Prof. Hüseyin Pazarcı TBMM'de, "Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti" dedi
Rauf R. Denktaş

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   24 Ocak 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

''Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Demokratik Sol Parti ve şahsım adına, bugün Kıbrıs konusunda gündem dışı söz almış bulunuyorum. Aslında, Kıbrıs konusu artık, gündem dışı değil.
Hepinizin bildiği gibi, 17 Şubat 2008'de Güney Kıbrıs'ta başkanlık seçimi var. Bunun ardından, başta Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere gibi etkili devletlerin, Kıbrıs sorununun çözümü için Birleşmiş Milletler bünyesinde yeni bir süreç başlatmayı düşündüklerini görüyoruz. Türkiye ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti de böyle bir sürecin başlatılmasını istiyor. Avrupa Birliği de, genel bir biçimde böyle bir girişimi destekler görünüyor. Bu durumda, Mart-Nisan 2008'den başlamak üzere, Birleşmiş Milletler bünyesinde Kıbrıs sorununun çözümüne yönelik gi-rişimleri beklememiz ve onlara göre hazırlanmanız gerekmektedir.
Halihazırda Kıbrıs sorununun çözümüne ilişkin olarak var olan siyasal ve hukuksal veriler değerlendirildiğinde, bunlar, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye'nin lehine görünmektedir. Avrupa Birliği çerçevesinde Kıbrıs sorununun durumuna baktığımızda 2004 Katılma Antlaşması'yla GKRY bütün Kıbrıs adası adına -tırnak içinde- "Kıbrıs Cumhuriyeti" adı altında AB'nin tam üyesi kabul edilmiş; bu durum, AB muktesebatının bir parçasını oluşturmaktadır. Bunun sonucudur ki, Avrupa Birliği, Türkiye'yi ek protokol, GKRY ile ilişkilerin normalleştirilmesi gibi konularda sıkıştırmakta ve Türkiye ile görüşmeleri de aksatmaktadır.
Birleşmiş Milletler çerçevesinde Kıbrıs sorununun durumuna baktığımızda ise Güvenlik Konseyi'nin 1964 yılında kabul ettiği 186 sayılı karardan bu yana, Birleşmiş Milletler, GKRY'nin temsil ettiği tek bir Kıbrıs devletini tanımakta ve iki taraf arasındaki görüşmelerin de adanın birleşmesine yönelik olmasını öngörmektedir. Birleşmiş Milletler bakımından Kıbrıs Türkleri'nin statüsü, hakları önemli bir noktayı maalesef oluşturmamaktadır. Bu durum, son olarak Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki Moon'un Kıbrıs'taki Birleşmiş Milletler Barış Gücü'nün faaliyetlerini değerlendiren 3 Aralık 2007 tarihli raporunda da tespit edilmiştir. Raporun 47'nci paragrafında, Genel Sekreter, hedefin adanın birleşmesi olduğunu ve Türk tarafını tanımanın ya da ayrılmaya yardımın Güvenlik Konseyi kararlarına aykırı düşeceğini bildirmektedir.
Görüleceği gibi, Kıbrıs sorununa ilişkin halihazır veriler Kıbrıs Türkleri için olumlu yönde bazı değişikliklere uğratılamazsa, parametreleri bu konuda sorunun değiştirilmezse yeniden başlaması beklenen bu yeni sürecin de Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye bakımından olumlu sonuçlanması olasılığı pek bulunmaktadır. Bu nedenle, Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, Kosova sorununda  görülen uluslararası anlayış ve yaklaşımın Kıbrıs sorununda da ortaya çıkmasının sağlanmasına çaba göstermesi çok önemlidir ancak, uluslararası düzeyde böyle bir yaklaşımın gerçekleşmesi için Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin, hedeflerini çok iyi belirlemesi ve bu konudaki kararlılıklarını özellikle göstermesi kesin gereklidir. Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat'ın 3 Ocak 2008'de Ankara'daki görüşmelerinde Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne karşı izolasyonların kalkmasını istemeleri yanında özellikle Kıbrıs'taki çözümün eşit iki halk, iki demokrasi ve iki devlete dayalı olması gereğini vurgulaması, bu yönde olumlu bir veriyi oluşturmaktadır ancak, bunun Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin alacağı bir kararla da desteklenmesi, Türkiye'nin ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin kararlılığını daha iyi gösterecektir. Dolayısıyla, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde temsil edilen tüm siyasi parti gruplarının ortak önergelerinin sonucu 15 Temmuz 1999'da kabul edilen ve halen geçerliliği koruyan Türkiye Büyük Millet Meclisi kararının Meclisimiz tarafından teyidi çok uygundur ve gereklidir diye düşünüyorum.
Yüce Meclisimizin bu düşüncelerimizi gereği gibi değerlendireceğini ümit ederek hepinizi saygılarımla selamlıyorum.''

   814 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nereye kadar?
  17 Nisan 2008, Perşembe   Çözümsüzlük çözüm mü?
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Selamet mi, felâket mi?
  15 Nisan 2008, Salı   Çağlayan denince
  03 Nisan 2008, Perşembe   İsimsiz bir "elçi" şöyle diyor: Mantığa meydan okumak
  01 Nisan 2008, Salı   Adil ve kalıcı çözüm
  27 Mart 2008, Perşembe   Statü meselesi
  24 Mart 2008, Pazartesi   Duvarlar kalksın
  23 Mart 2008, Pazar   Başlıklara bakalım
  22 Mart 2008, Cumartesi   Dost Yunanistan !