İngiliz-Türk-Rum kültürü karışımı
Özcan Özcanhan

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   10 Nisan 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Ersin Öztoycan’ı, BM’nin düzenlediği, yeni sözcü L. Jose Diaz'ı tanıtma resepsiyonunda görmüştüm. Daha sonra Talat-Hristofyas görüşmesini izlemek için BM Kıbrıs Temsilcisi Möller'in resmi ikametgahına ulaşmamıza yardımcı olmuştu.
Cumhurbaşkanı Talat ile Hristofyas içeride görüşürken bizler de sohbete dalmıştık.
Bir ara bana, bir kitap yazdığını ve okumamı istediğini duyurdu. Memnun olurum, dedim.
Kitabı söz verdiği gibi bana gönderdi...
Amatör bir yazarın bu kadar temiz ve anlaşılır dilde, hem de İngilizce olarak yazışına şaşmadım diyemem.
Akıcı, sıkmadan okunabilen, profesyonelce yazılmış bir eser.
İngiltere'de doğup büyüyen, çocukluğunda karşılaştığı sıkıntıları, zorlukları, dil, diksiyon, kelime telafuzu,          anlaşılmazlığı, öteki İngiliz ve yabancılarla kültür ve adet farklılıklarını, yaşananları; dahası, Kıbrıs'a yerleştikten sonra Kıbrıs'taki Rumlarla Kıbrıs Türkleri'nin yaşamlarını, konuşmalarını, adetlerini, kültürlerini hepsini de bu minnacık kitapta okuyucuya sunmayı Öztoycan nasıl da başarmış...
Ersin Öztoycan, BM'nin Kıbrıs'taki misyonunda çalışmakta, iki çocuk annesi, bir ev hanımı aynı zamanda.
My Life File, Yaşamımın-Hayatımın Dosyası, isimli kitabında Öztoycan, yerinde, çarpıcı ifadelerle, başından geçenleri, kanserle mücadeleyi, yaşama bağlılığı, zorlukları aşmanın yollarını, inancın ve güvenin önemini dile getirirken, açıkça, samimiyetle okuldaki tembelliklerini, beceriksizliklerini, ebeveynlerinden aldığı uyarı ve öğütleri de sıralamaktan çekinmemiştir. O nedenle amatör bir yazarın elinden çıkabilecek en güzel ve değerli bir eseri yaratmıştır.
Öztoycan'ı ve kitabın yazılışında, basılışında, yayınlanışında yardımcı olanları kutlarım.
Okurlarıma da bu kitabı okumalarını tavsiye ederim. Okumaya değer buluyorum da ondan...
***
ÇARŞIMIZDA
İngiliz, Rum ve Türk ticaret kültürüne de bir baklım.
İngiliz bir mal, eşya, yiyecek, giyecek alırken de, ödeme yaparken de teşekkür eder. Lütfen, please, teşekkür ederim, thank you der. Genellikle böyledir...
İngiliz kazıklanabileceğini düşünmez. Alan da satan da dürüst davranır. Kanunları da meşhurdur. Kazıklayanlar, tarihi geçmiş ürün satanlar, yasaklanmış mal satanlar, hele hele gıda... Büyük para, hatta hapislik cezasına çarptırılırlar.
İngiltere'ye yerleşmiş, İtalyanlar, Yugoslavlar, Maltalılar ve maalesef Türkler hiç sevilmezdi. Köklü, hakiki İngilizler bunlardan uzak dururlardı, hatta mahallelerini bile değişirlerdi, kızlarının bunlarla düşüp kalkmasına karşı çıkarlardı. Çünkü, İngilizlere göre, yukarda saydıklarım, yalancı, üç kağıtcı, tembel, pis ve İngiliz kızlarının peşinde koşup rahatsızlık yapan insanlar olarak ün yapmışlardı. Adetleri, kültürleri de farklı idi, din, dil, ırk farkı da söz konusu idi...
Rumlar ve Kıbrıslı Türkler de İngiliz koloni idaresinde, ülkemizde, İngilizin bazı adetlerini, talim, terbiyesini, etiketini, nezaketini kapmışlar, öğrenmişlerdi.. Hırsızlık, dolandırıcılık, yalancılık, müşteriyi alış verişde kazıklama hemen hemen yoktu. Herkes birbirine lütfen ve teşekkür ederim kelimelerini sıkca kullanarak hitap ederlerdi..
İşte şimdi, Lokmacı açıldı, çarşıya, Arasta'ya canlılık geldi. Arkasından şikayetler başladı. Bizim oralardaki esnaf müşterileri kazıklamaya başlamış. Bir şişe bira, kahve, kola, döner, sandüvüç bilmem kaç euro olmuş. Afedersiniz ama gelen müşteri bir defa kazıklanabilir. İkinci kez aynı kazığı yemeye kimse yanaşmaz.
Bu durumu Hürrem Tulga'ya anlattım. Daha önce de işitmiş olacak Esnaf Derneği başkanı olarak. Derhal savunmaya geçti. ''Otokontrol uygulanıyor. Esnaf kendi kendini kontrol ediyor. Bizler de ilgileniyoruz'' dedi.
Ama, şikayetlerin devamını hala işitmekteyim. Ve Sayın Belediye Başkanı'nı, zabıtalarını harekete geçirmeye davet ederim. Kısa zamanda köşeyi döneyim kültürünün yerine, namusluca, dürüstçe, helal tarafından kazanayım düzenini getirmelerini beklerim. Ben değil, bütün halk, Rum'u da Türk'ü de, yabancısı da, turisti de...
Terbiye, temizlik, dürüstlük, harama kaçmamak, insanların sağlıkları ve cepleri ile oynamamanın öncelikli ve ağırlıklı idealimiz olmasını dilerim.

   352 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Haralambus'a kulak ver Başkan
  17 Nisan 2008, Perşembe   İngiltere garantörlük görevini tekrar mı yeniledi?
  15 Nisan 2008, Salı   Sıraya girdiler, sonu hayır getire
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  13 Nisan 2008, Pazar   Bravo Talat
  11 Nisan 2008, Cuma   Geçmişi deşmeyelim geleceğe bakalım
  06 Nisan 2008, Pazar   Su, lokma, barış
  03 Nisan 2008, Perşembe   Pascoe de geldi gitti
  02 Nisan 2008, Çarşamba   Medya için
  30 Mart 2008, Pazar   Ne yani bilmiyorlar mı?