PAZARLIK: İğneyi olsun kendimize, çuvaldızı başkasına...
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   5 Mayıs 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Bugün önceliği kendimize vermek istiyorum. Yani basın cephesine. Bizler herkesi eleştirir, herşeyi yazarız ama bizler de basın olarak o kadar ak ve pak değiliz. Görüyoruz ama ne söylersek söyleyelim, bu geminin dümenine egemen olamıyoruz. Aramızda anlaşamıyo-ruz. Basın dil temizliğini başaramıyoruz. Basında yalan  habere set çekemiyoruz. Basında parasal kirlilikten tümden arınamıyoruz. Politik partilerin tüm medyada oyun oynamalarının önüne geçemiyoruz. Oturup kendi sorunlarımızı aramızda çözemiyoruz. Önce sınırı aşıyo-ruz sonra da ülkenin Ceza Yasası’na takılmayı bekli-yoruz.
Oysa bunun yolu \"basın içinde tahkim kurulu\" yoluyla sorunları çözmektir. Yani Dünya Basın Konseyleri Birliği\'nin oluşturduğu kuralların içinde kalarak, gönüllü olarak, \"Basında hakem kuruluna\" saygı göstermektir. Ama olmuyor. Herkes bunun en zararsızı, en iyisi olduğunu bilir ama yine de kimse ötekine güvenmez. Birşeylerin elinden alınacağına inanır. Onun için sınırsız hareket, kuralsız hakaret özgürlüğü anlamındadır. Oysa değildir. Olmadığını da mahkemelere düştüğünde; ya da ağır ceza aldığında ferkeder.
Bunu ben acı şekilde yaşadım. Öyle veya böyle nedenlerle mahkum olup, 10 yıl bu ülkede dorukta satış yapan ve itibar gören Kıbrıs Postası gazetesini tazminat ödemek için kapatmak zorunda kaldım. Bugün geriye baktığımda, hatamı görmekteyim. Birilerinin fantazisi için ikili saygı göstermek, yapılması gerekeni yapmamak bazen yarar değil zarar getirir.
Dün 3 Mayıs, dünyada, basında özgürlük günü idi. Kiminin yazıp yaydığı gibi \"Basın emekçilerinin günü\" değildi. WAPC, bunu karara bağladı ve yaydı. Önemli olan \"basında özgürlüktür\". Yoksa basın denildiğinde, basan ve çalışan arasında ayrım yapmadan özgürlüğe saygı gelmektedir. Siz, size emanet edilen gazetede, radyoda veya televizyonda, keyfi yayın yapmaya kalkar ve hatta yayıncının ortaya koyduğu ilkelerin de üstüne çıkacağınızı ortaya koyar ve kural dinlemezseniz, bunun adı özgürlük değil yıkımdır. Basın özgürlüğü, ötekinin özgürlük sınırına tecavüzü gerektirmez. İlkeli yaşamak, demokrat olmaktan, demokrasiye genelinde saygıdan geçer...
Dünya Basın Konseyleri Birliği\'nin Yürütme Kurulu üyesi ve Kıbrıs Türk Basın Konseyi Başkanı olarak dün yayınladığım basın açıklamasını yazımın sonuna koymak istiyorum. Çünkü genelde basında unufak hale getirilmektedir. Oysa bu konuda verdiğimiz mesajın halka doğru ulaşmasını istiyoruz. İşte Pazar gününün sükuneti içinde okunabilmesi için basın bildirimizde söylediklerimizi sunuyoruz.
Kıbrıs Türk Basın Konseyi basın açıklaması şöyle:
\"3 Mayıs, üyesi bulunduğumuz \"Dünya Basın Konseyleri Birliği -WAPC\" tarafından tüm dünyada  \"Basında Özgürlük Günü\" ilân edildi. Kıbrıs Türk Basın Konseyi olarak, en aktif şekilde faaliyetlerine katıldığımız \"Dünya Basın Konseyleri Birliği\'nin\" son derece önemsediği bugünde, henüz \"basında özgürlüğü\" hazmedememiş ve hatta basını \"devletleştirilmiş\" bırakma veya dolaylı olarak \"devletleştirme\" girişimi yapan ülkelerde sürdürülmekte olan karşı mücadeleye tam destek vermekte olduğumuzu yineleriz.
2000 yılında KKTC\'de Dünya Basın Konseyleri Birliği Genel Kurulu\'nu yaparak, dünya çapında bir ilke imzamızı atmış, KKTC\'deki insanlık dışı ambargolara da dikkat çekmiştik. Merkez Yürütme Kurulu\'nda temsil edilmekte olduğumuz bu dünya örgütünün yıllık faaliyetlerine de katılmakta ve birçok ülkede \"gözetim\" yapmaktayız.
Halen Zimbabve\'de sürmekte olan politik çatışmanın, \"basında özgürlüğü\" olumsuz etkilediğini saptadığımızdan, bu yıl Kasım ayında WAPC-Dünya Basın Konseyleri Birliği, \"dünya toplantısını\" bu ülkeye kaydırmıştır. Daha önce de Tanzanya ve Kenya\'da yer alan toplantılarla, Afrika kıtasına verilen önemi göstermiştir. Bundan önceki yıllarda da Asya ülkelerinde toplantılar yapılmıştı.
\"Kıbrıs Türk Basın Konseyi\" olarak yıllardan beri tek kurşunun atılmadığı güzel adamızda, iktidarların da sertlikten uzaklaşmasını ve \"basında özgürlüğe\" herkesin tahammül etmesini diliyoruz. Ancak basında bu görevi yüklenenlerin de insan haklarına, bireysel haklara, kişiyi ilgilendiren gizlilik kurallarına ve dil temiziliğine özen göstermelerini temenni ediyoruz.
Ne acıdır ki KKTC\'de son zamanlarda bazı yayın organları dil temizliğini, temiz yayıncılığı, asparagas haber üreterek karşı tarafı suçlamayı, hakarete varan yayınları tercih etmekte, hatta parasal ilişkiler basında kirlilik yaratmaktadır. \"Basında özgürlük\" iddiasında olan bizlerin öncelikle bu kurallara uymak zorunda olduğumuzu herkesin bilmesi ve uygulaması gerekmektedir.
\"Dünya Basın Özgürlüğü\" Günü\'nde Miyanmar, Fildişi Sahili, Zimbabe, Gürcistan ve Rusya\'da yaşananların  son olmasını dilemekteyiz.\"

   209 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  01 Mayıs 2008, Perşembe   Şimdi de Rum’a su kıyağı (2)
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir