|
14 Mart "Tıp Bayramı" her yıl olduğu gibi hem Dr. Küçük'ün doğum tarihi ile, hem de HALKIN SESİ'nin yayın hayatına giriş ta-rihi ile çakıştı bu yıl da. O nedenle "Tıp Bayramı" ile ilgili yazımı bugün yazma ihtiyacı duydum. İnsanlar bazan siyasi konulardan, toplumsal dertlerden bıkarlar. Genellikle insanların aradıkları şeyler, sosyal içerikli, duygusal ve de sağlıkla ilgili konulardır. Olabildiğince onlara da yer vermeye çalışıyoruz köşe yazılarımızda. Rönesans dönemi sanatçısı Leonardo da Vinci'nin hayatını incelediğimizde, onun tıp dünyasına ve bilime ne denli büyük katkılar koyduğunu görürüz. Anatominin temelini ve gelişmesini "Da Vinci" en ince ayrıntısına kadar çizmiş ve arkasında bilime ve ilime, tıp dünyasına önemli bir ışık yakmıştır. Tıp tahsiline başlayan talebeler, önce anatomi dersine tabi tutulurlar. Anatomiyi bilmeyen bir doktor, doktor olamaz tıp dünyasına göre. İnsan vücudunu iyi tanımak ve insan hayatının "sağlık yolculuğuna" gidişine katkı koymak çok önemlidir. Hayatın inceliklerine ve ayrıntılarına girersek, pek çok alanda da bu gelişmeyi görebiliriz, teknoloji ve bilimin gelişmesi açısından. Tıp dalları da kendi içinde dallara bölünerek, insan sağlığındaki ince ayrıntılarla şekileniyor. Bu alanda uzman hekimler yetiştirile-rek, insanoğluna gerçek anlamda sağlıklı bir hayatın nimetleri sunuluyor. İnsan vardır kan göremez ve görse de dayanamaz. Bir adamın doktor olması, biraz da yapısı ile de ilintilidir. O nedenle kan örneğini veriyorum. Sözü getirmek istediğim nokta şudur: Bir tıp adamının yetişmesi ve hayatın içine dalarak, insanlara yeni hayatlar ve esenlikler bahşetmesi ne kadar anlamlı ise, o kadar da meşakkatli ve zordur. Bir doktorun ihtisası ile geçen zamanını, kalın tıp kitapları arasında bir ömür törpülemesini düşünün. Onların uzman hekim oluncaya ve meslek hayatına atılıncaya kadar harcadığı emek, döktüğü göznuru ve o küçücük beyinlerinin hücrelerine depoladığı bilgiler çok çok önemlidir. Bütün bunları kaçımız idrak ediyoruz veya idrak etmek için merak ediyoruz? Hasta, sadece kendi sağlığını düşünür. Haklıdır da. Doktor da o hastayı iyi etmek için bir emek vermektedir. Kendi hayatından da vererek insanları sağlığına kavuşturmaktadır. Biraz da "tahammülle insan psikolojisinin" analizini yapacak olursak, mesele farklı boyutlara kadar uzanır gider. Hasta-doktor ilişkisinde, psikolojik anlayış ve iletişim çok önemlidir. Bir hastayı doktorun çok iyi anlaması ne kadar önemliyse, bir hastanın da doktoru çok iyi anlaması ve verdiği özverili çalışmanın anlamını idrak etmesi lazım. Bir defa doktor, tövbe olsun "Allah" değildir. Doktor da herkes gibi bir insandır, özel hayatı vardır, eğlenmeye ve insan gibi bir hayatı sürdürmeye hakkı vardır. Hasta bunun bilincine varmadığı zaman, hastanın egoları gündeme gelir. Her zaman "hasta haklıdır" ilke ve felsefesi geçerli olsa da, bu felsefe bazan kayalara vurur. Bir doktorun hayatı hep parayla da geçmez. Kendini yenileyen ve kendi sahasındaki yenilikleri takip eden doktor, başarının anahtarını elinde tutabilir. Veya uzun yılların getirdiği ve bir hayatı yok ettiği zaman, insana sorarlar "bir doktorun hayatının bedeli nedir?"diye. Geçmiş yıllara baktığımızda, tıp alanında KKTC olarak nereden nereye geldiğimizi sorgulama ihtiyacı duyarım. Vicdanen rahat olabilmek için, zor günlerle kolay günleri kıyaslamak lazım. Zor günlerimiz, 1963 olayları ile başlar. Her alanda olduğu gibi tıp ve sağlık alanında da nice sıkıntılar yaşadık. Tütün fabrikasından bozma bir binayı hastaneye çevirmek ve balya vinçleri ile hastaları yukarıya ameliyathaneye sokmak, toplumsal varoluşumuzun özveri görüntüsünden başka bir şey değildir. Şu andaki "toplumsal varoluşumuz" işte bu türdeki yokluklarla bir yol almış ve bugünlere kadar uzanmıştır. Bir de yılların ne kadar çabuk geçtiğini ve nice devasa hastanelerimizin görkemli binalarını ve donanımlarını gördüğümüzde, gurur duyarız. "Nereden nereye geldik?" sorusunu sorarız. Neden Rum'a muhtaç olalım ki? Yıllarca bizi hayatın zorlukları ile karşı karşıya bırakan bir düşman zümre ve halkla bir geleceği kucaklamamızın ve birlikte bir yol haritası çizmemizin de mümkün olmadığını bilmemiz lazım. Bakmayın siz zaman zaman bazı vatandaşlarımız Güney'de sağlık için umut aramaktadırlar. Rumlar, dünyaya karşı kaçamayacakları bazı gerçeklerin deşifre olmaması için Türklere sağlık hizmetlerinin kapılarını açmaktadırlar. Bunların da var olduğunu bilmemiz lazım. Eleştirilerden bahsedisyorduk... Elbette ki bazı şeyler eleştirilecek. Elbette ki bir çok olumlu işler yapılmıştır. Bu olumlular yanındaki olumsuzluklara bir "dayanışma ve yönlendiricilik" ilkesi içinde çareler aramak lazım. Zaman olacak hastanelerimizdeki olumsuzluklar için sesler yük-selecek, zaman olacak doktorların ve hemşirelerin maaşları veya özlük hakları konuşulacak, zaman olacak tıbbi malzeme ve cihaz-lar konuşulacak. Herşeyde olduğu gibi, tıpta da mükemmelliği yaratma ve mükemmelliği yakalama çok önemlidir. Bu uğurda çaba sarfetmek de önemli ve anlamlıdır. Bütün doktorların ve sağlık alanında çalışanların 14 Mart Tıp Bayramı'nı kutlarım, geç de olsa...
|