Hangisini okusam?
Reşat Akar

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   17 Mart 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Lefkoşa Türk Maarif Koleji Müdürü, yardımcıları ve rehber öğretmenleri, son sınıf öğrencilerini 'meslek seçimi' konusunda bilgilendirmek amacıyla geçtiğimiz Perşembe günü bir toplantı düzenlediler...
Bu toplantıda, davetli beş konuşmacıdan biri de bendim...
Gerek bizde, gerekse Türkiye'de, eğitim sisteminin ne kadar çarpık olduğunu görmek için, geleceğinin ne olacağı bilmeyen, stress altındaki gençlerin yüzüne bakmak ve onlarla konuşmak yeterlidir...
Konuşmacı arkadaşlardan bir tanesi, muhasebe, finans ve mali müşavirlik konusunda aydınlatıcı bilgi verdikten sonra gençlere bir soru sordum:
"Muhasebe tahsili yapmak isteyenlere bugüne kadar herhangi bir 'yardımcı' ders verildi mi?
Yanıt: Hayır!
Gazetecilik okumak isteyenlere, hiç olmazsa haftada bir saat 'yardımcı ders' verildi mi?
Yanıt: Hayır!
Lise sona gelmiş, gelecek için meslek seçecek olan gençlerin nasıl bir eğitimden geçtiklerini çok iyi biliyordum...
Bundan on, yirmi, otuz yıl önceki eğitim sistemi ile bugünkü eğitim sistemi arasında fazla bir fark yoktur...
Çocuklar, lise son sınıfa kadar öngörülen müfredatı tamamlayacaklar, sınavı geçecekler ve kapı dışarı edilecekler...
Gelecekte ne olacağını belirlemek zorunda olan gençler, bu ülkenin, hangi sahada, ne kadar insan ihtiyacı olduğunu bilmiyorlar...
Diyelim ki; babaları, abileri veya yakınları onlara 'en iyi mesleği' önerdiler...
Peki, mali müşavir olmak isteyen bir öğrenci, lise son sınıfa kadar muhasebe konusunda hiçbir yardımcı ders görmemişse, tahsil için İngiltere'ye gittiği zaman nasıl başarılı olacak?
 Bu soru diğer meslekler için de geçerlidir...
Öyleyse 21. yüzyılda eğitim sistemimizi yeniden ele almak ve ciddi reformları gerçekleştirmek zorundayız...
Yaklaşık 13 yıl önce, Fen Lisesi'nin Okul Aile Birliği Başkanlığı'nı yapmıştım...
Bu okulun açılması ve yaşatılması için, emekli Sayıştay Başkanı Sayın Soner Vehbi ile verdiğimiz mücadeleyi unutamam...
Okulu yaşatmada başarılı olduktan sonra, karşımıza bir başka sorun çıkarılmış, Eğitim Bakanlığı, bir çırpıda 'kredili sisteme' geçme kararı almıştı...
Okul müdürü, öğretmenler, hatta Eğitim Bakanlığı'ndan hiç kimse, kredili sistem hakkında bilgi sahibi değildi...
Buna karşın, Türkiye'deki Fen Liselerini örnek alarak "geçeceğiz" dediler ve geçtiler...
Baktım ki, okulda herkes sıkıntılı...
Öğretmen, öğrenci, veli tepkili...
En sonunda Aile Birliği olarak, Ankara'dan uzman eğitimci davet etmek zorunda kaldık...
Gelen uzmanlar, okul öğretmenlerine, öğrencilere ve Eğitim Bakanlığı yetkililerine sistem hakkında  yardımcı oldular...
Yeterli laboratuvarı olmayan, bilgisayarsız Fen Lisesi'ni bitiren çocukları, Türkiye'deki Fen Liselerini bitirenlerle 'aynı şartlar' altında ÖSS sınavına soktular...
Pırıl pırıl gençler bu sınavlarda pek başarılı olamadılar...
Sistemsizliğin, bilgisizliğin ve beceriksizliğin faturasını öğrenciler ve aileler ödedi...
O günden, bugüne "değişen ne?" diye bakıyorum...
Hiçbirşey!..
Hala Fen Lisesi'nin kapatılması tartışılıyor...
İyileştirmek, geliştirmek yerine 'kapatalım gitsin' mantığı öne çıkarılıyor...
Maarif Koleji'nde okuyan öğrencilerin gözlerindekini okumakta zorlanmadım...
Hemen hepsinde gelecek endişesi vardı...
Hakikaten, bu gençlerin geleceği ne olacak?
KKTC'nin hangi mesleklere daha çok ihtiyacı var?
Öğretmen mi, muhasip mi, gazeteci mi, grafiker mi?
Nedir bu ülkenin açığı?
Yüksek tahsil sonrasında ülkesine dönmek isteyen gençlere kim, nasıl güvence verebilir?
Olası bir çözüm sonrasında hangi meslekler cazip olacak?
Bunun plan ve programını yapan varsa, ayakta alkışlamak boynumuzun borcu olsun!

   478 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Bizimkilere örnek olsun
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bir garip memleket
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Endişelendiren gelişmeler
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas çok şanslıdır
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Kemancı ve zurnacı
  13 Nisan 2008, Pazar   Güney'e dondurma seferi
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Kendimiz etmişiz
  11 Nisan 2008, Cuma   Royters'e bile ambargo olur!
  10 Nisan 2008, Perşembe   Avrupa'ya kaç tercüman göndereceğiz?
  08 Nisan 2008, Salı   Uyanık olmak