|
Derebeylik, Ortaçağda bir yönetim sistemi idi. Sistem, tamamen derebeyinin idaresi altında bulunmaktaydı. Derebeyi, ailesinden kendisine kalmış geniş topraklar üzerinde hükmetmek yetkisine sahip olduğu gibi, bu topraklarda yetişen her türlü ürünün de sahibi bulunmakta idi. Sisteme bağımlı üreticilerin ürettikleri artı-deger'e toprak sahipleri tarafından ürün-rant, para-rant ya da emek-rant olarak el konulması şeklindeydi. O döneme ait "yöneten ve yönetilen" arasındaki katı ilişki dönemi çoktan kapandı.. O dönemler ayni zamanda ilerlemenin de durduğu dönemlerdi. Kıbrıs Türk halkı, "derebeylik dönemdeki anlayışı" çok iyi biliyor. Çünkü, o anlayışla yönetildi uzun yıllar. Sadece, ganimet, ev-mal-mülk, dönemi değil, her konuda gücü elinde tutanların paylaştığı sistem içinde çok yıpratıldı. Ne vakıf malı, ne orman arazisi, ne evkaf malı ne de hali mallar, ellerinden hiçbiri kurtulmadı. KKTC, değerleriyle birlikte yıpratıldı bunca zaman. Bu sistemi yıpratanlar, Kıbrıs Türk halkının, kendi içindeki ahengi bozdular. Halkı kamplara böldüler, adam kayırmacı düzenle, "birlik ve beraberliğimizi" de bozdular. İçtekiler yetmedi dıştan gelen bütün kaynaklara da ayni muameleyi yaşattılar. İşte bu yüzden ; "KKTC'de kabuk değişimi bir ihtiyaçtır." Bu ülke, artık toplumsal hayatın her alanında, layık olduğu en yüksek standardı yakalayacak duruma taşınmalı. Çünkü, geçmişten günümüze, yaratılan bu derebeylik mantığıyla yönetim anlayışıyla, çok değerli insanlar, sistemin dışına itilerek, doğru insanların yönetimde söz sahibi olmaları engellenmiştir. Sonucunda da bu ülke bugüne kadar hep kötü yönetildi. O eylemler, 70 bin kişinin sokağa döküldüğü o mitingler de bir nevi sistemin çirkinleştirilmesine, güvensizleştirilmesine isyandı ve binbir vaad da buna ek olarak insanlarımızı değişim umuduyla son umut şeklinde sokağa dökmüştü… Bugünse, kimse o günler sonrasında yaşanan hayal kırıklıklarından bahsedilmesini dahi istemiyor. O kırgınlık gözlerine yansımış, yüreklerine işlemiş derin yaralar açmış ve insanlarımızın, inançlarını da derinden yaralamıştır. İşte o yaralı halkın yüreğine merhem olacak tek bir çare kaldı. O da ciddiyetle yeni bir kabuk değişimi. Sadece, gerçeklerin değil, doğrunun da düşmanı olan yönetimler, bizleri işte içinde bulunduğumuz bu zor günlere taşıdı. Yalandan, iftiradan, yanlıştan ve eğriden bizi kurtaracak, birilerinin adamlarını ya da birkaçımızı değil, bir halkı düze çıkaracak, inandırıcı bir sisteme ve o sistem içinde yeniden yapılanmaya, bir kök değişimine, çok acil ihtiyacımız var. Bugüne kadar sadece kişisel çıkarlara hizmet eden bu sistemi tarihe gömmeliyiz. Onun yerine, toplumsal çıkarlara hizmet edecek, yeni bir sistemi, hayata geçirmeliyiz. İşte bu yeni sistem, "insanımızın hakettiği sistem" olmalıdır. Gerçek olan şudur ki; çürük, ilkel ve art niyetlerin hakim olduğu görüşlere bu ülkede bir daha yer olmayacaktır. Bundan böyle "Kıbrıs Türk halkı uyanmıştır, kararlıdır, ne istediğini bilendir, kimsenin baskısından korkmayandır, yüreklidir, asla yönlendirmelerle kendi geleceğini baltalamayacaktır." KKTC, artık 1980'lerdeki-1990'lardaki ve 2000'lerdeki gibi yönetilmeyecektir. Kıbrıs Türk'ü, bugün bir seçim olsa kendini, gelmiş geçmiş bütün yanlışlardan, yalanlardan, hırsızlardan, partizanlıklardan ve yolsuzluklardan arındırmış bir meclis seçmeye kesinlikle kararlıdır. Bundan emin olunuz ! Bu nedenle bütün partiler, gelişen dünya standatlarına uygun bir şekilde, vitrinlerini bu yeni anlayış tarzına, beklenen kabuk değişimine göre hazırlamak zorundadırlar. Kaçınılmaz bir değişim yaşayacağımızı hep birlikte göreceğiz. Çünkü tek çare budur. Çocuklarımızın ve gençlerimizin umutlarıyla yeterince herkes oynadı. Bundan böyle ilk hedef, halka ve doğruya hizmet etmek olmalıdır. Bugün, yönetimdekilere yönelik veya yönetime talep olanlara, halkın ortaya koyacağı duruş aslında "gerekli olanı yapma disiplinini sağlayın, ciddiyetinizi gösterin" duruşu olacaktır. Çocuklarımızın gözlerindeki umudu ve kalplerindeki sevinci yok edenlerin bir daha ülke yönetme talebi dahi olmamalı. Hepimiz, ülke ve toplum menfaatleri konusunda sorumluluk hissediyoruz. Vatandaşın iradesi devreye girmeli. Yaşatılan bütün bu sancıların ardından bu kabuk değişimi doğmalı. "Kavgaların, yolsuzlukların ve çirkinliklerin" hayatımızdan çıkmasına ve "toplumsal hayatımıza sevgi ve güzelliklerin" hakim olmasına hep birlikte katkı koymalıyız.
|