Sorun türban değil İslam'ın Anayasasındadır!
Mehmet S. Bayramoğlu

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Şubat 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

(2. Bölüm)

Başlıktaki yargıya nasıl vardığımı anlayabil-meniz için 1.bölümü okumanız gereklidir. Okumayıp ilgilenenler ms.bayramoglu@yahoo.com'dan isteyebilir. Burada amaç İslamiyet'i kötülemek değil medeniyet yarışında İslamiyet'in Hıristiyanlığın önüne geçmesine yardımcı olmaktır.
Bu bolümde Kuran-ı Kerim referans olarak kullanılacak ve Sure'nin adı ile Ayet'in numarası belirtilecektir...
İslam'ın Anayasası 'başını örteceksin', TC'nin Anayasası 'başını açacaksın' diyor. Hangisi doğru? Bu sorunun cevabı sizin Türkiye'yi XXI. yüzyılın sonunda nerede görmek istediğinize bağlıdır. Eğer çağdaş medeniyetleri yakalamış bir ülke olmasını istiyorsanız cevap başı açık, eğer ortaçağ karanlıklarına gömülmesini isti-yorsanız cevap başı kapalı olması gerekir. Peki başımız kapalı çağdaş medeniyetler seviyesine ulaşamaz mıyız? Hayır ulaşamayız. Neden?
İki yarışmacı düşünün biri eşofman ve spor ayakkabı, diğeri takunya ve sırtında 20 kg bohça. Hangisi yarışmayı kazanır? İşte çağdaş medeniyet yarışında Hristiyan ve İslamiyet arasındaki rekabet buna benzer. Ve türban o bohçanın ağzındaki bez parçasıdır. Bu bez parçasını takan bohçayı da yüklenmeye hazır olmalıdır.
Türban ile yüksek öğrenim görmek isteyen kızlarımızın türbanla altında sadece pantolon veya etek giyemeyeceklerini bilmeleri gerekir. Yakalarından topuklarına kadar vücut hatlarını tümüyle örten uzun çarşaf veya pardösü giymeleri gerekir (Nur 31). Evleneceklerinde kocalarının üç mümin (özgür) ve sayısız cariye (köle) hanım daha alma hakkı olduğunu kabul etmeleri gerekir (Nisa 3). Kocalarının evde mutlak üstünlüklerini (Bakara 228) ve doğuracakları çocuklardan kız olanların mirasta erkek çocuklarından 1/3 hakka sahip olduğunu (Nisa 11), eğer zina konusu olursa kocalarının ifadesinin kendi ifadelerinden 4 misli doğru olduğunu ve meydanda 100 sopa yiyeceklerini kabul etmeleri gerekir (Nur 2-3).
Diyeceksiniz ki Atatürk'ün Cumhuriyetinde kızlarımız bunların hiçbirini kabul etmiyor.. O zaman bu kızlarımız tam iman etmiş Müslüman değildirler. Yani örtünmeyi inançlarının gereği sayan kızlarımız yukarıdakileri de inançlarının gereği olarak kabul etmek zorundadır. Beğendikleri ayetleri uygulamak fakat beğenmedikleri ayetleri yok saymak Müslümanlıkla bağdaşmaz.
Kısaca eşinin ve kızlarının kapanmasını isteyen erkekler ve kapanmayı kabul eden hanımlar sadece Nur Suresi'nin 31. Ayeti'ni değil geriye kalan 12.502 Ayet'i de kabul etmek zorundadır.
O zaman gerçek Müslümanlar; içkinin yasaklanmasını, faizin haram olduğunu, hırsızların ellerinin kesilmesini, İslamî boşanma usullerini, İslamî ahlak şeklini, İslamî aile düzenini, ibadeti, tesettürü, iktisadi hayatı, kavimleri, toplum düzenini, köleliği, tefekkürü, ibreti, ahreti ve şeriatı tümüyle kabul etmek zorundadırlar.
Türban sorununda değiştirilmesi gereken TC Anayasası'nın 10 ve 42. Maddeleri değil İslam Anayasası'nın Nur Suresi'nin 31. Ayeti'dir.
Başlangıçta yazdım; niyetim sizlere İslam'ı kötü yansıtmak değil çağdışı kaldığını göstermek ve bunu nasıl düzeltebileceğimiz hakkında fikirler üretmektir.
Şurası bir gerçek VII. yüzyıldan XVI. yüzyıla kadar Müslümanlar (Araplar ve Türkler) Avrupa'daki Hristiyan dünyasına askeri üstünlük sağlamış, yaşam seviyesi, fen ve bilimde Hristiyan dünyasını çok gerilerde bırakmıştık. Peki ne oldu da XVII. yüzyıldan sonra Hristiyan dünyası bizi askeri ve yaşam seviyesi yönünden, bilim ve teknikte geçmeye başladı? Biz Müslümanlar önümüzdeki yüzyılda Hristiyan dünyasını çağdaş medeniyet yarışında nasıl yetişebilir ve önlerine nasıl geçebiliriz?
Sırtımızdaki bohçayı nasıl motor haline döndürebiliriz? Laiklik çözüm müdür?
Bu soruların cevabı haftaya 3. bölümde.

   1356 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Hristofiyas yüzümüze tükürmeye başladı!
  13 Nisan 2008, Pazar   Lokmacı’yı kim ödeyecek?
  06 Nisan 2008, Pazar   "Kıbrıs'ın esas yerlileri eşeklerdir" (2. bölüm)
  30 Mart 2008, Pazar   "Kıbrıs'ın esas yerlileri eşeklerdir!" (1. bölüm)
  23 Mart 2008, Pazar   Talat osmosisin kapısında!
  16 Mart 2008, Pazar   İçi çürük bir elma!
  09 Mart 2008, Pazar   Londra'daki yabaniler!
  02 Mart 2008, Pazar   Rumlar yine aptallık etti!
  24 Şubat 2008, Pazar   İslam’da Reform şarttır! (3. Bölüm)
  10 Şubat 2008, Pazar   Sorun türbanda değil Anayasa'dadır! (1. Bölüm)