Bir genç ölüm
Emine Sütcü

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Şubat 2008, Cumartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Anne köyü diye midir, nedendir bilmem ama köylerin güzeli ve elit insanların yaşadığı bir köydür Beyarmudu. Diğer adıyla Pergama.
Çok farkı var diğer köylerden. Verimli ve kırmızı bir toprağı vardır.
İngiliz üsleri Dikelya ve Pile köyüyle sınırları olan bir köydür.
Çok genç ölümler yaşadı bu köy maalesef...
Çok anaların yüreği yandı. Bilinmez ki, hayatın, daha ilk kavşaklarında rastlar ölüm bazen. 
Sebebi hala araştırılmayan hastalıklar nedeniyle, çok gencini kaybetti Beyarmudu halkı.
Başta kanser olmak üzere, birçok hastalıkların sebep olduğu ölümler yaşadı.
Bugün yine cami avlusundaydı köy halkı ve Haydaroğulları ailesini sevenler.
Siz satırları okurken, bugün artık, dün olacak.
Ölümden sonra da hızla geçer zaman. 
Ama hızla da geçse zaman; Beyarmudu'nda sessizce akmaya devam edecek gözyaşları.
Kelimelerin zor çıktığı, ağızların kilitlendiği, kanın donduğu bir acıdır ölüm .
Sadece haykırışlar ve yalvarışlar vardır Tanrı'ya.
Köyün, genç ve güzel kızı "Türhan'ın" cenaze töreninde, ölümü yaşamış olduk yeniden.
Ölümün ne anlama geldiğini; neler hissettirdiğini ve ne kadar acıttığını, genç ölümlerde çok daha iyi anlarız.
Bir genç insanın ardından, göz yaşı dökmenin, farkı vardır diğerlerinden.
Hele de 23 yaşın! Evet, 23 yaşında hayatın daha ilk kavşaklarındaydı Türhan.
İnsanın, hayatta hesaba katmadıkları vardır.
Bilmedikleri, düşünmedikleri, yakıştırmadıkları gibi..
Çünkü, gençlere ölüm değil, yaşam yakışır.
Kim bilebilir, kim düşünebilir ki, ölümün yakışıp yakışmayacağını..
Ama Tanrı yakıştırmış bir kere..
Oysa, hayat evlatlar için kurulmuştur sanki.
Anne babalar, evlatları için yaşar. Evlatlar yaşamadıktan sonra, anne-babalar nasıl yaşar ?
Mustafa Ercantan'a... Mehmet Ali Ergazi'ye mi?
Barış Akarsu'ya mı yakıştı ölüm?
Kime yakıştı ki ölüm bugüne kadar?
Ya bir ulusu öksüz bırakan, Atatürk'e mi yakıştı?
Barış Manço'ya, Cem Karaca'ya mı?
Hiç birine yakışmadı ölüm.
Bugün, şarkılarıyla isyanlarımızı dile getirdiğimiz, Cem Karaca'nın ölümünün 4.yılı.
Yaşı, başı yok ölümün...
Saçı başı yolduran hali var sadece...
Zamansızdır ölüm acıdır ve acıtandır...
Ölümün sade bir üniforması var, adı "kefen"dir. !
Kısmet nasip derler, onu bile giyemeden gidenler vardır.
Vedalaşıp da, bir avuç toprağın üzerine bırakılan, binlerce çiçek arasında, kimsenin bilemediği bir "evlat tütüsü" vardır.
Analar, işte en çok ona ağlar.
Bir kez daha ders alır insan..
Nice değmeyen şeylere üzülmüşüz diyor herkes, boşu boşuna.
Takdir-i idare ile kahrediyoruz her gün yaşama,
Zaman da varsın heba olsun ..
Herşeyin, her zorluğun, altından kalkar insan,
Yeter ki sağlık olsun !
İşte bir gün, bir genç ölürse, o ölüm, bambaşka bir ölüm olur ve yaşamın daha da  farkında olur insan.
"Ölümden" önce önündeki "genç" kelimesi, belirler derecesini acının...
Kısacası;
Ölümün yakışanı yoktur.
Hayatta telafisi olmayan tek şeydir ölüm.
Onun adı "Takdir-i İlahi" dir.
Yine de ölüm, gençlere asla yakışmaz, Türhan'a da yakışmadığı gibi...

   504 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  17 Nisan 2008, Perşembe   Tren Haziran'da yola çıkar Ağustos'da varacağı ilk istasyonda kim inecek ?
  13 Nisan 2008, Pazar   Bu gök deniz nerede var?
  12 Nisan 2008, Cumartesi   KKTC'yi ne kadar sahipleniyoruz?
  10 Nisan 2008, Perşembe   Dünyada bilim adamları çalışıyor
  06 Nisan 2008, Pazar   Ders verici hikayeler
  05 Nisan 2008, Cumartesi   Kendi gözlerimiz dururken başkalarının gözleriyle bakmamalıyız
  03 Nisan 2008, Perşembe   Aydın Kadınlar Platformu'ndan BM'ye mektup
  30 Mart 2008, Pazar   Lider kimdir?
  29 Mart 2008, Cumartesi   Liderleri tarih yaratır
  27 Mart 2008, Perşembe   Görüşmelerde güçlü olmanın yolu