Yeni politika mı oluşuyor?
Eşref Çetinel

Yazarın tüm yazılarını görüntüle
   6 Mart 2008, Perşembe Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

Hristofyas'la bir çözümün olacağına inanmıyoruz. Dolayısıyla inançsızlığımızı sütunumuza iki şekilde yansıtı-yoruz: Başlatılacak olan görüşmeleri ciddiye almamak bir,  niçin inanmadığımızı "işte ispatı" diyerek köşemizde yansıtmak iki.
Sadece arada bir şeyi atladık, onu da CTP'nin eski bakanlarından bir dostum hatırlattı ve dedi ki "sütununda da yazmıştın. Mesela Soyer'in de adayı Kasulidis'ti fakat Hristofyas seçildi."
Ve şunu sordu: Farkında mısın her zaman bir adım önde olduğunu söyleyen Erdoğan cephesinden bugüne kadar ne Hristofyas'ın seçilmesiyle ilgili açık seçik bir değerlendirme (TC Dışişleri Bakanlığı'ndan) ne de o bir adım önde oluşu çakacak çözüme yönelik herhangi bir açıklama geldi…" 
Tabii Sn. Talat Ankara'da herhalde enine boyuna hem görüşmeler hem de çözüm tasavvurlarıyla ilgili görüşmeler yapacaktır ki ziyaret sonrasındaki açıklamalarını dinledikte mutlaka ipuçlarına sahip olacak ve şunu arayacağız: "Bir adım önde miyiz yoksa geride miyiz?"
 Ve gelelim diğer konuya: Bugüne kadar AKP'li Erdoğan politikasının mihenk taşına vuran "Türkiye AB'ye girmeden KKTC'nin girmesi mümkün değildir" görüşüydü. Kısaca Kıbrıs siyasi sorunu ile TC'nin AB üyeliği arasında bir bağ kurulduydu. Şimdi yeniden görüşmeler başlıyor ve Hristofyas cephesi ile Sn. Talat'ı dinlediğinizde "birleşik Kıbrıs" efkârının öne çıktığı görülüyor. Adı da federatif sistem konmuş. Hatta o kadar kesin ifade edilmiş ki bu federalizm mesela Sn. Talat eşi olan konfederasyonu bırakın hatırlatmayı, lafını bile etmeyi abes görmektedir. Yani konfederal sistem Sn. Talat için bir  umacıdır!
Birleşik Kıbrıs efkârı içinde ise zaten öteden beri hedef haline getirilen AB üyeliği vardır. Merak da burada başlıyor: Ankara böylesi bir politika değişikliğine girdi mi girecek mi? Yani Türkiyesiz bir AB'li Kıbrıs… Hele Sn. Talat Ankara'dan dönsün anlayacağız. Biz yine içteki sorunlara bakalım.   BUGÜNE KADAR DİLİYLE YILANI DELİĞİNDEN ÇIKARDIĞI ile ünlenen Başbakan Soyer, ki kapısının önüne hangi eylemci grubu dayanırsa içeriye buyur edip çay kahve ikram ettikten sonra vardıkları uzlaşma ile kendilerini güle oynaya uğurlama becerisine de sahiptir, üç saati aşkın görüşmesine karşılık kamu sendikaları ile anlaşamadı!
Sonay Adem yahut hükümet, "biz yasa yaparız olur ve kimse bu yasaların üzerinde fetva verme hakkına sahip  değildir" diyorlarsa da bu kez mesela "Sendikaların hazinede  olmayan paraya karşılık zam istemeleri yasaktır" kanununu çıkaracak halleri olmadığından işler çetrefilli!
Üstelik olayı ne Lokmacı Barikatı edebiyatı ne de başladı başlayacak denilen görüşmeler gündemden düşürebiliyor. Düşüremez çünkü söz konusu olan "maaşlara yapılacak zamdır." Yani şu din iman meselesi para!
Ve olayın asıl vurgulanması gereken yanı da "para olsaydı yine zam yapmazdık" efelenmesinde yansıyan hükümet kanadının tutumuna nazire, "dört yıl sonra hazinenin içine düşürüldüğü acıklı durumdur" düşüren de hükümettir.
Öte yandan bizim gibi "cici" olmayan ciddi demokrasilerde "battık" diyen bir hükümet istifa da eder, halktan güven tazelemek için  erken seçime de gider. Bunlar ise "battıklarına" anlayış ve izan gösterilmesini istiyorlar. Tabii sendikalar da göstermiyorlar! Haklılar çünkü ne batıran onlardır ne de sebep olan…
Kısaca hükümet dört yılda memleketi "seferî" hale soktu neredeyse olağanüstü hal ilan edecek! Sendikalar laf anlamadığı için de fena halde canı sıkılıyor! Ve halâ devr-i iktidarımızda 'büyük başarılarımız' diyerek destanlar yazıyor. Böylesi hükümet de görmediydik!  

   622 defa okundu Yorum Yaz        Yazdır        Arkadaşına Gönder

  Yazarın son 10 yazısı Yazarın tüm yazıları Yazarın tüm yazılarını görüntüle  
  21 Nisan 2008, Pazartesi   Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl
  17 Nisan 2008, Perşembe   Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur
  16 Nisan 2008, Çarşamba   Yağma yok, başaramayacaksınız
  15 Nisan 2008, Salı   Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ
  14 Nisan 2008, Pazartesi   Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya
  13 Nisan 2008, Pazar   Hükümet etmek zor zanaattır
  12 Nisan 2008, Cumartesi   Ne büyük siyasetler
  11 Nisan 2008, Cuma   "Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!"
  10 Nisan 2008, Perşembe   Bu hallerdir ki korkutuyor bizi
  09 Nisan 2008, Çarşamba   Eraslan'ın atraksiyonları