|
Çok eskilere gitmeye gerek yok... 3 Ocak 2008: KKTC Cumhurbaşkanı Sayın Mehmet Ali Talat'ın, Ankara'yı ziyareti ve TC Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül ile görüşmesi... 5 Ocak 2008: Sayın Abdullah Gül'ün ABD ziyareti, Başkan Bush ve BM Genel Sekreteri ile Kıbrıs ve Kuzey Irak'la ilgili görüşmeleri... 22 Ocak 2008: Yunanistan Başbakanı Kostas Karamanlis'in Ankara ziyareti. Yaklaşık 49 yıllık bir aradan sonra ilk defa bir Yunan Başbakanı Ankara'yı ziyaret etmiş oluyor... 22 Şubat 2008: Türk Silahlı Kuvvetleri, ABD'nin izni ile Kuzey Irak'ta... 14 Mart 2008: Yargıtay Başsavcısı'nın, Adalet ve Kalkınma Partisi'nin kapatılması talebi ve borsada ilk günden yüzde 8'lik düşüş... Türk Silahlı Kuvvetleri'nin, Kuzey Irak'a kara operasyonu düzenlemesi öncesinde üniversite öğrencilerine türban serbestliğinin verilmesi ve bunun kamuoyunda yarattığı et-kileri de anımsayarak, Türkiye'deki gündemin ne kadar hızlı değiştiğini görebiliriz... Özellikle AKP'nin kapatılmasıyla ilgili son adım, Türkiye'de en az bir yıl süreyle tartışma olanağı yaratacak bir adımdır... Kıbrıs sorunuyla ilgili ktirik görüşmelerin başlaması arifesinde ve Kürt sorununun en ateşli döneminde, AB yo-lunda ilerlemek istediğini söyleyen Türkiye'nin bu kadar karmaşık gündemle bir yerlere götürüldüğü gözle görülür haldedir... İnsanlar artık kime güveneceğini ve yaşanan olayların ne kadar gerçek, ne kadar gerçek dışı oluğunu bilmez haldedir... Hemen herkes atılan adımlara 'kuşkuyla' bakmaktadır... Yargıtay Başsavcısı, gerçekten AKP'yi kapatmak için mi bu adımı atmıştır, yoksa daha da güçlendirmek için mi? Geçmişte yaşananları dikkate aldığımızda, AKP lideri Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın aleyhinde atılan her adımın, her yasakçı kararın, AKP'yi daha da güçlendirdiğini görürüz... Öyleyse bu yeni adımın, bir yıl sonraki yerel seçimler için AKP'yi şimdeden güçlendirdiği yönündeki tahminler doğrudur... Bir yıl sonra Türkiye'de yerel seçimler vardır ve AKP'nin, Kıbrısla ilgili acelesinin bundan kaynaklandığı bilinmektedir... "2008 sonuna kadar ya çözülür, ya çözülür" yaklaşımı, 2009'daki seçimlerle doğrudan bağlantılıdır... AKP ya çözecek ve ilerleyecek... Ya bölecek ve ilerleyecek... Her iki olasılığı da seçim malzemesi olarak kullanmak mümkündür... Birincisinde, "İşte yarım asırlık Kıbrıs sorununu biz çözdük. Kurtulduk bu baş ağırısından" diyerek övünebilir ve ilerleyebilirsiniz... İkincisinde, "Biz yapacağımızı yaptık, artık adanın yarısı sonsuza dek bizimdir" diyerek, milli duyguları şahlandırabilir ve ilerleyebilirsiniz... Figüran Kıbrıslı Türkler de bütün bu olup, bitenleri uzaktan seyretmeye devam edecekler... Türkiye'de kaynayan iç politik gelişmeler nedeniyle, Türk halkının yaşadığı ve yaşayacağı ekonomik sıkıntıyı, fazlasıyla Kıbrıslı Türkler de çekecek... Dövizle borçlananlar ayvayı yıkamadan yiyecek... Sancısız doğum olur mu hiç? Olur mu?
|