Garantör İngiltere!
Rauf R. Denktaş

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   28 Ocak 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Geçenlerde İstanbul'da eski bir dost olarak tanıdığım emekli bir İngiliz dışişleri mensubuna rastladım. Yarım saat kadar konuşmak fırsatı buldum. "Yazılarının tercümelerini görüyorum. Bizden çok şikâyetçisin" diye söze başlayan dostuma şikâyet nedenlerini sıraladım. 'Makarios'un Anayasa'yı değiştirme girişiminin 1960 Antlaşmaları'ndan kurtulmak için tevessül edilen bir oyun olduğunu İngiliz intelijansının bilmemesi mümkün müydü? Buna rağmen İngiliz Yüksek Komiseri Makarios'a bu konuda yardımcı oldu, teşvik etti" diye başlayan şikâyet listem "eli kanlı Rum idaresinin Kıbrıs hükümeti olarak tanınmasına ve bu sıfatla- 1960 Antlaşmaları'nın yasağına rağmen- AB üyesi yapılmasında yardımcı olunmasına kadar" devam etti. Beni "haklısın" der gibi dinleyen dost "geçmişi bırakalım; bugüne kadar ne siz, ne de Türkiye devletinizin tanınması için bir girişimde bulunmadınız; federasyon görüşmeye hazır olduğunuzu söylediniz; bizlerin de çabası bu yönde olmuştur" dedi. Devleti kurduktan sonra "tanınıncaya kadar görüşmeyeceğiz" dememenin cezasını çektiğimizi ima eden dostuma bu konuda fazla birşey söyleyemedim. "Görüşmelere devam diye Türkiye'yi bastıran sizdiniz. Biz masa başında statümüzü (eşit-egemen bir halk olarak) korumaya çalıştık ancak yine sizlerin Rum tarafını meşru hükümet olarak tanımanız karşısında başarıya ulaşamadık; ancak çift referandumlardan sonra dahi bizi halâ bir toplum olarak algılamanız ve Rum idaresini bizim de hükümetimiz addetmeniz karşısında cidden üzülmekteyiz" diyebildim.
Bugün halâ uluslararası hoşgörü için "KKTC ve garantiler olmadan uzlaşma olamaz" demediğimiz taktirde kimsenin bize hak vereceğini zannetmeyelim. Kendi kendimizi kandırmayalım.
Lefkoşa'ya dönüşümde masamda Londra'daki Türk Cemiyeti'nin 15 Ocak tarihli basın bildirisini buldum. Cemiyetin, Başbakan Gordon Brown'a gönderdiği (ambargolar, izolasyonlar ve Londra'da yaşayan insanlarımızın sorunları ile ilgili yazıya) Dışişleri Bakanlığı adına aldıkları cevabı içeren bildiriyi okuduğumda "Garantör İngiltere'den bize hayır gelmez" kanaatim güçlenmiş oldu. Cevapta "toplum, toplumlar" var, iki ayrı referanduma rağmen halktan, halklardan bahis yok. Dışişleri eski Bakanı Jack Straw ile Bakan Hoon'un Cumhurbaşkanı Talat'la "Kıbrıs Türk toplumunun lideri olarak" görüştüklerinin altı çiziliyor. Böylelikle Türk basınında milleti kandıran "KKTC Cumhurbaşkanı şunu gördü, şunu kabul etti" başlıklarının aldatmaca olduğunu yeniden görmüş oluyoruz. Devam edi-yor ve "her iki toplumun liderleri ile görüştükleri" yalanına tevessül edilerek Rum lideri Papadopulos'u "Kıbrıs'ın Cumhurbaşkanı olarak" gördükleri saklanmaya çalışılıyor. Bu da yetmedi "Sözde KKTC'yi, Türkiye dışında uluslararası toplum gibi biz de tanımıyoruz" diye ekleniyor. Anlaşmalara ve garantörlüklerine rağmen eli kanlı, suçlu tarafı ne diye "meşru hükümet" olarak tanıdıklarını herhalde kendileri de pek bilmiyorlar! Ve en sonunda bilineni açıklıyor: ''Ambargolar uzlaşma olduğunda zaten kalkmış olacaktır.''
"Zaman bir çözüm bulma çabalarının lehine değildir" te-kerlemesi ile de, referandumu şeker suya düşmüş gibi acele yaptırdıkları gibi, yine bizi masaya derhal oturtmanın aceleciliği kayda geçirilmiş oluyor. Her iki tarafın ayrı ayrı yorumladığı 8 Temmuz Gambari anlaşması "esnek çerçeve" olarak benimseniyor ve önemli fırsat varmış, bundan yararlanılması gerekiyormuş gibi gösteriliyor.
Bildiriye göre cemiyetin gönderdiği yazıda temas edilen birçok konuya İngilizler cevap vermemiş.
Bu şartlarda, bizim kırmızı çizgimizi belirlemeksizin oturacağımız bir görüşme masasından sağ ve salim çıkmamızı beklemek mümkün mü? Şubat geliyor. Tehlike çanları çalı-yor. Sayın Talat'ın Ankara'daki zirve toplantısında devlete ve garantilere sahip çıkılmalı anlamına gelen anlaşmaya uygun olarak burada partiler arası bir uzlaşma gerekmektedir. Halkın istemi devlet ve garantilerdir. Devletin anlamı da egemenliktir, bağımsızlıktır, KKTC'dir.

   784 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nereye kadar?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Çözümsüzlük çözüm mü?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Selamet mi, felâket mi?
  15 Nisan 2008, Salı   Çağlayan denince
  03 Nisan 2008, Perşembe   İsimsiz bir "elçi" şöyle diyor: Mantığa meydan okumak
  01 Nisan 2008, Salı   Adil ve kalıcı çözüm
  27 Mart 2008, Perşembe   Statü meselesi
  24 Mart 2008, Pazartesi   Duvarlar kalksın
  23 Mart 2008, Pazar   Başlıklara bakalım
  22 Mart 2008, Cumartesi   Dost Yunanistan !