İlter Türkmen, bağımsızlığımız ve İngilizden toprak talebimiz
İsmet Kotak

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   18 Şubat 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Panayır gibi bir başlık oldu ama olayları bazılarının gözüne sokmak istiyorum. Dün Kosova Birleşmiş Milletler elinde, AB ve ABD desteğinde, "bağımsızlık" ilân etti. Buna bakarak, KKTC yanında yer almak en doğal politika gereği iken bir kez daha bizi pazarlamak isteyenler yine sahne aldılar. Onca önemli haber içinde ben girişi bunlara bakarak yapmak istedim. Kim bunlar?
Çok basit; Ankara'da iktidarı elinde bulunduran AKP'nin yol göstericisi, dışa bağımlı ve de Evren Hükümeti'nin Dışişleri Bakanı, Türk-Yunan Forumu Eşbaşkanı İlter Türkmen ve de KKTC'de iktidarı elinde bulunduranlar... Sen bağımsızlık istemedikten sonra kimse sana bunu altın tepsi içinde sunmaz.
Gelişen olaylar karşısında, kendine göre bir neden bulan dünün Dışişleri Bakanı ve bugünün gazeteci-yazarı İlter Türkmen, köşe başında bulduğu ilk kişiye KKTC'yi pazarlamaktadır. Bu adeta onun saplantısı oldu. Kosova bağımsızlığını alıyor, Rusya ayakta, KKTC sözcükleri etrafta serpiştirilmiş durumda; İlter Türkmen efendi Hürriyet gazetesinin köşesine kurulmuş ahkâm kesiyor. Yazdıklarına kendisi de inanıyor mu o başka!
Rusya Devlet Başkanı Putin zaten KKTC'nin tanınmasını değil, Kosova'nın da tanınmaması için politika yaptı. Olsun; İlter Türkmen, bir yanlışlık olmaması için işi sağlam kazığa bağlamak istiyor. Buna neden olmadığını, Kıbrıs Türk halkının Rumlarla sarmaş dolaş, kuzu sarması bir hayat yaşadıklarını işaret ediyor. Bakınız: "Aslen Kıbrıslı olan KKTC vatandaşları artık AB vatandaşı sayılıyorlar ve bu statünün küçümsenemez imtiyazlarından faydalanıyorlar. Ayrıca Güney'den ihracat yapmak, orada iş bulmak ve Güney'deki hastanelerde tedavi görmek imkânına sahipler"
Neresini düzelteyim? Koskoca Dışişleri Bakanlığı yapmış bir adam, bu kadar yalana dayalı propagandanın farkedilmeyeceğini mi sanıyor? Bir defa tüm KKTC yurttaşları AB vatandaşı değiller. Annan Plânı döneminde, yoğun propaganda ve ihtiyaç diyerek, boynunu büküp de "Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti" kimlik ve pasaportu alanlar, bundan yararlanmaktadırlar. Yani 1960 yapısını reddedip, Rum'un egemenliğini tanımak ilk koşul. İkincisi bu imtiyazlardan yararlanmak diye anlatılanlar, Rum'un hegemenonyasını kabul ederek, Güney'de şirket kurmak, hatta Güney'de yaşamak, Güney'de Rum'u kabullenip işlemek, ya da ölümcül bir hastalık söz konusu olduğunda, Rum hekimlere deneme olanağı sunmak üzere kobay olmayı kabul etmek, bu kalıba girmektedir. Yani KKTC'yi red, ulusal davaya sırt dönmek, AB üyeliğini kabul etmekle eş midir? Bunu bana Sayın Türkmen anlatsın! Türkiye'nin istediğinin bu olup olmadığını da belirtsin...
Türkmen'e göre Kıbrıs Türkleri Rum'u kabullenerek sorunu çözdüler; oysa "Problem Türkiye için; çünkü Kıbrıs'ta çözümsüzlük, onun AB sürecinde ilerleme kaydetmesine en büyük engellerden biri" diyor... Yani Kıbrıs Türkü, Rum'a teslim oldu, Türkiye, KKTC'yi sırtından atsın ki AB yolunda kendisine engel olmasın... Söylenen budur... Yani İlter Türkmen bizi pazarlıyor...
İlter efendi bilmiyor ki kendisinin de destek verdiği son "Türban harekâtı", Türkiye'yi, artık AB üyeliğinden uzaklaştırmış, Sarkozilere, perde gerisindeki Yunanlılara, Almanlara, Maltalılara ve Kıbrıs Rumlarına iyi bir  koz vermiştir... Sen ortaçağa özlem duyacak ve geri adım atacaksın ve de AB, seni mumla üyeliğe davet edecek... Olacak iş mi bu? İlter Türkmen gibiler hâlâ daha AKP hükümetinin danışmanı iseler, bu hükümet başını çamurdan kaldıramaz...
Türk-Yunan Forumu Eşbaşkanı İlter Türkmen efendi, düş artık Kıbrıs Türkü'nün yakasından; gölge etme; bizi pazarlamaktan vazgeç...
   ***
İNGİLTERE'DEN HAKKIMIZI İSTİYORUZ
Haber kaynaklaırna göre İngiltere, Binatlı (Polemidya'da) 250 bin metrekare genişliğinde toprağın, Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti'ne verilmesi   konusunda pazarlık yapmaktadır. Haberde "İngilizler Polemidya'da toprak iade ediyor ancak milyonlar talep ediyor - 256 bin metrekare toprağı terk ediyorlar ve Rum hükümeti ile pazarlık ediyorlar - Nihai fi-yatı Yüksek Mahkeme Başkanı belirleyecek" deniyor.
