PKK Nerede?
Osman Güvenir

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   26 Şubat 2008, Salı Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Hürriyet Gazetesi yazarı Bekir Coşkun'un evvelki günkü yazısı beni bayağı derin derin düşündürdü. Özellikle Türk ordusunun PKK'yı bozguna uğrattığı, sınır ötesinde 20 kilometre içeriye girdiği ve PKK'nın anasını ağlattığı bir zamanda kaleme alınmış bu yazı, hakikaten düşündürücüdür.
Bekir Coşkun yazısının başlığında şöyle diyor:
"İyi Ama PKK Orada Değildi."
Yazı gerçekten ilginçti. Bekir Coşkun şu sözlerle PKK'nın bir diğer yüzünü ortaya koyuyor. Yani Türk askeri 20 kilometre sınır ötesinde harekat yapar ama PKK "içimizdedir" diyor.
Şöyle bir alıntı yapalım Bekir Coşkun'un yazısından.
"İyi ama PKK orada değildi.
PKK kentlerde...
PKK masa başlarında...
PKK devlet koltuklarında...
PKK parlamentoda...
PKK işte orada parti binasında...
PKK hemen gözlerimizin önünde, yanı başımızda, karşımızda, oramızda, buramızda..."
Bu sözler beni uzun uzun düşündürdü. Sizi de düşündürdü mü bilmem. Esasında Bekir Coşkun'un söylemek istediği şey şudur:
"Şu cani terör örgütü her gün Mehmetçikleri öldürüyor ve bunun bedelini Mehmetçiğin güçlü operasyonu ile ödüyor ama siz PKK'yı sadece oralarda aramayın. PKK Türkiye'nin en hücra yerlerinde, sinmiş, sinsi planlar yapmış, uzun vadede eylemler tasarlamış ve Türk insanının huzurunu kaçırmış veya kaçırmaya matuf planlar yapmış bütün organların içindedir."
Bekir Coşkun'un o anlamlı sözlerinden ben şahsen öyle anlarım. PKK veya Kürt kökenli PKK'lılar mecliste değiller mi? Veya devletin bazı makamlarını sessiz ve sedasız bir şekilde işgal etmiyorlar mı?
Bir yerde Bekir Coşkun şunu söylemek istiyor.
"Düşmanı uzaktan aramayın, düşman tam burnumuzun dibindedir. Hiç renk vermeden ve sessiz sedasız altımızı oymaktadır." diyor.
Zaman zaman bu operasyonların Türk ulusuna çok pahalıya mal olup olmadığının da muhasebesini yaparım. Her zaman Türkiye'nin başının belaya girmesinden korkmuşumdur. Türkiye'nin altını oyan düşmanlar hep bu zemini hazırlamışlar ve o zemini genişletmişlerdir. Türkiye komşuları ile bir çelişkiye düşer ve çözülmez sorunlarla cebelleşmeye kalkarsa, bu da düşmanlarımızın işine yarar.  Zayıflatılmış bir Türkiye, içten çökertilmiş bir Türkiye, aciz kalmış bir Türkiye. İşin özünde "güçlü Türkiye"nin onları rahatsız edişi var. Askeri ile, ulusal değerleri ile, ekonomisi, sanayiisi ve harp sanayii ile.
Türk askeri bu operasyonu yapmak zorundaydı ve yaptı.  Bu işin sonu nereye kadar gidecek? Bu işin kontrol altına alınması, ancak ve ancak Türkiye ile oyun oynamaya kalkanların başına balyoz indirilerek mümkündür. Düşman kafasını kaldırdı mı vuracaksın kafasına. Bunun başka izahı yoktur.
Şayet kontrol altına alamazsan, yarın "bana şu kadar toprak ver" diyecekler. Atatürk Türkiye'sini zamanında parselleyemeyenler bu kez başka yöntemlerle parsellemeye kalkacaklar.
O nedenle uzun vadede Türkiye'yi bekleyen tehlike ve riskli günleri düşünüyor ve "Allah Türk'ü korusun" diyorum.


 

   537 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Küçük çembere ne zaman trafik sinyali konacak?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Günahkar Hristofyas
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Vakıflar'ın devri hayatımızın dönüm noktasıdır
  15 Nisan 2008, Salı   Türkiye silah sanayiinde büyürken
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Suyun hayati önemi bilinmelidir
  13 Nisan 2008, Pazar   "Lale Devri"
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Başbuğ da bize güç verdi
  11 Nisan 2008, Cuma   Surlariçi "Özel Turizm Alanı"
  10 Nisan 2008, Perşembe   "Gönüllü çevrecilik" nasıl birşey?