|
Gims adlı gemiyi Girne Turizm Limanı'ndan kimler kaçırdı?.. Lübnanlı'lar mı, Suriyeliler mi, Türkler mi, Kürtler mi?.. Henüz güvenilir bir açıklama yok... Sadece "Lübnan uyruklu oldukları sanılan iki kişi" deniliyor... Gemi kaçırma olayında aydınlığa kavuşması gereken sorular vardır: -Eğer gemiyi kaçıran bu insanlar, Girne Turizm Limanı'ndan çıkış yapmışlarsa, muhaceret işlemleri yapılmış mı, yapılmamış mı?.. -Turizm Limanı'ndan muhaceret kontrolü olmaksızın çıkış yapılabilir mi, yapılamaz mı?.. -Muhaceret işlemi yapılmışsa, nereden geldikleri bilinmez mi?.. -Korsanlar, teknenin sahibi, balık adam Turan Yeşialada'yı neden denize atmışlar?.. -Denize atılan ve halen bulunamayan Adil Çakır, KKTC'li mi, TC'li mi? -Ailesi burada mı? Burda ise nerede kalıyor, ne diyor? Gemi kaçırma olayını basit bir olay gibi görmek ve sessizlikle geçiştirmek doğru bir yaklaşım değildir... KKTC'nin, dıştaki kötü imajını daha da kötüleştiren bir olay olduğu için, bunu aydınlatmak polisin ve hükümetin görevidir... Ayrıca, artarak devam eden insan kaçakçılığı konusunda yine güvenlik güçlerinin ve hükümetin ağır sorumlulukları vardır... ABD başta olmak üzere, birçok ülke, insan kaçakçılığı konusunda KKTC'nin bir üs olarak kullanıldığına dikkat çekerek, uyarılarda bulunurken, KKTC makamlarının "bırakın Rum'u rahatsız etsinler" şeklinde bir yaklaşım sergileyeceğini düşünmek istemiyorum... Fakat diğer yandan, KKTC sahillerinin ne kadar güvenli olduğunu birilerinin açıklaması gerektiğini vurgulamak istiyorum... Geçtiğimiz yıl içerisinde yaptığımız eleştirilere şu yanıt veriliyordu: "Ocak 2008'den itibaren limanlarımızdan kuş uçmayacak!.." -Peki nasıl başaracaksınız bunu?.. "Çünkü çok gelişmiş bir radar sistemi alıyoruz..." -Radar nereye kurulacak?.. "Tüm sahilleri gözetleyebilecek kadar yüksek bir yere..." Ocak ayı bitti, Şubat'ın bir haftası da geride kaldı... O müthiş radar hala devreye girmedi mi?.. Girdiyse, kaçak göçmenleri taşıyan balıkçı tekneleri neden yakalanmıyor?.. Girdiyse, Girne Turizm Limanı'ndan kaçırılan geminin gittiği istikamet, neden Türkiye makamları tarafından ve ancak iki gün sonra açıklanabiliyor?.. Kıbrıs Türkü, 1974 öncesinde oldukça korkulu günler yaşadı... Bütün arzusu, o korku dolu günlerin artık geride kalması, huzurlu ve güvenli bir yaşam sürmesiydi... Üzücü olan şu ki; ülkenin nüfus yapısı hızla değiştiği için güvenlik sorunu yine baş köşeye yerleşti... Ve insanlar yeniden korku içinde yaşar hale geldi... Çözüm üretmek ve halkı rahatlatmak artık sadece KKTC hükümetinin elinde değildir... Türkiye, anlayış gösterir ve yardım ederse bu korkuyu yenebiliriz... Yok kendisiyle mukayese ederek "hadi iyisiniz, iyi" derse... İşte o zaman halimiz dumandır, duman!!!
|