Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   11 Nisan 2008, Cuma Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Konuya Yunanistan ve Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti yetkililerinin çözüm konusunda ortaya koydukları son derece çarpıcı kuralı ir-deleyerek girmek istiyorum. Çünkü Atina'da alınan ve daha önce Rum Dışişleri Bakanı Markos Kipriyanu tarafından şimdi de Atina'da Dışişleri Bakanlığı sözcüsü Yorgos Kumuçakos tarafından görüşmelere ilişkin olarak ortaya konan kesin kural, Yorgo Yakovu ile görüşmekte olan KKTC Cumhurbaşkanı’nın temsilcisi Özdil Nami'nin açıklamasına denk gelmektedir. Beni korkutan işte budur. Çünkü hatalı bir koridora girilmiştir ve de çıkışı çok zordur. Bu noktaya yeniden döneceğim.
Ağustos'ta TSK Genelkurmay Başkanlığı'na terfi edeceğine kesin gözüyle bakılmakta olan Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ'un, denetleme dolayısıyla KKTC'ye yaptığı kısa ziyarette verdiği beyanattan hareket ediyorum. Orada bizim temel kararımız ve de vazgeçilmez kırmızı çizgimiz olan KKTC vardır. İşte alıntı: "Türk Silâhlı Kuvvetleri her zaman KKTC'nin yanındadır. KKTC bir gerçektir" dedi ve kırmızı çizgileri yineledi:
'1. TSK sadece KKTC'nin değil, tüm adanın güvenliğini ve huzurunu koruyor.
2. Bir anlaşmanın takip etmesi gereken ana istikamet, ilgili tarafların eşit ve egemenlik haklarına sahip olacak iradelerini koymalarıyla ancak elde edilebilir.
3. İlgili taraflar, eşitlik ve egemenlik haklarına saygı göstermediği takdirde yine  gerçekten  adil, kalıcı ve kapsamlı çözüme ulaşmak zor görülüyor.
4. Mutlaka garanti ve ittifak anlaşmalarını muhafaza etmeli, deldirmemeli ve sulandırmamalıdır.
5. İki kesimlilik de korunmalıdır.' "

Ankara, son yıllarda, hükümetiyle ve askeriyle Kıbrıs konusunda ortaya bu çizgileri koymaktadır. Cumhurbaşkanı, Başbakan, Dışişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanı da bunları işaret ettiler.
İşte bu noktada üzertinde durulması gereken şudur: Ankara ve Lefkoşa arasında uyum var mıdır? Kırmızı çizgilere Lefkoşa ne kadar uymaktadır? Kapalı kapılar ardında başka söylemler oluyor mu?
Niçin bunu işaret ediyorum? KKTC Cumhurbaşkanı adına söylenmeden uygulanmakta olan 8 Temmuz  ve 21 Mart çerçevesindeki mutabakat gereği  oluşturulan komitelere hazırlık yapmakta olan milletvekili Özdil Nami, Atina'nın ortaya koyduğu ve Rum Dışişleri Bakanı Markos Kipriyanu'nun ısrarla yinelediği kuralı savundu. Nami, "Anlaşma olan konular derhâl uygulanacaktır" dedi. Kumuçakos'un sözleri şöyle: "Kıbrıs sorununda yaşayabilir, adil, bir çözümün bulunması için hazırlanmış bir sürecin başlamasıyla ilgili en güvenli yolun, üzerinde anlaşmaya varılanların hayata geçirilmesidir. Bu gidişata yönelik ilk olumlu adımın, Cumhurbaşkanı M. A.Talat ve Hristofyas arasındaki 21 Mart mutabakatıdır".
  İşte hata buradadır. Parça anlaşma ile yola çıkmak son derece tehlikelidir. Yıllarca "parçalar üzerinde anlaşma olsa da bütün üzerinde anlaşma olmadıkça kabul edilmiş sayılamaz ve uygulanamaz" olan ilke, şimdi gözardı edilmektedir. Bu çok tehlikeli bir tutumdur. Komiteler için  söylenmiş olsa da, Rum-Yunan lobisi bunun "genel kural olduğunu" dünyaya duyurmak ve bunu o raya oturtmak konusunda ustadır. Sayın Talat daha sonra ne kadar çaba harcasa da, gi-rilen bu koridordan çıkılamaz; çıkılsa da büyük zarar görürüz. Rum'un istediği parça anlaşmadır. Kendisi "Kıbrıs Cumhuriyeti'ni" işgâl altında tutacak, tepe tepe kullanacak, bu arada da AB üyesi olarak fısatı değerlendirecek, Türkiye ile kamplaşacak ve de Ermeni-Maronit-Pontuslular-Ruslarla ve öteki azınlıklarla nasıl anlaşma yapacaksa Türk toplumu (?) ile de aynını yapacaktır. Parça anlaşmayı kendisi hükümeti işgâl ederken uygulayacak ve de kendisi patron gerisi, buna boyun eğecek serf (!) olacaktır!
Lider ve de en kiritik dönemde görev yüklenen, kritik görüşmelerden zararsız çıkan Sayın Rauf R. Denktaş, her zaman için "parça üzerindeki anlaşma uygulanamaz, ta ki bütün üzerinde bir anlaşma olsun" ilkesini hiç terketmedi. Kleridis dahil, Rum tarafı da bunu hep kabul ettiler. Şimdi bu değişiklik niye?
Sonuç açıktır. Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'ne egemen olan Yunanistan, Türkler ve gerisini buna biat etmeye itmektedir. Parça başı anlaşma, bizi yamalanmaya iter. Sayın Başbuğ KKTC'yi temel kabul ederken, bütünlüklü bir anlaşmanın koşullarını sıralarken, KKTC kanadı kalkıp "Parçacı ya da bohçacı" anlaşması yapamaz. Yaparsa davaya zarar verir. Bunda ısrar edenler, Türk'ü Rum'a yama yaparlar. Bunun sorumluluğu büyüktür. Uluslararası güçlerden destek alarak Türkiye'nin arkasından oyun çekmek, son derece tehlikelidir. Geri teper. Çünkü bunu yapanlar ortada kalacaklardır.

   503 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler
  08 Nisan 2008, Salı   Hristofyas'ın oyun içinde oyunu