|
Sanki sihirli bir değnek ortada dolaşıyor ve bir anda ülkenin kaderini, insanların düzenini değiştiriyor... Son günlerde kiminle konuşsanız, şikayetle karşılaşıyorsunuz... Ortak görüş, işlerin iyi gitmediği yönünde... Çiftçi şikayetçi... Hayvancı, kasap şikayetçi... Küçük esnaf şikayetçi... İşadamları, ithalatçılar, ihracatçılar şikayetçi... Otelci, lokantacı, taksici şikayetçi... Herkes işlerin azlığından ve buna bağlı olarak gelirlerin büyük ölçüde azalmasından şikayet ediyor... Birkaç gün önce, Lefkoşa'daki yeni sanayi bölgesinde faaliyet gösteren ve tamamen üretime dayalı iş yapan bir firmanın sahibi ile konuştum... Askerlik arkadaşım olan bu işadamının yanında 120 kişi çalışıyor... Her işçiyi dört ile çarparsak, yaklaşık beş yüz kişinin geçmini sağlıyor bu kuruluş... Geçen yılın Ocak ve Şubat ayındaki ciro ile bu yılın aynı aylarındaki ciroyu hesapladığında, gelirin yüzde seksen oranında azaldığını söylüyor... "Peki ne yapmayı düşünüyorsun?" diye sorduğumda şöyle diyor: "Yanımda çalışanların tümüyle ilişkilerim çok iyi. Hepsini seviyorum ve son ana kadar tek bir kişiyi dahi işten durdurmak istemiyorum." - Peki maaşları ödeyemeyecek duruma gelirsen? "Zaten gelmiş durumdayız. Elde olanlarla bugüne kadar ödedik. Ama işler daha da kötü giderse ve ödeyemez duruma gelirsek, zaten üç-beş kişiyi durdurmakla sorunu çözemeyiz..." - Öyleyse üç-beş değil, yarısını mı durduracaksın? "Belli olmaz. Hep birlikte tatile çıkabiliriz..." Moralimi bozan bu konuşma sonrasında, güvendiğim çok sayıda insanla konuştum... Aralarında müteaahhit de var, esnaf da... Bakkal olanı da var, hırdavatçı olanı da... İçlerinden bir tanesi dahi "İyiyiz, idare ediyoruz" demedi... Hemen hepsi, işlerin çok kötü gittiğinden söz etti... Amerika'dan gelen haberlerin kötü olması nedeniyle dövizin dünden itibaren yüseklemeye başlaması, olumsuzlukların üzerine tuz-biber ekti... Turizmde, tarımda ve diğer sektörlerde gelişme gösteremeyen, ancak dış yardımla ayakta durabilen, tüketime dayalı ekonomiler, en ufak bir sarsıntı karşısında çok erken dibe vururlar... Biz de kuyunun içine girmiş durumdayız... Bugün değilse, yarın... Kısa bir süre içinde dibe vurmamız, hiç de sürpriz olmayacak... Uzmanlar, özellikle Türkiye'de esen rüzgarların, fırtınaya dönüşmesi halinde, geçmişteki krizlerden de beter bir durumla karşılaşabileceğimizden söz ediyorlar... Öyleyse, hükümetin ve ilgili örgütlerin yeni bir değerlendirme yapması ve alınabilecek önlemlerin ivedilikle hayata geçirilmesi kaçınılmazdır... Zararın neresinden dönersek, kârdır!
|