|
Eskiden sadece 'kaçak işçileri' konuşurduk... Bugünkü iktidar, hiç olmazsa yarısını kayıt altına aldı. Toplam 50 bin işçi artık bu ülkenin 'yasal işçisi' sayılıyor. İddiaya göre bir o kadar da kayıtsız işçi var. Bunlar sadece inşaatlarda çalışmıyor. Fırınlarda, marketlerde, lokantalarda, ev işlerinde, matbaalarda, hatta kasaplarda çalışanlar vardır. Kısa bir süre için düşünün... Yeşilırmak'tan, Karpaz'a kadar, ovalara, bayırlara, dağlara, ormanlık arazilere, dere yataklarına, köylere ve kentlere yayılmış 50 bin insanı nasıl bulacak ve kayıt altına alacaksınız? İlk gelenlerin çevresi yoktu ve onları inşaat alanlarında, ya da pansiyonlarda bulmak kolaydı. Fakat artık herkesin bir 'memleketlisi' vardır. Kimisi amca oğlu yanında, kimisi kardeşinde, kimisi yenge kızının evinde kalıyor. KKTC'deki memurların tümü Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Sonay Adem'in emrinde olsa dahi bu kadar insanın kayıt altına almak artık çok zordur. Ancak, bir kısmını bulabilir, bu sayıyı aşağıya çekebilirsiniz. Şimdi gelelim diğer kaçaklara... Yazımın girişinde "eskiden sadece kaçak işçileri konuşurduk" demiştim. Bugün ise, kaçak müteahhitleri, kaçak kimyagerleri, kaçak tüccarları konuşmaya başladık. Bunlar kimden cesaret alıyor da kaçak kimyagerlik yapıyor? Kimden cesaret alıyor da kaçak müteahhitlik yapıyor? Yasalarımızın yetersizliği mi onları cesaretlendiren? Yoksa cezaların caydırıcı olmayışı mı? İnşaat patlamasının yaşandığı, betonlaşmanın hızla devam ettiği şu küçük toprak parçası üzerinde akla, hayale gelmeyecek olaylar yaşıyoruz. Çok ivedi bir şekilde, çok etkin önlemler alınmazsa, birkaç yıl sonra burada gecekondu olayını da yaşamaya başlayacağız. Yapacaklar ve yıkamayacağız. Hafif bir sallantı sırasında yıkılabilecek evlerde oturanların sayısı arttıkça, bunlar, ileriki yılların seçimlerinde bir şantaj olarak karşımıza çıkacak. Türkiye, bu tür olaylardan çok çekti. Öyleyse aynı acıları Kıbrıs'taki Türklerin de yaşamasını önleme konusunda Türkiye hükümetinden ve buradaki yetkililerinden yardım istiyoruz. Sayın Büyükelçi'ye, sayın komutanlara buradan açık çağrı yapıyorum. Kuzey Kıbrıs artık dünyanın gözünde 'suçlar' cenneti oldu. Kuzey Kıbrıs'ın bu şekilde gelişmesi, sadece Kıbrıslı Türkler açısından değil, Türkiye açısından da yüz kızartıcıdır. Bizim gördüklerimizi, sizler de görüyor ve duyuyorsunuzdur. Öyleyse sadece para ve asker değil... Bunları önleyebilmek için alınması gereken önlemlere destek veriniz. Destek olursanız, Kuzey Kıbrıs'ın imajını değiştirebilir, burada yaşayan insanları daha mutlu hale getirebilirsiniz. Bunu sizlerden bekliyoruz...
|