|
1967 yılı Meriç kritik görüşmesi (2)
|
|
|
|
|
|
|
Gulielmos: Kıbrıs'tan tümen geri çekilmeseydi, Türkiye'nin olası bir müdahalesi nasıl etkilenecekti? Süleyman Demirel: Bu varsayımlara dayalı bir soru. Bunun cevabını askeri konularda uzman olanlara bırakıyorum. Gulielmos: O dönemde Başpiskopos Makarios ile temaslarınız var mıydı? Makarios ve Grivas için genel olarak görüşleriniz nedir? Süleyman Demirel: Onları değerlendirecek ben değilim sanıyorum. Bu işi tarih daha iyi bir şekilde değerlendiriyor. Herhangi bir gelişmenin kaydedilmesi olanaksızdı. Bence o dönemdeki Yunan yönetimi sadece Türk tarafıyla uzlaşma konusunda başarısız olmadı, sorunların yeni baş gösterdiği bir dönemde çözümlenmelere de kolay ulaşılan bir aşamada, Kıbrıs konusunda kalıcı bir çözüme ulaşılmasına katkıda bulunma yönünde önemli bir fırsatı da kaçırdı. Gulielmos: Meriç'te 1967 yılı görüşmesi hakkında herhangi bir değerlendirmeniz oldu mu? Olduysa eğer nasıl bir değerlendirmeydi? Süleyman Demirel: Büyük bir üzüntüyle iki tarafın temel konularda dahi uzlaşmalarının olanaklı olmadığını tespit ettik. Yunan askeri hükümetinin Yunanistan'ın Kıbrıs ile birleşmesi üzerinde ısrar etmesi tamamen gerçek dışı bir istekti. Bu koşullar altında uzlaşma olanakları pek azdı. Kamuoyu baskı uyguluyordu Gulielmos: Yunanistan 1967 yılında tümeni Kıbrıs'tan geri çekmeyi reddetseydi savaşa mı gidecektiniz? Süleyman Demirel: Türkiye sorunlarını daima barışçıl yoldan çözümlemeyi amaçlıyor ve daima elindeki diplomatik araçların hepsini sonuna kadar kullanmayı tercih ediyor. Ancak, Kıbrıslı Türklerin o dönemde gerçekten çaresiz olduklarını hatırlamanız gerekir. Bu nedenle o dönemde Türk kamuoyu diplomatik çözümleri aşan başka çözümlere de yönelmemiz adına çok büyük baskılar uyguluyordu. Gerek Kıbrıslı Rumlar gerekse Yunan hükümetinde bölgede oldu bittiler yaratma eğilimi vardı. Grivas'ın Milli Muhafız Ordusu'nun himayesi altında kurulan Kıbrıs Rum güçlerinin komutanlığını almak için Yunanistan'dan Kıbrıs'a gittiğini hatırlatırım. Ayrıca Yunanistan'ın Kıbrıs Cumhuriyeti'nin varlığının temelini oluşturan anlaşmayı açıkça ihlal eden bir kararla Kıbrıs'a büyük bir askeri güç göndermiş olduğunu hatırlatırım. Bu hareketlenmenin bizim için Kıbrıslı Türklere karşı bir etnik temizleme olduğunu bizlerce bunun kabul edilemeyeceğini elbette anlıyorsunuz. Türkiye garantör güçlerden birisi olarak anayasal düzenin tekrar uygulanması amacıyla müdahalede için elbette tüm haklara sahipti. Buna rağmen o noktaya kadar gelmedik. Gulielmos: Kıbrıs'tan tümen geri çekilmeseydi, Türkiye'nin olası bir müdahalesi nasıl etkilenecekti? Süleyman Demirel: Bu varsayımlara dayalı bir soru. Bunun cevabını askeri konularda uzman olanlara bırakıyorum. Gulielmos: O dönemde Başpiskopos Makarios ile temaslarınız var mıydı? Makarios ve Grivas için genel olarak görüşleriniz nedir? Süleyman Demirel: Onları değerlendirecek ben değilim sanıyorum. Bu işi tarih daha iyi bir şekilde değerlendiriyor. Atina'ya sorumluluklar Gulielmos: 1967 yılı olayları 1974 yılı olaylarını ne dereceye kadar etkilediler? O döneme kadar ki "dengenin" hangi bölümü değişti? Süleyman Demirel: 1974 yılında Kıbrıslı Türkler zaten on bir yıldan bu yana çile çekiyorlardı. "Akritas Planı" temelinde 1963 yılından beri bütün devlet organlarından kovulmuş olduklarını hatırlıyorsunuzdur. Ada'nın sadece yüzde 3'ünü oluşturan her şeyden uzak olan bölgelerde yaşamak zorunda kalmışlar Yunan ve Kıbrıs Rum askeri ve paramiliter kuvvetlerinin sürekli saldırıları altında bulunu-yorlardı. Gerek 1963-1964 olayları gerekse 1967 olayları 1974 yılında olanların ön aşamasıydı. Bilindiği gibi 1974 yılının yaz aylarında Atina'da aşırı sağcı bir darbe gerçekleştirdi. Bu, bizi artık esaslı bir adım atmaya zorlayan son nokta oldu. Bölgede gerçek bir barış izlerini sadece 1974 yılından sonra görmeye başladık.
|
|
|
|
|
| |
21 Nisan 2008, Pazartesi |
Nereye kadar? |
| |
17 Nisan 2008, Perşembe |
Çözümsüzlük çözüm mü? |
| |
16 Nisan 2008, Çarşamba |
Selamet mi, felâket mi? |
| |
15 Nisan 2008, Salı |
Çağlayan denince |
| |
03 Nisan 2008, Perşembe |
İsimsiz bir "elçi" şöyle diyor: Mantığa meydan okumak |
| |
01 Nisan 2008, Salı |
Adil ve kalıcı çözüm |
| |
27 Mart 2008, Perşembe |
Statü meselesi |
| |
24 Mart 2008, Pazartesi |
Duvarlar kalksın |
| |
23 Mart 2008, Pazar |
Başlıklara bakalım |
| |
22 Mart 2008, Cumartesi |
Dost Yunanistan ! |
|