|
Kilisenin, siyasete karışmasını sürekli eleştiriyoruz... Başpiskopos Hrisostomos'un, önceki gün "Kıbrıs sorunuyla ilgilenmeye devam edeceğiz. Çünkü kilise, daha siyaset yokken, bu adada karar vericiydi" şeklindeki açıklamasına oldukça öfkelendik... Bazı 'aşırı milliyetçiler' kilisenin bu tavrından yola çıkarak, Kıbrıs sorununa çözüm bulunamayacağını tekrarladılar... Güney'deki seçimleri Tassos Papadopulos kazanmış olsaydı, kilise Kıbrıs sorununun çözümüyle ilgili bir de plan hazırlayacaktı... İyi ki Papadopulos kaybetti... Yoksa, Cuellar Belgesi, Gali Fikirler Dizisi, Waldheim Planı, Annan Planı, derken bir de 'kilise planı' ile uğraşmak zorunda kalacaktık... Kuşkusuz, dinin, siyasete alet edilmesini istemiyoruz... Kilisenin, siyasetten uzak durması gerektiğini de ısrarla vurguluyoruz... Fakat, bir gerçek var ki; o da kilisenin Kıbrıs Rum halkı üzerindeki etkisidir... Dinine bağlı olan Rumların, özellikle Pazar günleri kiliselere nasıl akın ettiklerini merak edenler, Rum televizyonlarını izlesinler... Kilise, sadece dini ve siyasi konularda değil, ekonomik konularda da oldukça etkilidir... Turizm başta olmak üzere, alkollü içecekler, doğal su şişelemesi gibi alanlarda büyük yatırımları ve bu yatırımlardan elde edilen gelirler vardır... Kiliselerin tümü oldukça bakımlıdır... Kilise yönetenler oldukça eğitimli ve 'Türk düşmanlığı hariç' medeniyeti benimsemiş kişilerdir... Bir de bize bakalım... "Mübarek Kandil günüdür" diyerek resmi tatil yapan bizler, yılda kaç kez camiye gidi-yoruz? "İçme haramdır, cehenneme gideceksin" diyen din adamlarına ne kadar güvenebili-yoruz? Camilerimiz ne kadar bakımlıdır? Hepsinden önemlisi hala bir Müftümüz yoktur... İstifa eden Din İşleri Dairesi Başkanı Ahmet Yönlüer'in yerine hiçbir atama yapmayan ve bu daireyi vekaletle yöneten hükümetin, Kandil gününü tatil vermesi büyük bir çelişki değil midir? Son olarak beni hayretler içerisinde bırakan bir olayı aktarmak istiyorum... Bildiğiniz gibi Lefkoşa'daki cenaze namaz-larının büyük bir bölümü artık mezarlıktaki İsmail Safa Camisi'nde kılınıyor... Fakat ölen kişinin selası Selimiye'de okutuluyor... Geçtiğimiz Pazartesi günü, vefat eden bir yakınımın selası için Din İşleri Dairesi'ni aradım... "Bildiğimiz kadarıyla camideki mikrofon arızalı olduğu için sela okutulamıyor" dediler... Sonra bir hocayı aradım ve mikrofonun bozuk olduğunu teyit ettim... Bu ne demek oluyor? Sela isterseniz ölmeyin!!! Ya da ölürseniz, sela istemeyin! Tövbe yarabbim tövbe...
|