Sakın korkmayın, doğru yoldayız!
Reşat Akar

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Şubat 2008, Çarşamba Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Sağlık Bakanlığı tarafından açıklanan istatistikler, özellikle bayanları oldukça tedirgin etti...
Boşuna tedirgin olmasınlar...
Topu topuna, bir yılda 35 AIDS vakası!!!
Dünyanın sonu gelmez ya?.. 
792 tane Hepatit B'li, 121 tane Hepatit C'li, 607 tane bel soğuklu, 78 frengili, 56 tane de human popiloma hastası tespit edilmiş...
N'olacak yani?..
Dünyanın sonu mu gelecek?..
Gelmez, gelmez!!!
Peki bu hastalıklar nasıl tespit edilmiş?..
-Yurt dışından çalışmak için gelen ve resmi kayıt yaptıran işçilerin zorunlu sağlık kontrollerinden...
Zorunlu sağlık kontrolü nasıl yapılır?..
1-İşçi ithal etmek isteyen firma Çalışma Dairesi'nden ön izin alır ve gerekli işlemleri tamamlar...
2-Ön izin alan işçi adaya geldikten sonra en geç bir ay içinde kan tahlili yaptırır ve yeniden Çalışma Dairesi'ne başvurur...
Peki bu bir aylık süre içerisinde, ön izinli işçi hasta ise ve sağlık kontrolü öncesinde birileriyle cinsel ilişki kurmuşsa ne olur?..
Hiçbirşey olmaz!..
Sadece bulaştırır, o kadar!..
Peki ön izin almadan gelen ve kaçak olarak çalışanlar arasında AIDS'li, ya da Hepatit'li olanlar, efkarlanır da felekten birkaç saat çalarsa ne olur?..
Yine hiçbirşey olmaz!..
Sadece bulaştırır, o kadar!..
Değerli okurlar...
Freni patlamış aracın, ne zaman, nerede, nereye toslayacağı belli değildir...
Ben, KKTC'nin bugünkü durumunu, freni patlamış bir araca benzetiyorum...
Ne zaman, nerede, kime toslayacağı belli değil...
Ülkemizde kayıtlı 50 bin işçi vardır...
Bunlar, daha sınır kapısına geldikleri anda, sağlık kontrolünden geçirilmelidir...
Ancak, yasa gereği ülkeye giriş yaptıktan sonra bir ay içinde kan tahili yaptırıyorlar...
Eğer kan tahlili tamam çıkmazsa, hastalıklı olduğu o zaman anlaşılıyor ve hakkında karar alınabiliyor...
Tekrar, tekrar iddia ediyorum...
Bu ülkede kayıtlı işçiler kadar kayıtsız işçi vardır...
Onların hiçbir sorumluluğu yoktur...
Onlardan kan tahlili, sağlık kontrolü istenmiyor...
Onlar inşaatlarda, fırınlarda, lokantalarda yatıp, kalkıyor...
Ya da pansiyonlarda ve aile yakınlarında kalıyorlar...
Onların da felekten birkaç saat çalma hakları yok mudur?..
Elbette vardır...
Bu işler için artık genel ev gerekmez...
Kuzey Kıbrıs'ın her köşesinde, ovalarda, ormanlık arazilerde 'şiki şiki baba' yerleri vardır...
Kahvehane adı altında çalıştırılan yerler vardır...
Hatta bazı itirafara göre, 'şiki şiki baba' yaptıran taksiler de vardır...
İddia diyorum:
Bayanla birlikte oturuyorsun aracın arka koltuğuna, şoför çekiyor tenha yollara...
Ondan sonra başlıyor şiki şiki baba!..
Şimdi de soruyorum:
Yıllardır, fuhuş baskını diye bir haber okudunuz mu?..
Geçtiğimiz ay içinde 'devleti yüceltme' adına, iki Kıbrıslı Rum'un yakalanması dışında herhangi bir fuhuş baskını duydunuz mu?..
Hayır!..
Duymadığınıza göre, Sağlık Bakanlığı'nın açıkladığı rakamlar, sadece gerçeğin çok ufak bir bölümüdür...
Bir teneke yağdan bir kepçe çekmek gibi!..
Yine de korkmayın!..
Doğru yoldayız!!!

   496 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Bizimkilere örnek olsun
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bir garip memleket
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Endişelendiren gelişmeler
  15 Nisan 2008, Salı   Hristofyas çok şanslıdır
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Kemancı ve zurnacı
  13 Nisan 2008, Pazar   Güney'e dondurma seferi
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Kendimiz etmişiz
  11 Nisan 2008, Cuma   Royters'e bile ambargo olur!
  10 Nisan 2008, Perşembe   Avrupa'ya kaç tercüman göndereceğiz?
  08 Nisan 2008, Salı   Uyanık olmak