|
Keşke biz Kosova’ya emsal olsaydık
|
|
|
|
|
|
|
Siyasi durum kendi seyrinde devam ediyor. Hatta kuşku duyulacak yılları da atlattı. Aksine artık GKRY'nin tüm adanın yönetselliğini temsil eden uluslararası devlet kimliğine sahip olmadığı da kabul görmekte. Kuzey resmen Türk halkının egemen olduğu coğrafya olarak muamele görüyor ve gitgide iki ayrı "yönetsellikle" iki ayrı halk iradesinin iki ayrı bölgede kendi egemenleri olduğu düşüncesi kemikleşiyor. Bu sürecin tek arızalı yanı KKTC bünyesinde yaşanmakta olan siyasi çözüme yönelik görüş ayrılıkları olu-yor, bu da BM ile AB'yi kalıcı ve fonksiyonel çözüm konusunda nihai karara varmalarında tereddüte düşürüyor. ARIZA BİZDEN KAYNAKLIDIR: Kıbrıs'ta 1974'lerden önce gelişip bugünlere Annan Planı gölgesinde düşen Türk halkının mücadelesinde hiçbir devrede çözüm konusunda kesin ve ulusal karar aşamasına varılmamış, bütünsellik taşıyan bir mesaj verilememiştir. Bunun içinde 1974'ün hemen sonrasında yansıyan Kuzey'e ilişkin otonom ve federe yönetim biçimleri arayışları da vardır, ilke haline gelmesi gerekirken Denktaş'ın malı olarak nitelendirilip muhalefet cephesi tarafından benimsenmeyen KKTC de vardır. Ki KKTC varken ve sahip çıkılıp yaşatılması gerekirken Annan Planı gündeme geldikte, "işte fırsat" denilmiş ve eğer "Denktaş'ın KKTC'sini yıkacaksa bu plan yıkacak" umudu yakılmıştır! Kıbrıs'la ilgili dünya siyasi çevreleri bu tutuma bayılmışlardır çünkü en büyük korkuları olan "ya Kuzey hep birden KKTC'ye sahip çıkıp adada iki ayrı devlet konusunda direnişe geçerse ne yapacağız" gailesinden kurtulmuşlardır… ŞİMDİ GÜNDEME KOSOVA SOKULMAKTADIR. Beklerdik ki şimdilerde bağımsızlığı için uğraşan Kosova emsal teşkil edecek ispatta Kıbrıs'ı işaretleyerek, "işte orada da iki ayrı devlet vardır" politikasıyla hareket etsindi. Oysa aksi oldu Kosova'nın bağımızlık mücadelesi belki bizim için emsal olur umudunu yaktı! Gerçekte bugünlere gelirken görüp de anlamak istemediğimiz yığınla siyasi değişim oldu fakat bizim için hiçbirisi makbul sayılmadı! Mesela 1990'larda Sovyetler yıkıldı on dört tane yeni cumhuriyet oluştu, şimdi bunlar ne Sovyetler'den koptular diye perişandırlar ne de ayrı devlet oluşlarında yalnız. Aksine her geçen gün daha iyiye gitmekteler. Balkanlar'da da federasyonlar yıkılıp yeni devletler kurulurken ne üçüncü dünya savaşı çıktı ne de bu ayrılmalar felâket getirdi. Hatta bazıları AB üyesi bile oldu. Kosova arada kaldıydı şimdi o da bağımsız devlet olarak yerini almaya hazırlanıyor… BİZ BECEREMEDİK: Daha doğrusu becerme kabiliyetini dumura uğratan malûm kesimler en basitinden devlet olmayı bile yakıştıramadılar bu halka! Ya yıkılıp giden federasyon çağrıları yaptılar, yahut birleşik Kıbrıs efkârında debelendiler. AB ile BM bu seslerden cesaret aldı. Hatta susmasınlar diye destek verirken, güçlenmeleri için artması gereken katılımları teşvik yollarında oluk oluk paralar akıttı… Hâlâ devam edenler var ama en azından biliyorlar: Bu Rum'la bu adada ne federasyon kurulur ne de iki ayrı devlete dayanmayan bir yamala çözüm şekli kalıcı olur.
|
|
|
|
|
| |
21 Nisan 2008, Pazartesi |
Nail Atalay ve BM'de on buçuk yıl |
| |
17 Nisan 2008, Perşembe |
Bu ne gizlilik - su - ve pirinçle bulgur |
| |
16 Nisan 2008, Çarşamba |
Yağma yok, başaramayacaksınız |
| |
15 Nisan 2008, Salı |
Gariban Rum politikası ve DAÜ ile LAÜ |
| |
14 Nisan 2008, Pazartesi |
Nesine gülelim ve eğitimde yeni fasarya |
| |
13 Nisan 2008, Pazar |
Hükümet etmek zor zanaattır |
| |
12 Nisan 2008, Cumartesi |
Ne büyük siyasetler |
| |
11 Nisan 2008, Cuma |
"Ne oldu ama? Bir türlü anlayamıyorum!" |
| |
10 Nisan 2008, Perşembe |
Bu hallerdir ki korkutuyor bizi |
| |
09 Nisan 2008, Çarşamba |
Eraslan'ın atraksiyonları |
|