İngiltere ile Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti arasında pazarlık konusu olan bölgenin; İngiliz üslerinde çalışan Rum subayların ailelerinin ikâmet ettiği ve uzunca bir süredir terk ettikleri lojmanlar bölgesi olduğunu anlaşılmaktadır. 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti "Kuruluş Anlaşmaları" temelinde İngiltere Savunma Bakanlığı tarafından istimlâk edilen bölge-ler, üsler tarafından kullanıldı ve terk edilmesi için; Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti hükümetine satmak amacıyla görüşme başlatıldı."
Olayın aslı şöyledir: İngiltere, 1963 Rum saldırılarından sonra, İngiliz üs toprakları için ödemesi gereken tazminatı ödemekten vazgeçmişti. Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti, bunu yıllarca talep etti. İngiltere ortaklığın Türk ve Rum ortaklığı olduğunu öne sürerek, bir anlaşma sonrasını işaret etti. Daha sonra Leymosun'da bir kısım toprağın Rumlara, Dikelya bölgesinde de bir kısım toprağın söz konusu borca karşılık Türklere ve-rilmesi gündeme geldi. Bunun üzerine Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti, bir ara sessiz kalmayı yeğledi.
Belli ki şimdi, AB üyeliği de kamufle edilerek, İngiltere ile Kıbrıs (Rum) Cumhuriyeti, eski kira borcuna karşılık Rumlara toprak verilmesi üzerine anlaşmaya kalktı. Uyanık olmak ve Dikelya'dan pay istemek KKTC'nin hakkıdır. Herkesi uyarıyorum...
   ***
 TÜRKLER VE KOSOVA'NIN BAĞIMSIZLIĞI
Bu satırların yazıldığı sırada, Kosova'da bağımsızlık ilân ediliyordu. Bu olay beni 15 Kasım 1983'e taşıdı. O güne kadar yaptığımız gizli hazırlıklar, son gece son önlemler, atılan veya dayatma ile attırılan imzalar ve de sabahleyin Meclis'te heyecanla, gözyaşları arasında KKTC'nin ilânı... Bunu unutmak olası değil. Gelecek kuşaklara bırakacağımız en büyük miras bağımsız KKTC'dir. Elbette her tehlikeye karşı, her bedelle koruyacağız...
İşte Kosova'da da her tehdidi göze alarak özgürlük ve bağımsızlık yo-lunda adım atmakta kararlı bir halk topluluğu... Arnavut, Türk, Boşnak... Yeni Kosova Cumhuriyeti hayırlı olsun ve de oradaki Türk kardeşlerimize de felâket getirmemesini diliyoruz. Çünkü bu sonucu sağlayan en büyük güç, orada yıllardan beri görev yapmakta olan Türk Ordusu'dur. Temenni edelim savaş yüzü görmesin Kosova Cumhuriyeti...
Belli oldu ki bizim karşımızda Rum'un yanında olan Rusya, Kosova'da da  Sırbistan'ı desteklemektedir. Amerika ve çoğu Avrupa Birliği üyesinin Kosova'yı hemen tanıması bekleniyor. Avrupa Birliği üyeleri arasında sadece Yunanistan, Kıbrıs Rum Kesimi, Romanya, Slovakya ve İspanya Kosova'nın bağımsızlığına karşı çıkıyor. Kosova 1999 yılından bu yana Birleşmiş Milletler tarafından idare ediliyor. Sırpların Kosovalı Arnavutları hedef alan etnik temizlik kampanyası, NATO hava saldırılarıyla engellenmişti. NATO hava saldırıları sonucu Sırpların Kosova'dan çekilmesinden sonra BM idaresi oluşturulmuştu.
Kosova'yı bağımsızlığa hazırlayan BM oldu. AB ve ABD de destek verdi. Oysa 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti'ni silâhlı darbe ile ortadan kaldıran Kıbrıs Rum'una destek veren d  aynı BM oldu. Bu dünyada en belirgin çifte standart budur. ABD, Yunanistan'ın çıkarına bakarak, Kosova ben-zeri KKTC'yi tanımayacağını açıklamak gereğini duydu. Rusya; Abazya ve Güney Osetya'yı tanıyacağını açıkladı...
KKTC'den tanınma için ses yok... Hatta muhalefet bile uyudu. Sen tanınma istemez, Rum'a yama politikası güdersen başkaları seni niye tanısın? KKTC'de çok şey hatalı...

   400 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Makarios ne söyledi ve ne yaptı?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Denktaş soruyor: Selâmet mi, felâket mi?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Türkiye'den su
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas, "tencere dibin kara" demiş
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Muhalefet partileri bu gidişe el koymalı
  13 Nisan 2008, Pazar   PAZARLIK: Dondurmalı, Carrars'lı çözüm
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Komutan Başbuğ: KKTC bir gerçektir
  11 Nisan 2008, Cuma   Komutan Başbuğ, KKTC ve kırmızı çizgilerimiz
  10 Nisan 2008, Perşembe   Yatırımı iktidar özendirir
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Bakir doğumu da reddettiler