Zordayız ana, anla bizi!
Reşat Akar

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   9 Mart 2008, Pazar Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Kuzey Kıbrıs, en adi suçların işlendiği, büyük kaçakçıların, katillerin, mafyanın kol gezdiği bir ülke oldu...
1974 öncesinde yılda bir defa cinayet işlenmezdi bu ülkede...
Biliyorum, bazıları derhal itiraz ederek "Dünyanın her yerinde bu tür olaylar artıyor" diyecek...
1974 sonrasındaki ilk on yıla geçiyorum...
Karpaz bölgesinde bir genç kız dağa kaçırıldığı zaman yer yerinden oynamıştı...
Önderimiz rahmetli Doktor Fazıl Küçük, Halkın Sesi'nin birinci sayfasında, dönemin başbakanı, rahmetli Bülent Ecevit'e yönelik bir açık mektup yayınlamış ve "kurtardığınız bu ülkeyi kendi elinizle teslim edeceksiniz" uyarısında bulunmuştu...
Bir süre için önlemler alındı ve Kuzey Kıbrıs'a insan göçünde azalma görüldü...
Nereye kadar?..
Türkiye'de AK Parti iktidara gelinceye kadar...
Özellikle 24 Nisan 2004 referandumu sonrasında, inşaat patlamasıyla birlikte Kuzey Kıbrıs'a on binlerce insan getirildi...
Gelenler, kültürleri ve özellikleriyle gelirler...
Uyuşturucu ticaretinde, insan kaçakçılığında, hırsızlık ve soygunlarda, ırza tecavüz ve cinayetlerde korkunç artışlar oldu...
Türkiye'de hesaplaşma şansı bulamayanlar, kozlarını artık burada paylaşıyorlar...
Ve bir avuçluk KKTC polisi, profesyonelce işlenen cinayetleri aydınlatmak için, diğer sorumluluklarını bir kenara bırakarak, bunları aydınlatmanın peşine düştü...
Geçtiğimiz Şubat ayının 24'ünde, Girne'de bir cinayet işlendi...
Kan gölüne dönmüş aracın içinde bulunan cep telefonları ve diğer evraklardan yola çıkan polis, iki kişiyi 'zanlı olarak' tutukladı...
O günden sonra; dere yatakları, ormanlık araziler, ovalar, tarlalar karış karış arandı...
Çok sayıda polis bu cinayeti aydınlatmak için seferber edildi...
Sonunda, 7 Mart günü, Gaziantepli olduğuna inanılan adamın cesedi, GAU yolunda dere yatağında bulundu...
Bundan önce de çok sayıda cinayet işlendi...
Tüyler ürpertici bu tür olaylar karşısında, eli, kolu bağlı oturmak veya "Ne yapalım kaderimizdir" diyerek, boyun eğmek doğru değildir...
Tüm siyasi partiler, sivil toplum örgütleri, medya ve halk artık ayağa kalkmalı...
Hep birlikte haykırmalı; "Ana, biz bunları hak etmedik" diye...
Türkiye'deki hükümete, KKTC hükümetine, güvenliğimizden sorumlu olanlara "bu insanları neden başımıza bela ediyorsunuz? Bunları ülkeye niçin sokuyorsunuz?" diye sorma hakkımız vardır...
Son günlerde Kuzey Kıbrıs'ın her yanında dilenen çingeneler görüyoruz...
Kucağında çocukla kapıları çalıp, para istiyorlar...
Dün Lefkoşa'nın birçok mahallesinde, kapı çalan ve para isteyen onlarca çingene görüldü...
Büyük bir olasılıkla bir çete yürütüyor bu işleri...
Bu insanlar 'turist vizesiyle' nasıl giriş yapabiliyorlar?..
Tüm ilgililere tekrar, tekrar soruyorum:
"Bu insanlar 'turist vizesiyle' nasıl giriş yapabiliyorlar?.."
Susmak, suçları örtmek değildir...
Susmak, kendi halkını felakete sürüklemektir...
Susmak, çok yakın bir zamanda teslimiyeti teşvik demektir...
Amaç buysa, 8 Temmuz, Anan, ya da Baban planlarından bahsedip, durmaya gerek yok...
Toplum ezici bir çoğunlukla buna hazırdır!..

   477 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Bizimkilere örnek olsun
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bir garip memleket
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Endişelendiren gelişmeler
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas çok şanslıdır
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Kemancı ve zurnacı
  13 Nisan 2008, Pazar   Güney'e dondurma seferi
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Kendimiz etmişiz
  11 Nisan 2008, Cuma   Royters'e bile ambargo olur!
  10 Nisan 2008, Perşembe   Avrupa'ya kaç tercüman göndereceğiz?
  08 Nisan 2008, Salı   Uyanık olmak