, bu plana "hayır" demişlerdir. Solcularımız ve sosyal demokratlarımız da "evet" demişlerdir. Ama Hristofyas da bu plana "hayır" diyenlerdendir. Herşeye rağmen, Türk tarafındaki "evet"lere de "hayır"lara da saygılıyız. Bugün KKTC Cumhurbaşkanı Talat'a baktığımızda, Annan Planı'na "evet" diyenlerin saflarında yer aldığını görürüz. Hristofyas da "hayır" diyenlerin saflarında. Yani iki toplumun başındaki insanların biri "evet"çi diğeri de "hayır"cı. Tıpkı kuzey ve güney kutupları gibi. Veya eksi, artı gibi. BM'nin yaklaşımı Annan Planı ile bir yere varmaktı. Ama olmadı. Haliyle her iki taraf da kendi argümanlarını ortaya koyacaklar ve yeni süreçte, kendi argümanları ile yola çıkacaklar, şayet görüşmeleri gerçekleşirse. Ben şahsen Annan Planı'na karşı olan ve sürekli KKTC'nin yaşatılmasından yana bir görüş sergileyen gazeteci olarak, Talat'ın Annan Planı'na dört elle sarılarak ve de eline aldığı anahtarla, Hristofyas'ın Kıbrıs kapısına vurduğu kilidi açmak için bu kapıyı açma gayreti içine girişini doğal karşılarım. Bu bir basamak ve bir zorlama yönetmidir Kıbrıs'ın çözümlenmesi açısından. Tabii ki elli yıldan beri aynı olan Rum nasılsa, elli yıl sonraki Rum da aynıdır ve değişmezdir. Ama Talat, "bir umut" diyor. İki kutuplu bir dünyada her ikisinin bu kadar yakın bir fiziki ve coğrafi bir duruşta olmalarına karşın, esasta her ikisi de birbirinden çok çok uzaklardadır. Sanırım bu süreçte, Talat'ın anahtarı da Hristofyas'ın paslı kilidini açamayacak. Görmüyor musunuz? Adam kilit üstüne kilit vuruyor Kıbrıs'ın kapısına. Peki bir de başka türlü bakalım olaya... İş bir noktaya geldiğinde Hristofyas ne kazanacak Annan Planı yüzünden bir kilitlenme olursa, görüşmeler açısından. Ben de diyorum ki Hristofyas, uzun bir zaman daha kazanacak. Yani zamana oynamaya devam edecek ve Kıbrıs kilidine bir kilit daha vuracak. O zaman kim soracak Hristofyas'a? "A Hristofyas(mu)! Sen bu kilitleri Kıbrıs'ın kapısına vurup vurup gidersin de, bu çözümsüzlük ve zaman oynamanız karşısında Türkler bu kapıya son kildi vururlarsa ve KKTC'nin tanınmasını depara kalkan at gibi bir hamle yapıp tanınmayı gerçekleştirirlerse, sen ne halt edeceksin?" İşte bunu soruyoruz Hristofyas'a. Hristofyas nereye kadar gidecek bu modası geçmiş kilit taktikleri ile?
|