|
Yarın 1 Mayıs, yıllar önce ekmeğini bedensel güçle kazananların mücadelesi sonrasında çalışma koşullarındaki iyileştirmelerin sembolü olan tarih. Sonrasında bunu egemen güçlerin sulandırmak adına \"Bahar Bayramı\" tanımlaması. Tıpkı Atatürk düşmanlarının, Atatürkçü kavramların yarattığı 24 Kasım Öğretmenler Günü’ne getirmek istedikleri sulandırma hali gibi birşey! Demek hangi kavramın sahibi olurlarsa olsunlar, iş bilenin kılıç kuşananın, dümeni elinde tutanların acı gerçeklerleri. Güçlünün arabasında, söylenen sevdiği türküler. Türkiye’de 1 Mayıs’ın arkasına saklanarak Taksim Meydanı’nı yıllar önce kan gölüne çevirmek isteyenler, akan kanlardan beslenenler! Kıbrıs’ta 1955 nostaljisini sahnelemek mantığıyla hareket edenler. Güney-Kuzey, hepsi proleter yaklaşımlarıyla yılları hasıraltı etmek isteyen gafiller. Güney’de benim de çocukluğumu paylaştığım, değer verdiğim insanlar var. Etliye sütlüye karışmamalarına rağmen 1963’te 12 yaşındaki kız kardeşleri serseri bir kurşunla toprak olmuş. Tıpkı benim de çok yakınlarımın zamansız gidişi gibi. *** Sisler arasından yıllar öncesinin 1 Mayıs’larını hatırlamaya çalışıyorum, gözlerimin önüne hep aynı bisikletli adam gelir. Temiz giyinmiş, güçlü atletik yapısına rağmen boyu ortalarda. Sürdüğü bisikletse İngiliz kısrakları ebatında. Erdoğan Saraçoğlu’nun amcası, Mustafa Doğrusöz’ün halasının kocası. Evlerinin kapısı aynı mahallede, adeta bizim kapının karşısı. İlkel toplum dürtüleri içinde, tıpkı bu günlerdeki gibi kulağa hoş gelen söylemlerin peşinde içine sürüklenen, \"yalnız değiliz, aramızda Türkler de var\" görüntüsünün arkasında oynanan Megaloidea’ya dayalı oyunlar. Bir tarafta emekçi kesimin haklarının teslimi için ortaya konan özverili kavga, bir tarafta tıpkı bugünkü gibi Rum kesiminin aklı fikri olayları istismarda. Annan Planı’ndaki gibi AKEL, Megaloidea’cılarla aynı tezgahta. 1 Mayıs’ı bayram çocukları coşkusunda kutlayan, içi içine sığmayan, sadece proleter kesimin savaşçısı olduğunun samimiyetiyle tehditlere kulak asmayan adam. Annesi Şerif Teyze az konuşan, somurtkan, kilolarıyla, dolayısıyla ayaklarıyla hep sorunları olan biriydi. Onu her usuma getirdiğimde, kocaman bir minderin üzerinde, elinde enfiye kutusu, kocaman burun deliklerine enfiye çekmekteydi. En küçük oğlu Fazıl Önder’le aynı evde hayatını sürdürmekteydi. Ne zaman 1 Mayıs kutlamaları konuşulsa aklıma hep o temiz gi-yinmiş, güçlü atletik yapısına rağmen, boyu ortalarda Fazıl Önder gelir. Sürdüğü bisikleti kocaman, sanki İngiliz kısrakları ebatında. Ne zaman 1 Mayıs kutlamaları yakınlaşsa aklıma Taksim Meydanı’ndaki kanlı olaylar gelir. Kullanılan, gerçek amaçların dışında harcanan insanlar gelir! Ne zaman 1 Mayıs’ın sözü açılsa, güneşsiz odalarda baharın güzelliğini anımsayanlar gelir!
|