|
Hristofyas'ın manevraları
|
|
|
|
|
|
|
Rum yönetimi başkanı Dimitris Hristofyas, seçimi kazanıp başa gelirken, çözümden yana bir lider imajını yayarak, Türk tarafına manevralarla yaklaştı. Diğer taraftan da Uluslararası topluluğu da kendi istekleri doğrultusunda hareket etme planlarını uygulamaya koydu. Görüşmeler için masaya oturacağı haberini verirken, yeni manevralarını da uygulamaya koymaktan geri kalmadı. Bakınız Rumca "Alithia " gazetesi Hristofyas için neler yazıyor. Geçtiğimiz gün Dali köyünden yaptığı duyuruda Türkiye'nin Kıbrıs sorunundaki tutumunu değiştirmesi için, uluslararası topluluğu, Türkiye'ye karşı nufusunu kullanmaya çağırdı. Rumca Alithia gazetesi Hristofyas'ın manevralarını şöyle deşifre ediyor; " Maalesef Cumhurbaşkanı Hristofyas alışılagelmiş bir şekilde Kıbrıs'ın yeni Başkanı birçok iyi niyetle karşılamaya haziran olan bir uluslararası topluluğa,basit ve daha çok boş olan çerçeveleri tekrarladı. Başkan Hristofyas uluslararası topluluktan tam olarak ne istiyor? Türkiye tutumunu terk edip Helen tarafının geçmişte ya da şu anda koruduğu tutumunu mu takip etsin? Yani hangi tutum ? Helen tarafı ne istiyor? Ve devam ediyor; " BM NİN ÖNERİSİNİN Kıbrıs' ta belki de hiçbir şeyin yapılmadığı kadar çok şeytanlaştırıldığını biliyorum. Ancak bu Erdoğan'ı ve her üçüncü yabancı faktörü, Başkan Hristofyas'ın bu açıklamalarına atıfta bulunulmasını engellemeyecek. Hristofyas'ın bu açıklamalarına göre bu lanetli plan " Kıbrıs'ı " tek egemenliği, tek uluslararası kişiliği ve tek soydaşlığı olan Birleşik bir Kıbrıs Cumhuriyeti üzerinde yeniden birleştiriyor. Annan Planının, Kıbrıslı Rumların ve Kıbrıslı Türklerin barışcıl bir şekilde bir arada yaşamaları konusunda ümit verici bir perspektif yaratabileceğine yönelik Akel'in analizlerinin yeniden hatırlanması zor olmayacak. Kimse 'hayır ' yanıtımızın suçlanmasını istemiyor. Annan planına basit bir atıfta bulunulmasının Kıbrıslı Rumları ve belki de Hristofyas'ı rahatsız ettiğini bili-yorum. Alithia gazetesindeki makalede şöyle devam ediliyor; " Türk tarafı sınav oldu ve bunu geçti.Geriye kalan tek şey bizim de bunu geçmemizdir. Annan planının yeniden gelmesi (yalvararak da) söz konusu değildir. Bu konuda rahat olalım. Ancak Türk olumsuzluğu ve Türk tutumlarının değişmesi gerektiğini açıklayarak sıkıştığımız çıkmazdan kurtulamayacağız. Uluslararası topluluk Türkiye’den tutumunu değiştirmesini beklemiyor. Beklediği şey Helen tarafının tutumunun değişip değişmediğini saptamaktır. Hristofyas'ı destekleyen gazeteler başta Akel'in yayın organı Haravgi olmak üzere, Cumhurbaşkanımız Mehmet Ali Talat'a eleştiri yağdırmaya devam ediyorlar. Önceleri barıştan yana gördükleri Talat'ı şimdi gerçekçi beyanları halinde, eleştiri bombardımanına tutuyorlar. Hele de Hristofyas'ın maksatlı ve de mamevra yüklü beyan ve tutumlarına karşın yapılan açıklamalar Rum tarafından anında tepkiye dönüşüyor. Güneydeki durum da böyle...
|
|
|
|
|
| |
21 Nisan 2008, Pazartesi |
Rum tarafının beklentisi |
| |
16 Nisan 2008, Çarşamba |
YDÜ, kanser etkinliklerine dev bir adımla katılırken |
| |
15 Nisan 2008, Salı |
Hristofyas'ın hedefi Türkiye |
| |
14 Nisan 2008, Pazartesi |
Lefkoşa ağlama duvarı olmamalı |
| |
13 Nisan 2008, Pazar |
Pazariyelik yazı |
| |
12 Nisan 2008, Cumartesi |
Bütün hesaplar Türkiye üzerine kurulurken |
| |
10 Nisan 2008, Perşembe |
Rum yönetiminin derdine bakınız... |
| |
09 Nisan 2008, Çarşamba |
Haravgi'den al haberi |
| |
08 Nisan 2008, Salı |
Kışkırtıcı eylemlere dikkat |
| |
07 Nisan 2008, Pazartesi |
Turizme soyunan ülke |
|