|
Dün sabah manşetlerinden iç sayfalarına doğru gazetelerin neleri haber yaptıklarına şöyle bir baktığımda, "Allah bir kapıyı kapatırsa diğerini açar" dedim. Her ne kadar tevekkül felsefesine oturmuşluğunda az biraz çaresizliği vurgularken bitmemesi gereken umutları çağrıştırıyor da olsa, insan seviniyor! Seviniyor çünkü Asil Nadir'in dediğince "Kuzey Kıbrıs'ı ve insanını seviyorum." Sözün bir eksiği var, zaten "biz Kuzey Kıbrıslı insanlarız." O zaman hadi şöyle diyelim, "Vatanımı seviyorum!" Unutulan iki kelime. Üstelik söylendi miydi kimilerine göre yanlış ve gülünç, kimilerine göre şö-venizm. Çünkü o kimileri için vatan tüm Kıbrıs, millet de Kıbrıslılardır! Geçiyoruz çünkü bu saçma sapan ideolojik tutumlara değil; Asil Nadir'in GAS denilen şirketinin kiraladığı Geçitkale Havaalanı'nın işletmeciğiyle başlıyacak yeni iş potansiyeli umuduna seviniyoruz. Tabi ki "Devlete borcu vardır diye eleştirilerine oturmuş bu Asil Nadir değil miydi" diye sorulabilir. Sapla samanı karıştırmadan yazayım. Eğer bu Havaalanı KKTC'nin iş-sizliğine, izolasyonlardan kaynaklanan ulaşım sorunlarına, üretilenlerin ihracat açmazlarına ekonomik katkı ko-yacaksa ve bunlar bu vatanın varoluşuna kazınacaksa ben sevinirim. O zaman Asil Nadir adı gider, yerine işte o söz gelir: "Ben vatanımı severim." VE ÖTESİ HABER: YDÜ'sinin Tıp Fakültesi temelleri atıldı. Sevindim. Oysa biliyorum, yerenler, üzülenler, karşı çıkanlar da var. Eczacılık dişçilik gibi üniteler açıldığında olduğu gibi! Mesleki çıkarlarına halel geleceği için canları sıkılanlar zaten hiç inanmadılardı. Onlar için KKTC olduğunca "dondurulmalıydı!" Küçük coğrafya doyuma ulaşmış, mesela iki bin beş yüz işsiz üniversiteli genç insana karşılık, tek fazladan kişiyi almadan kendi mesleklerinin kapasitesi korunmalıydı! Öte yandan dikilerek sapıtan görüşlerde ise Kıbrıslı insan kimliğine kilitlenen siyasi saplantılarla mesela kim ki gelmişse TC'den bir teki kalmadan gitmeli, "arı ve temiz asil Kıbrıs Türk'ü kalmalıydı" sadece! Nüfusumuz azalır, halk oluştan cemaat esamesine inerken "bir avuç insan" nitelemesinde Rum'un gerçekten azınlığı durumuna düşebileceğimiz hiç düşünülmeden! Kaldı ki Devlet dediğiniz biraz da nüfus yoğunluğu demek değil mi? YDÜ'si "ben yaparım olur" mu diyor. "Olamaz" diyenler bir yana, neden olmasın? Üniversitesi varsa Tıp Fakültesi de olur… VE DENİZDEN TUZLU SULAR ARITILACAK, çeşmelerden tatlı sular akacak. Dün TC'den borularla su akıtılması projesini "billur sular" geliyor diyerek alay edenler neyse ki buna şerh koymadılar! Kurak çorak adanın, Osmanlı'dan beridir kıramadığı susuzluk kaderini, işte o denizlere kurulan tesisler kıracak. Tutun ki belki kısa dönemde değil, uzun yıllar sonra da olsa TC'den sular da akacak… VE KIRLANGIÇLAR GELDİ: Geçen gün baktım iki çift olmalı dört kırlangıç bizim fakirhanenin saçaklarına doğru hızla uçuyor, aşağılara pike yapıyor, ayrılır gibi olurlarken tekrar dönüp, belli ki yeni yapacakları yuvalarına yer arıyorlar… Onlar bizlerden. Sevdiğimiz kadar topraklarımızı, onlar da sevdikleri için geliyorlar. Bir yaz boyunca bizimle yaşıyorlar. Eğer yaşama olanağı bulurlarsa! Çünkü geçen yıl geldiler şöyle bir dolandılar ve bir daha gözükmeden ayrılıp yeni topraklara göç ettilerdi. Onlar kuşlar ama! Karınlarının doyduğu yerlere koşarlar. İnsanlar ise karınlarını doyurmak için vatanım dedikleri topraklara çakılırlar!
|