Siyasetten barışa ve de suya
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   24 Mart 2008, Pazartesi Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Biz "çözüm olmayacak" dedikse de "dediğimiz dediktir" demedik.
1963'lerde vakta ki Mağusa'nın surlar içine kapanıp kaldıktı "telefon casustur" denildikten sonra  sadece iki yerin telefonlarını bıraktılardı çalışan. Birisi Sancak karargâhındaydı diğeri bizim Haberler Merkezinde.
O merkezde çalışırken geceleri canım sıkıldıkça Rum komşuların rastgele telefon numaralarını çevirir, kim çıkarsa karşıma o biçim lâklâk ederek efkâr dağıtırdım. Bir akşam çok güzel Türkçe konuşan bir Rum'u kendimce sardığımı sandıydım ki bana şöyle dedi:  "Be çocuk sen hiç bu dünyada çözülmeden devam eden siyasi sorun gördün mü? Gün gelir bu Kıbrıs sorunu da biter…" 
Bitecek tabi! Ne var ki aradan  yarım asrı aşkın bir süre geçti. İsrail-Filistin sorunu bir, Kıbrıs sorunu iki hâlâ bitmedi. Dünyaya baktıkça bitmeyecekmiş gibi görünen Afganistan, İrak, Pakistan gibi ülkelerin siyasi sorunları da devam edegele. Türkiye ise Asala'lı Ermeni sorunu bitse PKK ile  Kürt sorunu haline getirilmiş,  o da bitse Yunanistanlı Ege sorunu ile sorunlarına devam edecek sürtüşmelerde…
Sonuçta elbet bir gün Kıbrıs sorunu da çözüme ulaşacak. Talat ve Hristofyas'la mı yoksa Türkiye ile Yunanistan arasındaki uzlaşma ile mi? BM'lerle mi yoksa AB ile ABD insiyatifi ile mi? Rumun mu yoksa Türkün istediğince mi? Birleşik Kıbrıs'la mı yoksa  adına bal gibi "taksim" denecek "iki devlet esasında mı?"
Kim bu soruları bilip  cevap verirse, o Tanrı'nın yeryüzünde görevlendirdiği "siyaset meleği" olmalıdır! Bizse KKTC'nin zurnasında zırt deliği!
VE GELELİM "İÇİMİZE" : Vakti zamanında Brezilya halkını futbolla uyuturlarmış! 1990'lar öncesi Sovyetler halkını da "komünist rejimle!"
  Biz öyle zannediyoruz diye şimdi dünyada Kıbrıs'tan başka olay yoktur mu diyeceğiz? Bereket versin henüz böylesi uykulara dalmadık çünkü bakanlarımız izin vermiyorlar! 
Mesela görüşmelerin başladığı umutların yakıldığı bir sırada tam da sırasıymış gibi Şanlıdağ KKTC'ye gelecek bir milyon turistten söz eder, Beydağlı 2008'den de umudu kestik, battık gidiyoruz der. Uyumuşsanız bile dabdiri kalkarsınız!
Köylü, çiftçi, hayvancı yaz zaten geldi, yağmurdan umudu kesti, kuraklık nedeniyle çatlayan topraklar, yeşil ot bulamadığı için hastalanıp kırılan hayvanlarına bakıp ahvah ediyor. Susuzluk ise kâbus gibi çöktü çökecek! Tutun ki cebiniz hergün milyarlar doğursa çaresi yok, doğanın aziz-liğine kurban gideceksiniz. Uyku mu tutar?
Ki Rum eski Tarım Bakanı bile dayanamadı, bir zamanlar Türkiye'den getirtilecek "barış suyunun" lafını etmez ve suyu bile düşman ilan ederlerken şimdi dedi ki "adada barış şartları olsaydı Türkiye'den su getirecektik…"
İşte "barışı" tesis etmenin Kıbrıs insanının  ayağına  kadar gelen fırsatı.  Akıt Türkiyeden suyu al barışı!  Ki unutmayın birgün kıyamet günü geldiğinde ve Allah'ın huzuruna tüm dünya insanları olarak çıkmak  zorunda kalındığında,  o huzurda ne Türk olacaktır ne de Rum. Ne de ötesi milliyetler. İnsanlar olacaktır.
Tabi Rum bunu anlamaz! Egemenliğe kaydedeceği  Kıbrıs hayalinde susuzluğa kurban gitmek pahasına!  

   449 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları