|
Yok öyle bir şey ama gıcıklığın inadına ve bir süre sonra diyeceğiz ki "Hristofyas'ın fendi Talat'ı yendi!" Çünkü: Varan bir: Hristofyas Lokmacı barikatının açılması konusunda "belki bu yıl içinde" deyip bizimkilerin "hemen açılsın" emrine iteatsizlik etti! Varan iki: Hristofyas siyasi eşitlikten ne anladığını söylerken halkların eşitliği değil, vatandaşların yasalar karşısındaki eşitliği tanımını yaptı, veto hakkı katiyen kabul edilemez dedi! Varan üç: Henüz gündeme gelmedi ama bir süre sonra Hristofyas diyecek ki "Annan Planı'nın 5. versiyonu falan yok. Görüşeceksek işte BM kararları, 1977-79 Doruk Anlaşmaları ve de Kıbrıs Cumhuriyeti parametreleri…" Yine de yazalım: Görüşmekte yarar vardır. Şunları öğrenmek için: Hristofyas'ın da Papadopulos'dan farkı olmadığı bir, Güney'deki Rum liderliğinin külliyen amacının çoğunluklarına dayalı bir federatif sistem olduğuyla ada egemenliğine bu çoğunluk esasında oturmaları iki… Görüşmeler başlasın, hem görürüz hem konuşmaya devam ederiz… İŞTE "BEN YAPARIM OLUR"UN İSPATI UBP'den çok çektiydik. "Ben yaparım olur" dedikçe yapıyor, yaptıkça içine ediyordu! Kendilerinden öte hiçbir STÖ'yle ve siyasi partiyle diyalogları yoktu. Tepedeki Cumhurbaşkanı Sn. Denktaş'la kavga etmeyi, altını oymayı politik basiret diye yutturuyorlardı. Kıbrıs siyasi sorununda o kadar içe kapandılardı ki "Rum" dını ağızlarına almazlar, AB'den BM'lere kadar kim varsa karşılarında tos atarlardı. Vaadlerin binini bir paraya sıralar, anavatan Türkiye ve Atatürk diyerek istismarcılığın dik alâsını yaparlardı… Bir gittiler hâlâ geri gelemediler. Galiba gelme umutları da yok çünkü bıraktıkları yerden bu kez kendi bünyelerini yeyip bitirme operasyonları ile devam ediyorlar. Ve "bazıları" için hâlâ "ben yaparım olur" saplantısı onulmaz vaka oluyor! CTP'YE DE MUSALLAT OLDU. Önce reformlarıyla milleti düzene sokacağız dediler. Başaramayınca bu kez yasaklarla terbiye etmeye çalıştılar. Onu da beceremeyip "dediklerinin dedik olmadığını" gördüklerinde bu kez de "yasalara" sığındılar. Ve ardından eklediler: "Bu memlekette kimse yasaların üzerinde değildir!" Başbakan Soyer savunmasının haklılığını kanıtlamak gereğini duyduğunda ise "geçmişe bakın. Biz yaptık siz olmaz dediniz. Fakat görün ama. Bal gibi de oldu. Yapmaya çalışırken itiraz edip eylemsel tepki koyduklarınız bugün KKTC bünyesinde çatır çatır çalışıyor, üstelik çok da yararlı olduklarının ispatını çakıyorlar..." ÖYLE Mİ? Mesela soralım. Kavga etmediğiniz tek STÖ mü kaldı? Reformlarınızın kaçının uygulandığını, uygulananların da nasıl kabul gördüğüne baktınız mı? Ve az biraz başınızı eğerek düşününüz: "Biz nerede hata yaptık ki bugün memleketi pahanın pahasına düçar eyle-yerek içbarışı dinamitleyen bir kaosa soktuk. Etki tepki-lerde üç tane siyasi parti doğurttuk. Kendi kesimlerimizle kavgaya tutuştuk. Hoşnutsuzluğu yarattık, umutları kırdık… Yani ne yaptıysanız oldu ne de yasalara sığındıysanız tuttu! Dolayısı ile eğer son dönemlerde sinirleri gitgide bam telinde çalmaya başlayan Sonay Adem, "Yasaların yorumunu yapma yetkisi KTTO'ya ait değildir" diyebiliyorsa, mazur görüyoruz! Ve hiç sormuyoruz: Hâlâ muhalefetsiz olan Meclis'te ve sadece kendi parti iktidarınıza dayanarak yaptığınız, Bakanlar Kurulu kararlarıyla çıkardığınız yasaların, size doğru olduğunu kim söyledi?
|