|
Yıllardır yaşadığımız olumsuz süreçlerden midir nedir, Özdil Nami ile Yorgos Yakovu'nun iş bitiriciliğine ne yalan söyleyeyim hayran kaldım! Hele Yakovu ilerlemiş yaşına rağmen daha genç olan Nami'ye ayak uydurarak on iki komitenin oluşumu ve gündemi hususunda uygulanacak programı şipin işi halletmesi, sadece bir tek, o da güvenlik ve garantiler konusunda kararsız kalmaları çok önemli bir ilerleyiş oldu. Bir de Yakovu'nun gözlerini kısıp pis pis gülmesi olmasa, söylediğinden çok gizlediklerinin fazlalığını ima edercesine konuşmasa, her beyanatının ardından eve gidip rahat bir uyku çekmek geçiyor içimden ama o tavrını gördükçe, uykularım kaçıyor. Yine de inanıyorum ki "güvenlik ve garantiler" gibi basit (!) bir konuda oluşturulacak komiteyi ve de gündemi de en kısa zamanda çözecekler ve görüşmelere geçecekler. Hele komiteler için tespit ettikleri isimler, işin başını çeken Yakovu ve Nami gibi el çabukluğuna sahiplerse, meseleyi çözmek için peynir parçalamayı örnek seçmiş iseler, işleri emin olun daha da kolaylaşacaktır! Keskin bıçağı peynire dokunduracaklar, aşağıya doğru bastıracaklar, işi yağdan kıl çeker gibi taksim taksimat çözmüş olacaklar. Arada mızmızlık eden çıkarsa kulağına yapışacaklar, "sakın haa huysuzluk yapma" uyarısında bulunacaklar. Biz bu aşamaya bir günde gelmedik. Bu yollarda az uz ter dökmedik. Bu punduna getiripte işin içine, pişmiş aşa su katıyormuşçasına çomak sokmak kimselerin kabul edebileceği birşey değil. Yakovu için birşey söyleyemem ama Nami'yi çocukluğundan bilirim. Çalışkan, terbiyeli bir çocuktur. Önemli okullarda eğitim görmüştür. Yeteneği ise ailesinden gelmedir. Dedesi de, babası da inisiyatif sahibi vatanperver kimselerdir! Bu bakımdan gönlüm rahat. Sonra Nami-Yakovu görüşüyorlar, bu temaslar basına, 'iş bitirildi, mesele halledildi' gibi yansıtılıyor ama son söz iki toplum liderinde olacak. Belki de anlaşmalar Uzun Yol'daki dondurmacıda imzalanacak! Hatta sahi yalan rivayet bu, Hristofyas Talat'a sormuş, "biz aramızda mutabakata varırsak, en son sözü sen söyleyebilir misin, iş bitiriciliğine güvenir misin?" demiş, Talat da "yok arkadaş son söz Ankara'nın" cevabını vermiş. Hristofyas işin peşini bırakmamış, "bunu AB platformlarında yüksek sesle dillendirsem bir sakıncası var mı?" demiş, Talat da "yok" cevabını vermiş. Hristofyas bunun üzerine temaslarını yapıyor, AB Komisyonu Başkanı Barroso kalkıyor Türkiyevnin kapısına dayanıyor. Sayın Erdoğan "Ada Türkleri'nin verecekleri karar bizim için nihaidir" diyor, Talat "son söz Ankara'nındır" açıklamalarını yapıyor. Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt'ın çok net bir şekilde "nihai barış gerçekleşmediği sürece Türk ordusu adada kalacaktır" açıklamasına karşın TC Dışişleri Bakanı Sayın Ali Babacan asker çekme meselesi ile ilgili sulandırıcı açıklamalarda bulunabiliyor. Görülen o ki çelişkiler yumağı her zamanki gibi etrafımızı sarıp sarmalamış bir görünüm arzediyor. Çok merak ediyorum, eminim sizler de merak ediyorsunuzdur, Kıbrıs Türkü bir alamete bindirildi de, nerelere götürülüyor?
|