Tren Haziran'da yola çıkar Ağustos'da varacağı ilk istasyonda kim inecek ?
Emine Sütcü

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Nisan 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

AB, Kıbrıs konusunda geç bir uyanış yaşasa da özellikle de "doğrudan ticaret tüzüğü" konusunda, Rumların olduğu kadar AB'ye de başağrısı yaratmasının  en büyük etkeni Rum'ların oyununa geldiklerini bazı AB parlamenterlerin farketmeleri ve bunu açıkça ifade etmeleriydi. Gerçek olan da, AB'ye girer girmez tüzükleri hayata geçirilmez hale getiren Rumlardı.
Üstüne üstlük Mağusa limanının ortak çalıştırılması ve Maraş’ın Rumlara iadesini tüzüklerle ilişkilendirip hatta tüzüğün içine sokarak işi iyice sulandırmışlardı. Düşünebiliyor musunuz, koskoca AB, Kıbrıs konusunda, Rumlar ve Yunanistan tarafından çok kolay oyuna getirilebiliyor ! Böyle olunca da bizim karşımızda sadece Rumların olmadığı, ayni zamanda, hem Helenizm dünyası, hem de Hristiyan dünyasının olduğu gerçeğini defalarca, tarihin bazı değişmeyen nitelikleriyle yeniden yaşayarak görmüş oluyoruz. Dünyada da öyle algılandığı gibi,  AB'yi nasıl bilirsiniz diye sorsalar "eşitlik demokrasi ve insan hakları ile hukuğun üstünlüğü misyonu temellerinde kurulan birlik" diye tanımlarsınız.. Oysa, Rumların sahte ağzıyla hareket eden, böyle bir birlik, hangi insan haklarından bahsedebilir sizce?  KKTC'de yaşayan herkesi yakından ilgilendiren her türlü konuda, bizlerin onayı olmadan, Rumların yönlendirmesiyle hareket eden bu birlik mi bizim garantörümüz olsun diye öneriliyor? Hem de Bayan Dora Bakoyanni tarafından ! Bizler, kendi güvenliğimizi en iyi kimlerin sağlayacağını bilen tecrübeli insanlar olarak tek güvendiğimiz "anavatanımızın garantörlüğünün" olduğu bilincine sahip insanlarız çok şükür.  Ne diyor AB yetkilileri ? KKTC'yi muhatap almıyorlarmış çünkü eğer bizi muhatap alırlarsa ayrılığı güçlendirmiş olacaklarmış !  Bu muhatapsızlığı mı bize layık görüyor AB? Referandumda verilen sözleri de bizi muhatap kabul etmedikleri için yerinde getirmediklerini dolaylı olarak izah ediyorlar... Biz bu aracılara mı güveniyoruz? Kısacası, KKTC'yi yok farzeden, Kuzeyde mevcut iradeyi yok farzedenler ve referandumla  adada iki eşit halktan biri olduğunu kanıtlayan Kıbrıs Türk halkını yok farzedenler, bu korktukları ve endişelendikleri ayrılığa çok güzel katkı koyduklarının da farkında mılar acaba?  Hem de alternatifsiz bir ortam yaratarak imkansızı zorlayarak ayrılığa kürek çekiyorlar.  Düşünebiliyor musunuz? Varlığımız kabul edilmiyor. Görüşlerimizse hiç dikkate alınmıyor (İnsan haklarına saygılı AB, olayları hep tek yanlı dinleyip şekillendiriyor). Kıbrıs'lı Türklere uygulanan haksızlıklara, göz göre göre sessiz kalan ve herhalde zaman zaman vicdani rahatsızlıklarından kaynaklaran, Ercan Havaalanı uçuşlu ziyaretleriyle bizlere göz boyayan AB'li yetkililer, izolasyonların ve ambargoların kalkmasının, Ankara protokolünün  hayata geçirilmesi ile ilişkilendirip yine haklarımızın çiğnenmesinin devamına göz yumuyorlar. Gerçeklerin saklandığı bir ortama her zaman yalanlar hakim olur. Hristofyas, boyuna posuna bakmadan sürekli Türkiye'ye kadar dil uzatmayı marifet sayarken ve Sayın Cumhurbaşkanımızın da dediği gibi etrafa zehir saçarken, hangi çözüme doğru ilerliyoruz göreceğiz.. Hristofyas'a içinde Kıbrıs adasının da olduğu kocaman bir Türkiye haritası hediye edelim. Oturduğu masanın tam karşısına assın.. Belki ancak o zaman kendinin Anavatanımıza laf atamayacak kadar küçük olduğunu görmesini sağlarız. Değerli dostum Kudret Özersay'ın da vurguladığı gibi "Kıbrıs Türk Halkı Türkiye'yi dışlayan herhangi bir sürecin parçası olmayı kabul edemez."Zürih Üniversitesi'nde düzenlenen " Kıbrıs için anayasal kovansiyon" konferansında  açıklama yapan Özersay, çok önemli hatta hayati konulara vurgu yaptı. "Uluslararası anlaşmalar anayasayla değiştirilemez ve garantör devletlerin anlaşmalardan doğan haklarının gözardı edilmesi uluslararası hukuka aykırıdır açıklamalarında bulundu.
Bu süreçte görünen o ki; Çok ciddi ve kararlı bir duruş sergile-yerek GKRY'nin yalana dayalı yerleşmiş ezberlerini ya bozacağız, ya da  bu treni yeniden raydan çıkaracak tarafın Türk tarafı olmayacağını daha ilk durakta kanıtlayacağız...
Bu tren öyle ya da böyle, bir şekilde Haziran ayında yola çıkar ancak Ağustos ayına kadar ya rayına tam oturur, yoluna devam eder, ya da bu tren, bu raydan vagonları ayrılmış şekilde tamamen kopar... Ağustos ayı trenin ilk istasyonda duracağı aydır. Yazın kavurucu sıcağında tren istasyona yaklaştıkça kimin ineceğini hep birlikte göreceğiz..
Emin olun ki, KKTC-EXPRESS tamamıyle dolu olarak yola çıkmaya hazır olacak.

   2808 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  13 Nisan 2008, Pazar   Bu gök deniz nerede var?
  12 Nisan 2008, Cumartesi   KKTC'yi ne kadar sahipleniyoruz?
  10 Nisan 2008, Perşembe   Dünyada bilim adamları çalışıyor
  06 Nisan 2008, Pazar   Ders verici hikayeler
  05 Nisan 2008, Cumartesi   Kendi gözlerimiz dururken başkalarının gözleriyle bakmamalıyız
  03 Nisan 2008, Perşembe   Aydın Kadınlar Platformu'ndan BM'ye mektup
  30 Mart 2008, Pazar   Lider kimdir?
  29 Mart 2008, Cumartesi   Liderleri tarih yaratır
  27 Mart 2008, Perşembe   Görüşmelerde güçlü olmanın yolu
  23 Mart 2008, Pazar   Cumhuriyetin değeri ve gençlerin önemi